Eşkıya dünyaya hükümdar olmuş,
Haberimiz yok muydu, vardı elbet.
Lakin konuşsak, linç kültürü kelimeleri lime lime etmekteydi.
Ancak saf Türk halkı şarkıcısını evliya,
Artistini aziz sanan,
Dünyanın en saf halkı inanmıştı bir kez.
Türkiye’nin en güvendiği ünlüler anketinde her defasında listenin başında Haluk Levent çıkmaktaydı.
Listenin diğer sanatçıları da, halkın gönlünde aziz değerinde sarıp sarmalanıp,
Şapelin ikonalar duvarına asılmıştı.
Öyle kimseler fikrini değiştiremezdi.
Çabucak inanır, güvenir, götürür altınlarını, dövizlerini bu sahte peygamberlere emanet ederdi.
Hadi genç nesil, şarkıcının kabarık suç dosyalarını, hapishane geçmişini anımsamaz.
Arşivlere de bakmaz, üşenir bizim Türk gençliği.
Fakat yaşını başını almışlar için 1997’de karşılıksız çek suçundan ve icra borçlarından 2010’da hapis cezası alıp mahpus damlarında yatan bir insanın en güvenilir ünlüler listesinin başında olması ne yaman çelişki.
Bu zevat, bir suç butonunu çok yakından tanımakta,
Lakin kendi ideolojik formasyonuna ters düşmediğinde, “Eyvallah” deyip yaman bir aklama furyasıyla,
Zaten olabildiğince saf olup, her duyduğuna inanan halkı da kandırmışlardır.
Kalemşörlerin allayıp pulladığı suç makinesinden bir Robin Hood çıkarılmış,
İyiliksever şarkıcı, bir anda idol haline getirilmiştir.
Şimdi telaşla suça yardım teşkil eden sosyal medya paylaşımlarını silip, özür dileme yarışına girdiler.
Hayırsever sanatçı, depremde ölenler, yaralananlar, evsiz kalanlar için yapılan en hassas bağışlardan 990 milyon lirası ile bahis oynamış, 390 milyon lira kaybetmiş.
Ahbap Derneği'nin hesabından, asistanının hesabına 120 milyon lira para aktarmış.
Bunlarda basına yansıyan rakamlar.
Dosyalarda kim bilir daha ne detaylar var.
İki kadının, sanatçıya verdiği borç tutarı ise devasa boyutta.
İş kadını Çağlayan, ifadesinde Haluk Levent'e yaklaşık 70 milyon dolar borç verdiğini öne sürerek, alacağını tahsil edebilmek için ekspertiz değeri 35 milyon dolar olan 68 taşınmazı devralmak zorunda kaldığını söyledi.
Muhtemelen halkın yardımları ile depremzedeler için alınmış çok sayıda gayrimenkul, borçları yüzünden üçüncü kişilere devredilmiş.
Avukat Ece Güner, Haluk Levent'e 1 milyon 570 bin dolar borç verdiğini itiraf etti. İfadesinde, sürüncemede kalan borcun yasal yollara başvurma restiyle zorla tahsil edildiğini vurguladı.
Sanatçı, saf halkı çarptığı gibi iş insanlarını da kandırmış.
İş adamı Başaran’ı kaybettiği kızının acısı ile yaralı kalbini kurgulayarak dolandırmış.
Yoksul kızlara kuracağı yurtlar için pusuya düşürmüş.
Yüzlerce yalan hikâyenin tuzakladığı kurt oyunlarına gurbetçiler de düşmüş.
Gerçi onların yüreği herkesten daha yufka.
Diyar-ı gurbetteler,
Sıladaki depremle can evinden vuruldular.
İçlerinde yakınları vardı,
Gözyaşları sel oldu,
Gidemiyorlardı, yanlarına varamıyorlardı,
Zaten hasretleri ciğerlerini yakmakta idi,
Bir de gelen acı haberle yıkıldılar.
Günlerce yavan ekmek yiyelim deyip,
Milyonlarca Euro ve doları can u gönülden bağışladılar.
Ne ki o dövizlerin, kayıtlarda hiç olmadığı tespit edildi.
Nasıl olsa göçmenler eğitimsiz, paralarının akıbetini soruşturmaz, en güvenilir hayırsevere emanet ettik diye müsterihlerdir, diye düşünmüş dolandırıcı.
Deprem döneminde 1.3 milyon Euro ve 3 milyon dolar yardım toplandığı, bu devasa yardım parasının da nerede kullanıldığına dair bir kayıt yok.
Buhar olup uçmuş.
Adam nasıl olsa kral,
Kim hesap soracak,
En güvenilirlerin liste başı.
Anlaşılan bu hengâmede,
Güven ve çöp kelimeleri de karışmış.