İki kör lahana sarması yiyorlarmış. Biri diğerine "İkişer ikişer yeme, teker teker al ağzına" demiş.

"Benim ikişer aldığımı nereden biliyorsun " dediğinde "Kendimden kıyas yapıyorum" diye cevap vermiş.

Bir akşam Üniversite Öğretim üyelerinden biri gazetelerin haberinden çok etkilenmiş ve "Hocam, yalnız İstanbul şehrinde .vesikalı kadın varmış" dedi.

Ben de kendisine sordum "Bu habere göre sizin sokağa en az beş tane düşer. Sizin sokakta var mı Dedim. Hayır, hepsi dürüst insanlar "diye cevap verdi.

"Benim sokak da tertemiz, sizin sokaklar nasıl diye diğer öğretim üyelerine sorduğumda onlar da "temiz" cevabını verdiler.

Dört tane kadın televizyon ekranına çıkıyorlar ve "Aldatmayan erkek" olmadığını söylüyorlar. Erkeklerin aldattığını, kadınların aldatmadığını söylüyorlar.

Onların ifadesine göre on milyonlarca erkek, kadınını aldatıyor. Bir kere bu doğru değil. O dört kadın, bütün aileleri kendi aileleri gibi görüyorlar.

"Erkekler aldatır ama kadınlar aldatmaz" sözüyle güya kendilerini temize çıkarmaya çalışırlarken yakayı ele verdiklerinin farkına varamazlar.

Sizin hesabınıza göre "Aldatmayan erkek olmazsa, kadınlar da aldatma yapmıyorlarsa" bu erkekler kiminle kadınlarını aldatıyorlar

Kendisi sabahlara kadar içen, öğleye kadar ayılamayan sarhoşlar, herkesin aynı zıkkımı zıkkımlandığı kanaatindedir.

Sarhoş, kaldırıma oturmuş bekliyor. Oradan geçen biri, "Gece geç vakitte burada niçin oturuyorsun " dediğinde bütün evler gözümün önünden geçiyor. Kendi evim gelince içine gireceğim" demiş. Başı dönen, herkesi dönek zannedermiş.

Hırsız da herkesi hırsız zannedip "Çalmayan mı var " dermiş.

Siyasetin alt taraflarında iken gayet dürüst davranan, yukarılara çıktıkça değişime ve dönüşüme uğrayanları da bozan şey, gördükleri ve duyduklarıdır.

Yukarılara çıktıkça binlerce saygın adamın elinde hortum, hazinenin kapısında beklediğini görünce, yetmiş milyonun kapıda beklediğini zannedip hortumcuya uygun siyaset yapmaya başlaması, yüz tane din düşmanını etrafında görünce onlardan başka da yetmiş milyon görünmez veya uçaktan bakanın yeryüzündekileri karınca boyunda görmesi gibi meydanlardaki seçmeni de karınca gibi görmeye başlayınca o yüz kişiyle konsensüs/uzlaşma sağlanma tarafına gidiliyor.

Yılbaşı sarhoşluğuna katılımın çokluğunu televizyon ekranlarından öğrenmeyin.

Mahallenizdeki içki bayiine "İşler nasıl gidiyor" diye bir sorun ve aaah işitmemek için de orayı terk edin.

İstanbul un en ünlü gazinoları, zarar etmeye başlayınca gazinolar, iş merkezi haline getirildiler.

İstanbul un meyhanelerinin çoğunluğunun birkaç sokakta olduğunu müdavimleri bilirler. O meyhanelerin hepsini binalarıyla, sokağıyla beraber toplasanız Sultanahmet camiinin içini dolduramaz.

İstanbul da üç bin cami senede elli iki Cuma gününde avluya hatta sokaklara kadar dolar. Beş vakit namazda da camiler, mescitler, evler, iş yerleri, dükkanlar, daireler, kışlalar, karakollar, tarlalar, bağlar, bahçeler ibadethane haline gelir.

Siz, başkasının işine bakmak yerine kendi işinize bakın ve başınıza başkalarının çorap örmesine izin vermeyin. İslami eğitime ağırlık verin. Bütün ilimlerin İslami eğitim olduğunu hatırınızdan çıkarmayın.

Kur anın kurallarını indiren Allah, tabiat kanunlarını koyan Allah tır. Onun için bütün ilimler ilahidir.