Dünya garip bir yer. Ne olduğunu anlamaya çalışarak

tüketiyoruz ömrümüzü. Garip geldik garip gideceğiz yani. Kavrayabildiklerimizin

içinden çıkmayı başarabilirsek sanırım mutlu olacağız.

İstatistikler aşikâr uçuşuyor ortada. Sıkıntı olarak

gördüklerimizin nedenleri ve çözüm yolları belliyken çözümsüzlüğün peşinde

neden koştuğumuzu anlamaya çalışıyorum. Gelir dağılımındaki uçurumu, bu

uçurumun boyutlarının, körükleyenlerin arada bir çıkıp Bu kadar da olmaz

deyişini ama tezgâhın hiçbir zaman değişmeyişine akıl erdiremiyorum. Bir

insanın açlıktan nasıl ölebileceğini ise aklım almak istemiyor!

Dünya üzerinde doğal ölümün en az olduğu coğrafyalardaki

Müslüman yoğunluğunun nedenini çözmeye çalışıyorum. Açlıktan, hastalıktan,

savaştan ve darağaçlarından kaynaklanan ölümler teknik olarak doğal gelmiyor

bana. Saydığım sebeplerin hepsinin bir müsebbibi var. Bilinmeyen bir bilgi

değil bu. Kimin zalim, kimin mazlum olduğu, kimin yaşadığı, kimin öldüğü, kimin

doyduğu, kimin aç uyuduğu, kimin vurduğu, kimin düştüğü gün gibi aşikârken

Yardım edin bana ne olur Çözümü kim saklıyor Kim çözmek istemiyor bu sorunu

Sorun olarak kayda geçti mi acaba tüm bunlar

Yanlış yapıyorum farkındayım. Bu satırlardan size

bilgiler aktarmam gerekiyor aslında. Bilmiyorsan orada ne işin var diye

düşünebilirsiniz. Haklılık payınız var. Bilmediklerim bildiklerimden her zaman

çok olacak. Paylaştığım soruların ise ortak bilinmezlerimiz olduğunun

farkındayım. Eğer derseniz ki çözüm var; öyleyse ortada ihanet var demektir.

Ezberlenmiş tanımlarla çözüm söyleyenlerin de çözümsüzlüğe ortak olduğunu

düşünüyorum. Bu soruların yüksek sesle sorulmasını, sorulmasından sonra ise

rahatsızlık duyulmasını ve bu rahatsızlığın artmasını diliyorum. Bu hayatı

rahatlamak için kullanmak isteyenlerin uyuşturucu bağımlılarından farkı

olduğunu düşünmüyorum. Bizim rahat etmemiz diye bir tanımın fiiliyatı olamaz.

Biz rahat olsak, rahat olmayan nicesinin derdini ne yapacağız. Yoksa her koyun

kendi bacağından asılıyor diye, ayağımızda kanca yok diye, sırtımızı mı

döneceğiz acıya, ölüme, gözyaşına!

Sorumluluklarımızı gözden geçirmek için çok geç değil

aslında. Haber bültenlerinde üzüldüğümüz mevzular üzerine iki çay içimlik

vakitte rahatsız edebilsek birbirimizi, yutkunabilsek acı acı, başlarımız düşse

önümüze, bir süre konunun değişmesine izin vermeyiversek Çok şey istiyorum

farkındayım. Lakin bir çocuğun açlıktan öldüğünü duyduğumda öfkem beni esir

alıyor. Üstelik Afrika değil haberin geldiği yer. Daha yakın bize.

Afrikalıların ölmesine alıştık, Filistinlilerin cenazelerine, evlerinin

başlarına yıkılmasına, Bangladeş teki mübareklerin sırayla darağacına

yürümesine de alıştık. Ama yanı başımızda bir çocuğun açlıktan ölmesi Siz

Hayat süren leşler! Sizi kim diriltecek! diye haykırmak geçiyor içimden.

Devletleri ve devletlerin adalet anlayışlarını çok

abartıyoruz gibi geliyor bana. Adaletin de o kadar adil olmadığını, devletin

vatandaşını önceleyen değil, vatandaşının sırtına binen olduğu durumları

kavrayabilmek lazım. Vurup kırmadan ortaya konacak bir sivil itaatsizlik

durumuna açlık çekiyoruz. Böyle giderse biz de açlıktan öleceğiz farkında

mısınız

Güç sarhoşlarını ayıltmak, zenginleri doyurmak, milletin

vicdanıyla dalga geçenlere haddini bildirmek için sivil itaatsizliğe olan

açlığımızı bir an önce gidermenin yollarını bulmamız gerekiyor. Hem ülkemizdeki

refah ortamı, hem de dünyanın huzurla barışabilmesi için bu şart! Bugüne kadar

devletlerin çıkarları ve çarkları arasında ezilen insan, insan olmazsa devlet

neye yarar fikrini beslemek zorunda. Ahlaksızlığını, vicdansızlığını,

insanlıktan çıkmışlığını Devletin dini, vicdanı, ahlakı olmaz diye

pazarlayanların ipini pazara çıkarmazsak eğer Garip geldiğimiz bu dünyadan

aynı gariplikle gideceğimizin göstergesidir. İçgüdülerimizle yaşayıp, güçlünün

zayıfı yediği, orman kanunlarının geçerli olduğu bir hayatı yaşayana insan

demek ne kadar mümkündür. Fikir aklı terk ederse geriye cesetten başka ne

kalır

İçinizde bir muhalif bulunsun her zaman. Yaşadığınızın

farkına varmak istiyorsanız eğer. İnsan olmak da bir iddiadır bana göre. Daha

önceleri de değindiğimiz gibi iddianın ispat istemesi doğaldır. Varlığımızın

farkına varabilirsek eğer dünya değişir! Buna inanın

Ve nasıl yaparsınız bilmem ama zenginleri doyurmanın bir

yolunu bulun. Onlar doymadan insanlar açlıktan ölmeye devam edecek!

Size bir sır vereyim ama aramızda kalmasın. Kul yapımı

her hal sorguya açıktır. Tartışmasız tek söz Yaratıcıya aittir. Sakın ha

herkese anlatın

Kalbinizin sahibine emanet olun

Eyvallah!!!