Yer Yeditepe Üniversitesi,

Sahnede bir mezuniyet töreni.

Hukuk Fakültesi mezunları heyecanlı,

Bir grup şöyle düşünmüş, doğruluk en çok biz hukukçulara lazım.

Eğer doğru olmazsak, adaletten uzaklaşırsak vah bize.

Gençler ellerine kalemi alıp, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetinin yer aldığı pankartı hazırlamışlar.

Pankart, önce bazı öğrenciler tarafından kaldırılmak istendi.

Biraz arbede yaşandı.

Sahneye yaklaşan ilgililer diğer gençlere, suflörlük yaptı.

Tamam, komutu ile pankartın önünde öğrenciler bir yığın oluşturdu,

Yığınla, pankartın görünmesi engellenmeye çalışıldı.

Amaç hâsıl olunca,

Bazı akademisyenler oturdukları yerden, eyleme alkışla destek verdi.

“İşte Yeditepe ruhu bu” narası tenor dozunda atıldı.

Sanırsınız Estergon fethedildi.

Olay bu.

Cühelâ her yerde.

Evcâşîran makamı anlamamışlardı.

Itrışâhî hoş kokuyu duyamamışlardı.

Aslında şaşmamak gerek.

Zira bu topraklar dosdoğru olmayı pek istememekte.

Onun için Galatasaray Üniversitesi’nde sahte diploma ile profesör olan bayan, okuldan ayrılırken öğrenciler alkış tufanı ile uğurladılar.

Doğruluk değil eğrilik revaçta.

Yolsuzluğa, haksızlığa, yanlışlığa sapmışlar fazla sorgulanmaz.

Yapanın yanında kâr kaldığı garip bir diyar.

Adanmışlık, özgecilik, dürüstlük, doğruluk fazla da insanları cezbetmez.

Bu sebeple herkese çok lazım olan Kur’an’dan bir ayet, yüreklere nakışlanacağına,

Gençlerin görmezden gelmelerine neden oldu.

Yetmedi, pankartla cedelleşdiler.

Yığın olup önüne geçip perdeleyip, örttüler.

Kur’ an’ın evrensel mesajlarını alıp baş göz üstü edecek bir nesil ne yazık ki yok artık.

Her mesleğin mensuplarından çöp tavırlar görmeye alıştık.

Çöplüklere tüneyecek, mesleğinin erdemini, namusunu koruyamayacak kadar şaşanları izledikten sonra böyle ülkeye böyle gençlik ve hocalar deyip, esef etmekteyiz.

Hipokrat yemini etmiş hekimler, yenidoğan ünitelerinde binbir dalavere ile minicik bebekleri öldürdüler.

Ailelerinin gözbebeği evlatları katledilirken, ceplerini doldurmayı ihmal etmediler.

İnsanlığın yüz karaları, ülkeyi utanç çamuruna buladı.

Adliyelerde yolsuzluk dosyalarının milyonlara eriştiği bir ülkede,

Dolandırıcılık artık kimseyi şaşırtmamakta.

Bir Cumhurbaşkanı adayının yasak ilişkileri ortaya çıkmış, ne resmi eşi ne de bağlıları zerre miktar etkilenmemekte, zina gibi bir düşüklüğü, başkanın en tabii hakkı görmekteler.

Belediyelerin milyarca liralık suiistimalleri, vurgunları her gün basında yer almakta,

İnsanlar ilgilenmemekte,

Bu illegal işleri başaranlara hayranlık bile duyulabilmekte.

Eğrilikler, yamukluklar, çürüklükler doğruluk olmuş.

Rabbim kutlu kitabında, “dosdoğru ol” demiyor.

“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.”

Dağlardan, evrenden büyük anlamı içerisinde barındırmakta.

İnsanlığın önderi Peygamberimiz de, ayetin barındırdığı muhteşem muhteva karşısında; “Hud Suresi beni ihtiyarlattı” buyurmuştur.

Hud Suresi içinden de bu ayet olduğu söylenir.

İmanın bir diğer şartı da doğruluk.

Daima doğru olacağız.

Can tehlikesi zuhur ettiğinde de.

Tanıdık, tanımadık, herkese doğru olacağız.

Kimselerin bizi görmediği yerlerde de doğruluktan ayrılmayacağız.

Allah’ın görmesi yeterlidir.

Başkalarının tezgâhında dokunan güdük doğruluktan almayacağız.

Yerliye üzümü beş liraya, turiste elli liraya satıp, “işin doğrusu bu, onların parası değerli” diye yanlış doğrular icat etmeyeceğiz.

Rabbimizin ölçütlerine göre, “emrolunduğumuz gibi dosdoğru olacağız”.