Merhum Ali Haydar Haksal…
Gazetemizde on yıllarca kalem oynattı…
Uzun yıllardır Yedi İklim Dergisini kesintisiz çıkardı…
Yedi İklim Dergisi, günümüzde aktif birçok kalemin, köşe yazarının okulu oldu.
Ümmetin meselelerini sık sık gündeme taşıdı.
Kadim medeniyetimize sahip çıkmamız gerektiğini dile getirdi.
İnandığı umdelerden zerre taviz vermedi.
Sadakatinden ve duruşundan milim kaymadı…
ALİ HAYDAR HAKSAL'IN MİRASININ ADI MÜSLÜMAN DURUŞUDUR
Kitaphaber sitesinde Ethem Erdoğan, “Yedinci İklimi Arayan Adam: Ali Haydar Haksal Dosyası” başlıklı yazısında merhum Ali Haydar Haksal’la ilgili şu satırları kaleme aldı;
“Âkif, milletin imanını ve iradesini İstiklâl Marşı'nda haykırdı; Necip Fazıl, "Büyük Doğu" idealiyle bir medeniyet tasavvuru kurdu; Sezai Karakoç, "Diriliş" fikriyle geçmişi bugüne bağlayan bir köprü inşa etti; Nuri Pakdil, "Edebiyat dergisi" etrafında bir bilinç hareketi oluşturdu. Ali Haydar Haksal ise hikâyeleriyle, denemeleriyle ve dergiciliğiyle bu zincirin son halkalarından biri olarak belleği diri tutmaya devam etti.
Haksal'ın edebiyatı, kelimenin yüzeyini aşarak ardındaki ruhu, hatırayı ve insanı aradı. Onun kalemi, estetik bir arayıştan ziyade unutmaya-unutturmaya karşı tutulmuş bir çıradır. Zaman karardıkça daha çok anlam kazanır. Çünkü yazarlar eser bıraktıkları kadar, miras da bırakır… Ali Haydar Haksal'ın mirasının adı da encamı da Müslüman duruşudur. Bu duruş, bir bilincin maşerî hale getirilmesidir. Akif'ten, Necip Fazıl'dan, Sezai Karakoç'tan, Nuri Pakdil'den alınan sancağın devredilmesidir. Ali Haydar Haksal'ın edebiyatını anlamlı kılan tam olarak budur.
Bu dosya, hem kitaphaber yazarlarının hem de edebi kanondaki diğer kıymetli yazarların katkısıyla, Haksal'ın edebî şahsiyetini farklı yönleriyle ele almayı amaçlıyor. Onun hikâyelerinden denemelerine, eleştirilerinden medeniyet perspektifine kadar geniş bir alanı kapsayacak bu çalışma, bir yazar portresi çizmekten fersah fersah ötesidir. Çağdaş Türk edebiyatında vefa, bilinç, vicdan ve medeniyet kavramlarının nasıl bir karşılık bulduğunu görmek ve göstermek için hazırlanıyor. Böylece, Haksal'ın kelimeleriyle açtığı kapılardan geçerek, onun edebiyatını bir bilinç nöbeti olarak yeniden okumaya davet ediyor.”





