Uzun yıllardır yaşlı bakımı yapan İsviçreli bir hemşire yaşlanmaktan korktuğu için intihar edip yaşamına son vermiş. Yakınları kendisinin hiçbir sağlık sorununun olmadığını fakat bakımını üstlendiği yaşlılardan çok fazla etkilendiğini ve onların durumuna düşmekten çok korktuğunu söylüyorlar.
Yaşamın içinde bazı şeyler vardır ki, biz bunları anlamaya çalışır ve hep uzağımızda zannederiz. Fakat her birimiz tanıklık ettiğimiz şeye aday olabileceğimizi bilir ve mümkün olduğunca kaçınmaya çalışırız. Korktuğumuz ve uzaklaşmaya çalıştığımız şey, ölüm, hastalık, yaşlılık ve yoksulluk gibi imtihanlardır. Bunlar istenmese de yaşamın içinde vardır ve hayatın kendisi kadar gerçektir. Bu gerçeği olması gerektiği gibi savabilmek için güçlü bir imana ve teslimiyete ihtiyaç vardır.
Yaşlılık dönemi yoğun kapıların olduğu ve yaşamın gittikçe zorlaştığı bir dönemdir. Kayıplara her gün bir yenisi eklenmektedir. Gençlikle birlikte kaybedilen dinamizm yerini kurak bir çöle terk etmiştir. Artık kişi günlük işlerini yapmakta dahi zorlanmaktadır. Oturup kalkmak, ihtiyaçlarına ulaşmak müşkül hale gelmiştir. Yaşla birlikte gelen hastalıklar yaşamı zorlaştırmakta ve bir başkasının desteğini gerekli kılmaktadır. Ölüm her canlıya eşit mesafede durur ama yaşlılığa adım atmış kişiye dört adım daha yakındır.
Yaşlı kişiyi sarsan bir diğer etken de yalnızlıktır. Akranlarının çoğunu kaybetmiştir ve kendini çok yalnız hissetmektedir. Kayıplar yoğun yaşandığı bu süreçte kişiyi ayakta tutacak en etkili şey imandır.
Bediüzzaman, ahiret inancının faydalarından bahsederken, iki noktaya değinir. Birincisi, akıldan ziyade hisleri ile hareket eden gencin ahiret inancı ile kendini koruyabilmesidir. İkincisi ise yaşlıların içine düştüğü durumla alakalıdır. Akranlarının büyük bir kısmını kaybeden ve gündelik yaşamını sürdürmekte zorluk çeken yaşlı kişi, ahiret inancı ile rahatlamaktadır. Burada ölen yakınlarına kavuşacağını ve yaşadığı meşakkatlerin karşılık bulacağına tereddütsüz inanmaktadır. Bu onu ayakta tutacak bir iksirdir.
Ahiret inancı zayıf olan kişiler için ise hastalık ve yaşlanma gibi durumlar katlanılmaz bir acıya dönüşür. Kişi kendini her noktada yoksullaşmış ve yalnızlaşmış hisseder. Dünya artık onun için bir şey ifade etmemektedir. O yüzden ölümü bir kurtuluş gibi görür. Oysa ölüm sonrası yaşamın güzelliği ancak bu dünyada elde edilebilir.