Bismillâhirrahmanirrahîm!
MAHMUT Arıkan Bey’i Saadet Partisi’ne genel başkan olduğundan beri “yakından” takip ettim. İl başkanları, GİK, TBMM Grup toplantıları; kongreler, divanlar; TV’lerdeki programları siyasi partiler, STK’lar, ziyaretçiler ve halkla iletişimini, sosyal mecralara yansımalarına kadar izlemeye çalıştım. 15 aylık genel başkanlığı sürecinde istikrarlı bir yükseliş trendi yakaladığını gördüm. Söz ve vaatler tutarlı; insan yaklaşımında samimiydi.
Yeni Nesil Siyaset vizyonundan sonra, 28 Ocak 2026 günü, TBMM’de Parlamento muhabirleriyle yaptığı kahvaltılı toplantıda, “Bizim ana bakışımız üçüncü bir yol inşa etmektir” açıklaması yaptı. Mevcut yöntem, dünyada ve Türkiye’de halkları “sağcı” ve “solcu” oluşumlara mahkûm hale getiriyordu. Bu söylem bize, “Millî Görüş çalışma modeli”nin de başlı başına bir çözüm adresi olduğunu hatırlattı.
1789’daki Fransa İhtilâli, bazı yeni kavramlar yanında “sağcılık” ve “solculuk” kavramlarını da siyasi literatüre taşıdı. Belki 100 sene sonra, özellikle Avrupa’da siyasi yelpaze “sağ” ve “sol” olarak şekillenmeye başladı. Türkiye de bu etki alanına girdi. Fakat bunlar ön-arka, aşağı-yukarı, sağ-sol olarak söylenen yön ifade eden kelimeler olarak biliniyordu.
Sağ ve sol başlangıçta farklı görüştekilerin oturma düzeni olarak kendini gösterdi. Sonrasında ekonomik şartlar da etkili oldu. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi de ölçü alınmaya başladı. Sonuçta bu kavramlar insan ve düşüncelerini tanımlamada bir netlik ifade etmeye yetmiyordu. Dahası, parçalanmışlık toplumu sömürgecilerin ağına düşürüyordu.
ÇÖZÜM ÜRETMEK
TÜRKİYE ve dünyada muhafazakâr çevreler kendilerini “sağcı” olarak ifade ederken; vahşi kapitalizme tepki gösterenler, radikal ve devrimci zihniyette olanlar kendilerini “solcu” olarak tanımlıyorlardı. Dünyada Merkel, Netanyahu, Trump sağcılığı temsil ederken; Le Pen, Nazım Hikmet, Maduro “solculuğu” temsil ediyorlar. Türkiye’deki siyasi temsilcilerini siz biliyorsunuz!
Küresel emperyalizm nice sağcı ve solcuyu öylesine kullanıyor ki! Bir tahterevalli misali… Birini indiriyor, diğerini çıkarıyor. Hangisi gelse sorunlar çözülmüyor. Hep küresel sömürgeciler kazanıyor. Halkın ümitleri boşa gidiyor. Bu horoz dövüşüne ilk çomak sokan Erbakan Hoca oldu. Siyasi yelpazeyi “sağ-sol” yerine; “hak-bâtıl” eksenine oturtmaya çalıştı. “Ne sağdayız, ne solda; hak yoldayız, hak yolda” söylemi bu anlayışın ürünüdür.
“Üçüncü Yol” arayışı yeni değildir. Erbakan Hoca, ilk defa, “Türkiye’nin siyasi yelpazesinde biz de varız” anlayışıyla Millî Görüş hareketini başlattı. Büyük mesafeler de aldı. 1983 yılından 1995’e kadar 12 yıl Türkiye’de ANAP ve Özal rüzgârları esti. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde RP yüzde 21,37 oy alarak birinci parti oldu. Sağcılığı temsil eden “Özalcılığı” bitirdi.
Şimdi yeni bir döneme girdik. Kimse AK Parti’yi CHP’nin bitireceğini sanmasın! Sağ ve sol daima birbirini besler. 24 senedir güya her şeyi yaptığını söyleyip Türkiye’yi emperyalistlere sömürten AK Parti’yi de bitirecek olan yalnız ve yalnız “Üçüncü Yol”un temsilcisi Saadet Partisi’dir.
PERGEL METAFORU
BAZEN Türkiye veya yurt dışından arayanlar oluyor. Şu şöyle diyor, bunlar bir araya geliyor, şeklindeki söylentilerin kafalarını karıştırdığını söylüyorlar. Önce, Millî Görüş sistematik bir çalışmadır. Esasları ve ölçüleri bellidir. Saadet Partisi ise YSK’nın onayladığı bütün siyasi partilerle iletişim kurar. Onlara söyleyecek sözü vardır. Herkes için “ıslah ediciliği” esas alır.
Mevlâna Hazretleri’nin “pergel” metaforunu bilirsiniz: “Müslüman, pergel misali, bir ayağı sabit bir noktada; diğer ayağıyla ise bütün dünyayı dolaşır.” O sabit nokta hak ve hakikat ölçüsüdür. Saadet Partisi’nin de bir ayağı Millî Görüş esaslarında, diğer ayağıyla da bütün siyasi partileri ziyaret ediyor. Kiminle konuşursa konuşsun, ölçüsü “Hayra motor, şerre fren” olmaktır. Herkesin iyiliklerinden hoşnut oluyor; şer işlenmesine razı olmuyor. Millî Görüş kadrolarının özelliği bu!
Millî Görüş çizgisinde olmayan kardeşlerimize derim ki: Hepinizin iyiliğini istiyorum. Saadet Partisi’ni sömürgecilerden veya onların işbirlikçilerinden değil; Saadet Partisi temsilcilerinden dinleyin. Meselâ, Genel Başkan Mahmut Arıkan, her gün gözler önünde! TBMM Grup toplantılarını dinleyin, kongre veya divanlarına gidin! Bunu da yapamazsanız TV konuşmalarını takip edin! Dinledikten sonra, etki altında kalmadan karar vermek de sizin göreviniz!
Kardeşler! Trump’ın söyledikleri ortada! Türkiye’de ve dünyada çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Hepimizin birbirine ihtiyacı var. Farklı düşünsek bile, birbirimize düşmanlık etmeyeceğiz. Dünyada birbirimizden başka kimimiz var ki!