Büyük acılar yaşadık…

İstanbul da bir deprem bölgesi…

Geçtiğimiz günler 17 Ağustos depreminin sene-i devriyesi idi.

Çok konuştuk, tartıştık ama yeteri kadar bu manada tedbir alınıyor mu?

Gerek merkezi iktidar gerekse yerel yönetimler üzerlerine düşeni yapıyorlar mı?

UNUTMADIK, UNUTMAMAMIZ LAZIM!

Unutmadık, Unutturmayacağız; Depreme dirençli bir İstanbul için hemen şimdi!

17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti.

Binlerce yurttaşımızı yaşamdan koparan, on binlerce insanımızı yaralayan, yüz binlerce insanımızın yaşamını ve geleceğini etkileyen bu büyük afet, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi açısından tarihsel bir dönüm noktası oldu.

17 Ağustos’un acısı hâlâ hafızalarımızda.

Ancak aradan geçen 27 yıla rağmen başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi’nin depreme hazırlığı konusunda alınması gereken yolun henüz tamamlanmamış olması, kaygılarımızı artırmakta…

Deprem bir vakıa, bir gerçeğimiz! Afete dönüşmesi ise büyük ölçüde insan eliyle meydana getirilen koşulların sonucu.

Depremin nerede, hangi büyüklükte ve hangi zaman aralığında meydana geleceğini kesin olarak önceden söylemek mümkün değil.

Ancak bilimsel veriler ışığında deprem tehlikesini ortaya koymak, riskleri belirlemek ve toplumun afetlere karşı dirençli hale getirilmesi için gerekli önlemleri almak mümkün.

İSTANBUL AÇISINDAN DURUM SON DERECE CİDDİ.

Marmara Denizi içerisindeki aktif fay sistemleri ve bölgenin tarihsel deprem geçmişi, İstanbul’un deprem tehlikesinin ertelenemez bir gerçek olduğunu göstermekte.

Buna karşın kentimizde yapı stoku, zemin koşulları, ulaşım ve altyapı sistemleri, toplanma alanları, kritik kamu yapıları ve afet sonrası müdahale kapasitesi açısından önemli sorunlar bulunmakta…

Özellikle zemin ve yerel jeolojik koşulların yapılaşma kararlarının temel unsurlarından biri olması gerekirken, kentleşme süreçlerinde jeoloji ve mühendislik verileri yeterince dikkate alınmamakta.

İstanbul’un deprem güvenliği yalnızca binaların güçlendirilmesi ya da yenilenmesi meselesi değildir.

Depreme dirençli bir kent; doğru ve güncel jeolojik-jeoteknik veriler üzerine planlanan, fay ve diğer doğal tehlikeleri dikkate alan, güvenli yapılaşma alanlarını bilimsel kriterlerle belirleyen, mevcut yapı stokunu bilimsel yöntemlerle değerlendiren, altyapı ve ulaşım sistemlerini afet koşullarında çalışabilir kılan, kritik kamu hizmetlerinin sürekliliğini sağlayan, afet sonrası barınma ve yaşam alanlarını önceden planlayan, kent sakinlerinin afetlere hazırlıklı olmasını sağlayan bütüncül bir afet yönetimi anlayışıyla mümkün…

Bu nedenle İstanbul’un deprem hazırlığı, dönemsel açıklamalarla veya yalnızca imar ve kentsel dönüşüm uygulamalarıyla sınırlı tutulmamalı…

Deprem riskinin azaltılması, bilimsel, şeffaf, kamu yararını esas alan ve ilgili meslek odalarının bilgi ve deneyiminden yararlanan sürekli bir kamu politikası haline getirilmeli…

İSTANBUL İÇİN 8 MADDELİKÇAĞRI!

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu İstanbul için 8 maddelik bir çağrıda bulundu.

1- İstanbul’un güncel ve bütüncül jeolojik-jeoteknik verileri kamu yararı doğrultusunda değerlendirilerek kent planlamasının temel girdisi haline getirilmelidir.

2- Deprem tehlikesi ve risk analizleri güncel bilimsel veriler ışığında düzenli olarak yenilenmeli ve kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmalıdır.

3- Mevcut yapı stoku, yalnızca bina yaşı gibi göstergelerle değil; zemin, yapı özellikleri ve çevresel koşullar birlikte değerlendirilerek önceliklendirilmelidir.

4- Kentsel dönüşüm, rant ve yoğunluk artırma aracı olmaktan çıkarılmalı; temel hedef can güvenliği ve afet risklerinin azaltılması olmalıdır.

5- Deprem sonrası kullanılacak toplanma ve barınma alanları korunmalı, azaltılmamalı ve bu alanların altyapıları bugünden hazırlanmalıdır.

6- İstanbul’un ulaşım, enerji, su, kanalizasyon, haberleşme ve diğer kritik altyapılarının deprem performansı bütüncül biçimde ele alınmalıdır.

7- Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler ve meslek odaları arasında bilimsel bilgiye dayalı, sürekli ve kurumsallaşmış bir işbirliği mekanizması oluşturulmalıdır.

8- Afet risklerinin azaltılması çalışmalarında toplumun bilgi alma ve karar süreçlerine katılım hakkı güvence altına alınmalıdır.

Kaynak: Haber Merkezi