Bir eğitim öğretim döneminin daha zili çaldı. Pazar gecesi 20 milyon çocuk heyecanla girdi yatağa. Yeni okul forması, çantası, defter ve kalemleri...
Evet, bu yıl tam 20 milyon öğrenci okula dönmüş. Bir de dönemeyenler var...
Narin gibi...
Adını bilmediğimiz kayıp binlerce çocuk gibi...
Gazze’de katledilen 16 milyon çocuk gibi...
Eğitime dair konuşulması gereken o kadar çok şey var ki... Kocaman bir yumru gelip boğazımıza yapışıyor. Bunca acı içinde hangi birini konuşalım, insan bilemiyor...
Lütfen yeni eğitim dönemine başlamışken bu acıları konuşmanın ne anlamı var demeyin... Evet, okulun ilk günü demek heyecan demek. Okulun ilk günü demek, umut demek. Ancak heyecanımız ve umudumuz çalınıyorsa en çok da bugün konuşmamız lazım.
Yaşadığımız acıların temelinde yatan sorun; eğitim sisteminin insanı eğitemeyişidir. Ancak bu sorun yeni okullar inşa etmekle, müfredatta göstermelik birkaç düzeltme yapmakla çözülemeyecek bir sorun. Belki de asıl sorun “eğitimi güçlendiriyoruz” adı altında yapılan iyileştirmeler. Zira böylesi tutumlar gerçek sorunu görmemizi ve dolayısı ile çözüm üretmeyi engelliyor.
Yeni ve büyük okullar inşa etmekle, herkesi ama herkesi zorunlu eğitime tabi tutmakla, barajları kaldırıp, başarısız öğrencileri sınıfta bırakmadan geçirerek eğitim sorununu çözemez, daha da kangrenleştirirsiniz. Ki öyle de olduğuna yaşayarak şahit oluyoruz.
Böyle bir sistemde herkesi teknik bir eğitimden geçirirsiniz elbette. Fabrikadan çıkmış gibi birbirine benzeyen insanlar yetiştirebilirsiniz. Fakat fabrikanın nasıl bir insan modeli yetiştirdiği tartışılır... Teknik manada da kaliteli insan yetiştiremediğimiz ortada.
İnsanın akıl ve vicdanına yatırım yapmayan, sadece ezbere dayalı bir eğitim sistemine sahibiz. Adeta fabrikada üretilmiş robotlar gibi... Böyle bir sistemde ahlaki değerlerin hayatta kalmasını bekleyemeyiz. Böyle bir sistemde ahlaklı, vicdanlı, merhametli insanlar da yetişmez.
Eğitimi sadece dört duvardan ibaret gören anlayış, önce ahlak ve maneviyat diyebilen nesiller yetiştiremez. Eğer “önce ahlak ve maneviyat" diyebilseydik bugün Narin’e uzanan kötü eller içimizde barınamaz, Gazze’de katledilen binlerce çocuğa karşı bu kadar duyarsız olmazdık.
Evet, bugün Narin okuluna gidemiyorsa, binlerce çocuk kayboluyor ve katlediliyorsa, binlercesi de bombaların altında uyumak zorunda bırakılıyorsa bu, bizim ahlaklı ve vicdanlı insan yetiştirememe sorunumuzdan kaynaklanıyor.
Ne diyelim, yine de yeni eğitim dönemi hayırlı olsun...