Görünmeyen Cephenin Sınırları

Siyonizm’in İran’a yönelik saldırıları inişli çıkışlı bir seyirde diğer bir ifade ile düşük yoğunluklu bir savaş şeklinde devam ediyor. Aslında tam da istedikleri bu gibi en azından ABD ara seçimlerine kadar… Süreç öyle bir hale geldi ki; artık ezber haline gelen Trump anlaşmaya yakınız cümlelerinin ardından, bir yeni ABD saldırısı, ardından bir durulma, ardından İsrail’in yeni bir kaosa yönelik hamlesi ve Trump’ın Netanyahu’ya küfrü döngüsü yaşanıyor. Bu döngü veya entegre denklem küresel siyasetin ana gündemini işgal etmeye devam ederken, gözlerden kaçan ama dünya dengelerini kökünden sarsabilecek çok kritik bir yeni hattın da şekillendiğini söylemek mümkün… O da Ukrayna'nın bu bölgesel krizi kendi varoluşsal savaşı haline çevirme/dönüştürme hamleleridir. Bu hamlelerin tamamı aslında tek bir cümlede özetlenebilir: Ukrayna kendini en başından beri yaptığı ancak sınırları içinde kalan Siyonizm’in vekilliği vazifesini yaşadığı sıkışıklıktan çıkmak için sınırlarının ötesine taşıyarak, İran’a saldırıyor. Zira Ukrayna’nın elinde artık sınırlarına sıkışmış bir savunma veya klasik bir cephe siyaseti yok. Elinde sahada test edilmiş bir savaş makinesi, büyüyen bir istihbarat diplomasisi kapasitesi ve küresel ölçekte bir "hizmet ihracı" modeli var. Daha net bir anlatım ile Zelenski kendi varlığını devam ettirmek için, elindeki imkânı sadece vekil olarak savaştığı Rusya’ya karşı değil, Siyonizm’in asıl mücadele noktası olan veya ona dönüşen İran’a yönelik de kullanmaya başladı. Buradaki esas başarısı, kendisini İsrail'in Güvenlik Kabinesi'nde bile konuşulan bir Ortadoğu aktörüne dönüştüren bu yeni aparat profilidir. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, tıpkı Katil Netanyahu'nun yaptığı gibi, Tahran'a karşı açılan küresel ve bölgesel cepheyi kendi savaşının doğal bir uzantısına dönüştürmenin yollarını arıyor. Başka bir anlatımla kendi bekasını sağlamak ve Siyonizm’in hedeflerine hizmet etmek için elinden gelini yapıyor. Bu stratejinin en dikkat çekici ve cüretkâr halkası ise 25 Temmuz 2026'da yaşandı: Kiev güçleri, Ukrayna topraklarından binlerce kilometre uzakta, Hazar Denizi'nde İran bağlantılı ticari gemileri ve askeri unsurları hedef aldı. Maksadının ne olduğu aşikâr, “Beni kullanın, ben ne derseniz yaparım” ifadesinin ötesinde, “Ben de sizdenimdir”.

Hazar'da Taşlar Yerinden Oynuyor

Bu saldırı soyut bir iddia veya diplomatik bir blöf değildir. Bizzat faili Ukrayna tarafında açık bir sahiplenmeyle tescillenmiştir. Yani böyle olaylarda kesin olarak Ukrayna yaptığı bilinse de inkâr edilip “bilmiyoruz, haberimiz yok” vesaire gibi geçiştirici ve doğrudan karşı bir cephe olunmasının önünü alıcı manevralar üretilir. Ancak buna bile ihtiyaç duyulmamıştır. Klasik devlet inkârlarının ötesinde Zelenski, Ukrayna kuvvetlerinin Hazar'da bir Rus savaş gemisiyle birlikte İran bağlantılı askeri kargo gemilerini de vurduğunu bizzat ilan etti. Ukrayna Güvenlik Servisi ise operasyonun detaylarını paylaşarak Portolya-2 ve Bege isimli gemilerin yanı sıra bölgedeki bir petrol platformunun ve bir füze hücum botunun hedef alındığını duyurdu. Esasında Ukrayna ile İran arasındaki bu husumetin kökleri yeni değil. Bu nedenle doğrudan “Nereden çıktı bu saldırı?” demek de doğru değil. Zira Ukrayna, savaşın başından bu yana İran'ı Rusya'ya Şahed-136 tipi Kamikaze İHA'ları tedarik etmekle, üretim teknolojisi transfer etmekle ve Rus personeline fırlatma eğitimi vermekle suçluyor. İran ise bu suçlamaları standart bir diplomasi diliyle reddediyor. İHA diplomasilerinin çok zamandır olduğunu ve sevkiyatının savaştan önce yapıldığını ve Rusya-Ukrayna çatışmasına hiçbir zaman taraf olmadıklarını savunuyor. Bu süreçte İran daha fazla cephelerin olmaması için Tahran'ı temkinli olmak durumunda… Batı bloğuyla hâlihazırda sıcak bir çatışmanın eşiğindeyken, kuzeyinde Ukrayna üzerinden yani doğu sayılabilecek bir yerle savaşmak istemeyecektir. Bu nedenle Hazar’daki hamleleri noktasında daha dikkatli olmak durumunda.

Hazar Denizi, bu noktada kritik öneme sahip bir deniz… Özellikle yeni milenyum ile petrol geçişi ve çıkartılması açısından daha kritik bir bölgeye dönüşmesinden ötürü orada oluşabilecek bir kaosun etkileri bir Hürmüz etkisi oluşturmasa da uzun soluklu bir krizi tetikleyebilir. Hatta daha tespit edilmiş ancak çıkarılmaya başlamamış veya tahmini olarak varlığı bilinen petrol kaynakları bağlamından dünya enerji dengeleri için çok kritik bir bölge durumundadır. Dolayısıyla bugün de önemli olduğu aşikârken gelecekte daha da önemli olacağı bilinen bir kaçınılmaz gerçektir.

Fırsatçılığın Mimarisi

Zelenski'nin İran-İsrail krizini fırsata çevirme biçimi sistematik bir stratejinin ürünü olarak görünmektedir. Savaşın ilk dönemlerinden itibaren bölge ülkeleriyle anti-iha savunma anlaşmaları imzalayan Kiev, yüzlerce Ukraynalı askeri ve teknik uzmanı Körfez coğrafyasına konuşlandırdı. Ukrayna, Rus İHA saldırılarına karşı geliştirdiği sistemlerle dünyanın bir numaralı "anti-şahetçisi" haline geldi.

Körfez'deki gerilimin tırmandığı dönemde Zelenski, Birleşik Arap Emirlikleri'nden Katar'a, Suudi Arabistan'dan Ürdün'e mekik diplomasisi yürüterek Ukrayna'nın İHA savunma sistemlerini teklif etmiş ve tabiri caizse “bizde bu yollardan geçtik bulduğumuz çözümlerle ilgili tecrübe aktarımı yapmaktan memnun oluruz” tarzı bir yaklaşım belirlemiştir. Mart 2026'da İngiliz Parlamentosu'nda Körfez'de konuşlu 200'den fazla Ukraynalı uzmandan bahsetmiş ve "Rusya ile İran rejimleri nefrette kardeştir" ifadelerini kullanarak özellikle savaş içinde başka savaşlara kapı açarak kendine bir fırsat penceresi oluşturma derdine girmiş ve de şahin kanatlarda yükselen İran düşmanlığı ve nefretini kendi lehine manipüle etme derdine girmiştir. Ancak bu açılımın bedelleri olduğu gibi daha da olacaktır. Geçen mart sonunda İran, Dubai'de Ukrayna'ya ait anti-iha sistemlerinin depolandığı bir tesisi vurdu. Ukrayna artık sadece kendi sınırlarında savaşan bir ülke değil, Ortadoğu'da İran karşıtı eksenin parçası haline geldi. Esasında benzer bir şekilde Ukrayna’nın Esad’a karşı olan gruplara da silah sağlayarak yaptığı iddia edilmişti.

İstihbarat Savaşları ve Moskova-Pekin-Tahran Ekseni

Zelenski'nin en büyük kozları tecrübe ve istihbarat diplomasisidir. Zelenski, bir yandan İHA’lara karşı geliştirdikleri sistemleri pazarlarken diğer yandan da Rusya'nın Ortadoğu'daki Amerikan üslerine ait hassas uydu görüntülerini İran'a sızdırdığını iddia etmektedir. Kiev'e göre Moskova; Bahreyn, Ürdün ve Kuveyt'teki dört kritik Amerikan hava üssünü izliyor ve verileri Tahran'a aktarıyor.

Bugün yaşanan süreçler artık salt "İsrail-İran" ya da "Rusya-Ukrayna" savaşı değildir. Bu artık bölgesel krizlerin birbiri içine geçtiği küresel hibrit savaşa dönüşmüştür. Çokça ifade ettik ancak bugünden olmasa da belki de 50 yıl sonra belki 100 yıl sonra bugünlere Üçüncü Dünya Savaşı günleri olarak bakılacak. Bunda ise Siyonizm’in planları ve diğer denklemleri kenara koyduğumuzda, Zelenski gibi kendisini ve halkını vekil veya piyona çevirenler, etken olacaktır. Bugün Zelenski, ülkesinin varoluşsal mücadelesini beslemek için sistemdeki her krizi kaldıraç olarak kullanıyor gibi görünse de aslında bir manada payandalık derdindedir. Savaşın başında Rusya’ya karşı her şeyi koza çevirme derdi ile sığınak arayan Zelenski, bugün Körfez başkentlerinin İHA savunma müzakerelerinde, Basra Körfezi tanker güvenliğinde ve Hazar'ın stratejik denkleminde kilit rol oynamak için elinden geleni yapıyor. Hazar'daki bu adım İran için çok kritik. Ablukanın kırıldığı en kritik nokta Hürmüz ötesindeki limanlardan öte Hazar Denizi… ABD’nin Hazar denizindeki varlığının güçsüzlüğünü ise Ukrayna kendine göre inisiyatif alarak kapatmaya çalışıyor. Zira Hazar hattı, yaptırımlar altındaki Tahran'ın Rusya ve Orta Asya ile ticaret yapabildiği en güvenli can damarı. Hazar'ın da çatışma alanına dönüşmesi, İran'ın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü temkinli politikasını terk etmesine yol açabilir.

Ukrayna'nın Hazar'a uzanan hamlesi, bu meselenin artık salt bir "vatan savunması" olmadığını açıkça göstermektedir. Bu hamle, Siyonizm’in küresel ölçekte yayarak yürütmeye çalıştığı yıpratma stratejisinin aktif bir parçası hâline geldiğini kanıtlamaktadır. Diğer bir anlatımla Ukrayna sahada daha çok görünerek bunun bir doğu batı savaşı olduğunu ve kendisinin de batı bloğunun parçası olduğunu işaret ediyor. Zira konunun, gündemin ve hatta savaşın İsrail’den uzaklaşması gerekiyor.

Bu noktada Hazar’ın karışması ne İran’ın ne Rusya’nın ne de denize kıyısı olsun olmasın bölge ülkelerinin işine gelir. İran sonuna kadar sabırlı kalacaktır. Bu noktada Rusya’nın bu durumu değerlendirerek Ukrayna’nın başka bölgelerine yönelik saldırıları arttırması veya hedef şaşırtması da beklenir bir durum olabilir. Zira Hazar'daki çatışma daha büyük bir savaşın fitilini ateşlerse Zelenski'nin "gölge savaşı" taktiksel zafer kazanmış olacak. Nihayetinde unutulmaması gereken husus, 21. yüzyılın savaşları sadece cepheler üzerinden değil, lojistik koridorları, enerji arterleri ve navigasyon uyduları üzerinden yürüyor. Nitekim Siyonizm’in İran’a yönelik saldırılardan çok Hürmüz’ü konuşur olduk, Babülmendep’i konuşur olduk. Bu son hamleler Siyonist Zelenski’nin planları şeklinde gerçekleşirse artık Hazar’ı da konuşuruz…