Tarih boyunca Kiev ve Moskova hanedanları arasında çekişme olagelmiştir (Tabi büyük bir zaman zarfında çekişmenin önüne geçen Türk hâkimiyeti de söz konusudur). Kiev ve Moskova arasındaki çekişme, nihayetinde aynı ırktan olan iki bölgenin birbiri ile olan siyasi çekişmesidir. Bakın Rusya veya Rus demiyoruz. Zira ikisine de Rus veya daha geniş bir tanımlama ile Slav diyebiliriz. Eskiler bilirler Ruslar geldi, Ruslar şunu yaptı veya Ruslarla savaştık demezlerdi. Moskof tanımını kullanırlardı. Rus kavramı ve onun da ötesinde Slav kavramı daha geniş bir kitleyi anlatır.

Bugünden bakıldığında Ukrayna ve Rusya arasındaki gerginlik esasında iki rakip bölgenin savaşı gibi görünen durum olmasına rağmen süreç içinde hep emperyal güçlerin mücadele merkezine dönüşmüştür. Bizim de tarihimizin önemli kırılma noktalarından biri olan Kırım Savaşı (4 Ekim 1853-30 Mart 1856) Batılı güçlerin Osmanlı’ya verdiği desteğe ve Osmanlı’nın Müslüman tebaasının olduğu bir toprağı kaybetmemek için verdiği olağanüstü çabaya sahne olmuştur. Sonunda Kırım kaybedilmiş Batılılar Osmanlı’ya yerleşmeye başlamış, borç almada sınırlar aşılmıştır. Yaşananlara tek tek değinmek zor ancak Osmanlı için yıkımın en önemli kilometre taşlarından biri olmuştur.

Rus İmparatorluğu sonrasında Sovyetler Birliği dönemi Rus hâkimiyetinde kalan Ukrayna, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanmıştır. Bu süreçte yeni devletin inşasında içine düştükleri acziyetle ilgili birçok keşkeler olsa da en bilinenleri Kırım başta olmak üzere Ukrayna’ya verilen topraklar ve Kazakistan’a verilen çok geniş topraklardır.

Putin’in gücü ele almasıyla başlayan süreçte, bölgesel güce dönüşmüş Rusya’yı tekrar küresel bir güce dönüştürme gayreti dikkat çekmektedir. Bu noktada güvenlik ile ilgili kırmızıçizgiler de tekrar gündeme gelmiştir. Bunlardan en bilineni Moskova merkezli güvenlik anlayışıdır. Rusya bir rakip devletin Moskova’ya 500 km yaklaşmasının bir tehlike oluşturacağı stratejisini benimser. Her Rus devletinin öncelikli hedefi olan politika Rusya’nın güçlenmesi ile tekrar uygulanabilir bir seviyeye gelmiştir. Ancak Ukrayna’da Rus yanlısı Viktor Yanukoviç'in iktidarı Onur Devrimi olarak anılan devrimle yıkılmasından sonra Rusya açısından işin şekli değişmiştir. Nitekim Rusya-Ukrayna Savaşı Şubat 2014'te başlamış ve Rusya kısa sürede Kırım’ı ilhak etmiştir. Rusya bunun akabinde Ukrayna ordusuna karşı Rus kökenlilerin çoğunlukta olduğu doğu Donbas bölgesinde savaş başlatan paramiliter gruplara destek vermiştir. 2018 yılında Ukrayna, bölgenin Rusya tarafından işgal edildiğini ilan etmiştir. Bu ilk savaş 8 yıl sürdü. Şubat 2022'de Rusya, Ukrayna'ya tam ölçekli bir işgal başlattı ve ülkenin daha fazlasını işgal etme operasyonu başlattı. Bu harekât II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'daki en büyük çatışmayı doğurdu.

Savaş çıkacaktı. Daha doğrusu çıkması gerekiyordu. Zira Rusya’nın bölgesel hassasiyetlerini bilen Batılı güçler bunu bir koz olarak kullanıp Ukrayna üzerinde güçlenen Rusya’yı zayıflatmayı planlıyordu. Nitekim 3 yılı aşkın süredir devam eden savaşta Rusya belli noktalarda zayıflatıldı. Ancak gözden kaçan Rus askeri geleneğinin uzun soluklu ve düşük yoğunluklu savaşlara hazır olduğuydu. Rusya belli açılardan zayıfladı, diğer belli açılardan ise güçlendi. Aralarında sorun olan Çin ve Hindistan ile yakınlaştı. Batı’ya satamadığı hidrokarbon kaynakları onlara sattı. BIRCS süreci hızlandı ve genişleme yaşadı. Yüzlerce milyar dolar harcayan Batı ise sadece Ukrayna’yı bir savaş alanına çevirmeyi, on binlerce insanın ölmesini ve Trump döneminde yapılan anlaşmalar ile Ukrayna’yı bu çağın sömürgesi durumuna getirmeyi başarabildiler.

Bu savaş bitecektir. Herkes istediğini alacaktır. Olan Ukrayna’ya olacaktır. Trump, savaş sonucu harcadığı dolarları maden anlaşmaları ile geri alacak. Bunun yanında Trump, ABD’ye karşı oluşan bloğu zayıflatmak için Rusya’ya barışı sundu. Bunu yaparken de Biden yönetiminin yaptıklarını temizlemek adı altında hedeflediğini ortaya koydu. Asıl hedefi ise küresel gücün merkezi olmasına veya sermayenin merkezi olmasına tehlike oluşturan Çin’i bitirmektir. Ukrayna, Suriye, Filistin ve bölgedeki çatışmaları bitireceğim demesinin altında yatan asıl neden gündemini asıl düşmanı olarak gördüğü Çin’e yoğunlaştırmaktır.