Küresel teknoloji savaşında dengeleri altüst edecek sinsi bir dönüşüm yaşanıyor. Dünyanın en büyük robot üretim merkezi olma yolunda hızla ilerleyen Pekin yönetimi, demografik çöküşe karşı çareyi fabrikaları makinelere teslim etmekte bulurken, bu hamlenin milyonlarca aileyi nasıl etkileyeceği ise büyük bir muammaya dönüştü.
FABRİKALARDA YÜZDE 100 OTOMASYON DÖNEMİ
Şi Cinping yönetiminin küresel rekabette öne geçmek için masaya koyduğu 20 milyar dolarlık dev plan hızla meyvelerini veriyor.
Küresel sanayi robotu üretiminin yarısından fazlasını tek başına sırtlayan Çin, bu cihazları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor.
Öte yandan 25 binden fazla personeli bulunan elektrikli araç üreticisi Leapmotor'un Hangzhou'daki dev fabrikasında damgalama, kaynak ve boyama işlemlerinde otomasyon oranının fiilen yüzde 100'e ulaştığı, yüzlerce işçinin sadece son kontrolleri yaptığı kaydedildi.
NÜFUS ÇÖKÜŞÜNE KARŞI TENEKE ORDULAR
Hızla yaşlanan nüfus, ülkenin en büyük sorunu olarak masada duruyor.
Resmi beklentilere göre 2035 yılına kadar Çin nüfusunun üçte birinden fazlasının 60 yaşın üzerinde olacağına dikkat çekildi. Gelecek 10 yıl içinde ülke nüfusunun yaklaşık 60 milyon azalacağı yönündeki korkutucu tahminler, robotlaşma hamlesinin asıl nedenini gözler önüne seriyor.
CRP Technology'den Pang Kai süreci, "Geliştirdiğimiz yeni nesil robotların yalnızca fiziksel görevleri yerine getirmesini değil, daha gelişmiş biçimde hareket edebilmesini hedefliyoruz" sözleriyle özetledi.
ABD İLE KIYASIYA YAPAY ZEKA SAVAŞI
Sadece donanımda değil, "beyin" yarışında da sular ısınıyor. Uluslararası Robotik Federasyonu Genel Sekreteri Susanne Bieller, Avrupa'da bir robot parçasının tedarikinin bir haftayı bulabildiğini, oysa Shenzhen'de bu sürenin bir saatin altına indiğini söyleyerek Çin'in tedarik zincirindeki korkunç hızını aktardı.
Geleceğin iş gücünü bugünden şekillendiren Pekin'in, Hangzhou Technician Institute gibi okullarda 15 yaşındaki gençlere kodlama ve havacılık eğitimleri verdiği vurgulandı. Konut krizi, yerel yönetim borçları ve zayıf iç tüketim gibi belirsizlikler ise ülkenin yumuşak karnı olmaya devam ediyor.





