Tarih tekerrür etmekte. Yaşanılan çevrenin insan üzerinde etkisi müthiş olmakta.

Coğrafyadan önemli bir gen taşımakta insan karakteri.

Ramazan dan önce, İstanbul un bir çınarı daha ahirete kanat çırptı.

Hayatını ilme, Kutlu Kur an a, insanlığa adamış Yaşar Gürgil Hocahanım vefat etti.

Seksenli yaşlarına rağmen halkı irşad vazifesini hiç aksatmadan tamamlayıp, o çok sevdiği Rabbine kavuştu.

Yaşar Hocahanım, çoluk çocuğa karışarak bir nebze olsun Yaradanı hatırından çıkarmayı istemediği için bir yuva kurmadı. "Ben Kur anla evliyim" derdi. "Ben Rabbimi çok seviyorum" derdi. Sümbül Efendi İlim ve Hizmet Vakfı nı kurup, kız çocuklarını okuttu, yoksulların annesi oldu, halktan aldığını halka dağıttı.

Eşya, mal, mülk biriktirmedi, kılık kıyafet derdine düşmedi, bir yerlere çıkıp gezip tozmadı. Sümbül Efendi Külliyesi içerisindeki Kur an Kursunda kırk yıl kız öğrencileri okuttu, binlerce hafız yetiştirdi, bir beklenti içine girmeden insanları irşat etti.

Adeta çağının Rabia sı gibi yaşadı.

Vefatı ile internetten kendisi ile ilgili bilgi derleyip yazı yazmak istiyorum. Tek kelime yok. Ailesine, öğrencilerine ulaşıp yaşamı ile ilgili sorular sormak istiyorum, kabul etmiyorlar. Vasiyeti varmış, medyada beni afişe etmeyin demiş.

Kayserili âlim bir babanın yetiştirdiği Yaşar Hocahanım; hafız, Kur ani bilgilere ve Arapçaya vakıf idi. Baskı dönemlerinde bodrumlarda Kur an ı hıfzetti.

Yıllarca kanser hastalığı ile uğraştı, gırtlak kanseri olmasına karşın vaazlarını hiç aksatmadı, Kur an Kursunda kalmakta idi, hastaneleri sevmiyordu, muallimlik vazifesini sürdürüp, kırk yıla yakın kanser ile arkadaş oldu. Vefatından önce bir başka ağır türe yakalandı, yine irşad vazifesini bırakmadı. Ölümünden önceki son vaazında ise; "ben sizin yanınızda ölmek istiyorum" dedi ve arzusu o çok sevdiği Rabbi tarafından kabul edildi. Kur an Kursunda öğrencileri arasında son nefesini verdi.

Şimdi vakfın idaresinde talebeleri, kendisi gibi soylu bir duruşla yine afişe olmadan çalışmalarını yapıp hocalarının yolunda gitmekteler.

Ne ki Yaşar Hocahanımın ve binlerce öğrencisinin beslendiği kaynak Kutlu kitap ve çok bereketli bir toprak.

Zira iki peygamber torununun ruhaniyeti her yanı kuşatmış.

Hz. Hüseyin in Fatıma ve Sekine ismindeki iki kızı, Sümbül Efendi Camii bahçesinde yatmakta.

Osmanlı da Muharremin onuncu günü tekke mensuplarının katılımı ile bu türbe başında düzenlenen törenler günümüzde de devam etmekte.

Yakınları ile birlikte Kerbela da şehid edilen Hz.Hüseyin in iki kızının İstanbul da Sümbül Efendi Camii avlusunda ne işi vardı.

Halk için "çifte sultanlar", eskilerin deyimiyle, "Kerimeteyn-i Muhteremeyn".

Hz.Hüseyin in kızlarının kabirleri, meşhur şeyh Sümbül Efendi nin keşfi ile tespit edilmiş. Kendisi vefat ettiğinde ayakuçlarına, fakat daha alçak bir seviyede defn edilmesini vasiyet etmiş.

Kaynaklar, Hz. Hüseyin in bu isimde kızları olduğunu doğruluyor, hatta seyyahlar,12.asırda Suriçi nde Hz. Hüseyin in soyundan birinin mezarı olduğunu yazıyor.

İyi de bu kızlar İstanbul a nasıl geldi

Bir rivayete göre, Emevi zulmünden kaçıp, İstanbul a sefer eyleyen sahabe ordusuyla. Bizans İmparatoru bu kızları oğullarına almak istemiş, cevap için kırk gün mühlet vermiş, onlar da bu mühlet içinde canlarını alması için Allah a dua etmişler, bu müddet sonunda da ahirete kanat çırpmışlar.

Bir diğer rivayet ise Kerbela da esir edilip, Bizanslılara satılmışlar, buradaki manastıra konulmuşlar, imparatorun kızı da kendilerine iman etmiş.

Çifte Sultanları vefatlarından sonra yıkayan Daye Hatun ile İmparatorun kızı Katerina da türbenin yanı başında yatıyor.

Daye Hatun, Ayvansaray da medfun bulunan ashaptan Cabir bin Abdullah hazretlerinin hanımı.

Ahşap koruma içine alınan meşhur zincirli servinin Hz. Cabir tarafından dikildiği belirtiliyor.

Ne ilginç değil mi Yaşar Hocahanım adeta bu kadınlar yurdunda, Fatıma ve Sekine nin yüzlerce yıl sonra izini sürüyor. Bu kadın medeniyetine Daye Hatun ve Katerina da katılıyor. Bugün bu kutlu izleri süren, binlerce ihlâslı hanımefendi aynı kervana katılıp sonsuzluğa akıyor. Etraflarını ışıktan halelerle aydınlatarak.

Bu soylu duruşu kuşananlara selam olsun.