Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Hüseyin Güler; Millî Görüş davasının delisi bir mücahitti. Almanya’da İGMG’ye gönül verenlerden, Avrupa Saadet’in temel dinamiklerinden bir kahraman, dava eri. Ben kendisini 1990 yıllarının başında tanıdım. 90’lı yıllarda seçim çalışmalarında Avrupa’dan gelen araç konvoyunun mihmandarı, arazide çalışmak için gelen gönüllülerin parlayan yıldızı Hüseyin Güler büyüğümüz, dünya imtihanını tamamlamış ve Hakk’a yürümüştür. Almanya’dan getirdiği özel araçlarla Erbakan Hocamızı meydandan meydana ulaştırmak için candan koşturan şuurlu bir Müslümandı Hüseyin abimiz. Böylesi dava delileri zor bulunuyor. İyi bir dost, vefakâr, fedakâr, cefakâr Hüseyin abimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine sabr-ı cemil niyaz ederiz. Mekânın cennet, derecen yüksek yüksek, cennet seferin mübarek, kabrin cennet bahçelerinde bir bahçe olsun. Seni her zaman hayırla yâd edeceğiz, Hüseyin Güler abimiz. İnanıyoruz ki Rabbimize gülerek gittin.

KÜFRÜN ÖNDERLERİ

Kötülükleri örgütleyen küfrün önderleri, şeytanın ifsat valisidirler. Biz hakikaten Kur’an’a kulak versek, yaşadığımız dünya olaylarını Kur’an’la değerlendirsek, Allah’ın gazap ve lanetine muhatap olacak işler yapmayız. Rabbimiz; İsra Sûresi 64. ayette şeytana hitaben şöyle buyuruyor: “Ey şeytan, haydi onlardan gücünün yettiklerini sesinle yerinden oynat, ayart ve aldat. Onlara karşı atlarınla ve adamlarınla, bütün kuvvetini toplayarak yürü ve yüklen onlara. Böylece onların mallarıyla, çocuklarıyla ilgili olarak, işleyecekleri günahlara yani mal ve çocuklarını kendi yolunda kullandırarak onlara ortak ol. Onlara türlü türlü sözler vererek aldat onları... Gerçekten şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” Nur Sûresi ayet 21: “Ey iman edenler! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın izinden giderse, şunu bilsin ki; o edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde, Allah’ın lütfu ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse günahlardan temize çıkamazdı. Fakat dilediği kimseyi arındıran ve temize çıkaran Allah’tır. Çünkü Allah, her şeyi işiten ve bilendir.” Şüphesiz ki şeytanlar, inanmayanları yöneten velidir, idarecidir, liderdir. Yayınlanan Epstein belgeleri, gösteriyor ki, ABD ve İsrail’in başını çektiği inkârcı sapkın zalimlerin, rezalette sınır tanımaz halleri, insanlığın midesini bulandıracak derecededir. Bunlar sadece nefislerine zulmetmekle kalmıyorlar, pis emelleri ve sapkın gayeleri için bütün insanlığı ateşe atmaktan çekinmiyorlar. Bugün ABD’yi yöneten Trump’ın, Epstein ile geçmişte derin ilişkini belgeleyen görüntülülerin ortaya çıkması, insanlığın nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Böyle bir Trump’a dostum diyenler, bu görüntülerden sonra bu dostluğun dayandığı ahlaksızlığı ve edepsizliği insanlığa nasıl izah edecekler. Bunun için Allah, bu zalimlere yönelmeyi yasaklıyor. Hud Sûresi ayet 113: “Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlere, haksızlık edenlere yakınlık, eğilim göstermeyin, onların fiillerine iştirak etmeyin, yardımcı olmayın, desteklemeyin ki, size ateş dokunmasın. Sizin Allah’ın dışında kulları durumundakilerden koruyucunuz, emirlerine itaat edeceğiniz otorite yoktur. Değilse Allah’ın yardımına nail olamazsınız.” Allah, bu zalimlerle mücadeleyi emrediyor. Nisa Sûresi ayet 76: “İman edenler, Allah yolunda, İslam uğrunda savaşırlar. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler ise putlaştırılmış, zalim, azgın diktatörlerin, idarelerin, şeytani güçlerin, tağutun uğrunda savaşırlar. O halde siz, şeytanın, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların, şeytani güçlerin liderlerine, koruyucularına, taraftarlarına karşı savaşın. Şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani güçlerin yaptığı örtülü savaş taktikleri zayıftır.” ABD ve İsrail’in şeytanın tarafında yer aldıkları ortadayken, ben Müslümanlardanım diyen lider ve toplumların, ABD ve İsrail tarafında saf tutmaları izahı zor bir durumdur. Zalimlerle mücadele etmesi gerekeler, onların zulmüne ortak olacak hale gelmişlerse, bunların Müslümanlık iddiaları sahte demektir.

MÜSLÜMAN

Müslüman; ilahlık taslayan egemen inkârcı, müşrik İsrail ve ABD güçlerine karşı gösterdiği tavır kadar, bu güçlerinin saldırısı karşısında ümmet bünyesinin mukavemetini yıkan, onu hastalıklı kılan iç bozulmaya karşı da mücadele veren kimsedir. Bu Müslüman topluluğun adına günümüzde HAMAS ve Millî Görüş, deniyor. Müslüman; Allah’ın düşmanlarıyla mücadele etmek kadar, düşmanla mücadele edecek sağlıklı bir bünyeye sahip olmanın da çabasını taşır. Her şuurlu Müslüman; bozulma ve zilletin nedenlerini, ABD ve İsrail güçlerinin yürüttüğü ifsat sebebinden önce, çözülmeye ve hastalanmaya müsait hale gelmiş olan kendi mensuplarının itikadi, ahlaki ve ameli tutumlarında arar. Millî Görüş kadrolarının, Kassam Tugaylarının verdiği mücadele; her türlü bozulma, tuğyan ve ABD ve İsrail’in yürüttüğü kirli savaş karşısında, tevhit inancının temel esaslarını yaşatmayı ve İslam’ın adil düzenini yeryüzünde hâkim kılmayı amaçlayan soylu ve köklü bir uğraştır. Yolunu Kur’an’la bulan hiçbir Müslüman, lanetli İsrail’in ve zalim ABD’nin önünde diz kırmaz. Şuurlu bir Müslüman, gerçek mümin ile işi gücü ifsat olan, yaptığı ifsadı, ıslah diye yutturmada mahir iş birlikçi münafığı birbirinden ayıracak hidayete, ferasete ve dirayete sahip olur. Allah, yeryüzüne salih kullarını vâris kılmıştır. Zulüm bu kulların cihadıyla önlenecektir. Bireysel ve toplumsal alanda adil bir düzen kurmanın yolu, yine Millî Görüş kadrolarının çabalarıyla mümkün olacaktır. Bir toplum, kendi nefsindekini değiştirmedikçe, kuşkusuz Allah da o toplumun bulunduğu durumu değiştirmeyecektir. Meşhur bir söz vardır, mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmez diye. Millî Görüş; zalimler diz çöksün diye mazlum milletleri ayağa kaldırmaya çalışan tek harekettir. Bunun için kolaylıkla “bana ne Amerika’dan” çıkışını inanarak yapabiliyor. Selam hidayete tabi olanlara…