Birleştirelim, ayrıştırmayalım, kucaklaştıralım, çatıştırmayalım, sert sözler değil yumuşak kelimeler kullanalım gibi sözler doğrudur ama uygulanmayan hiçbir söz, hiçbir ilaç, hiçbir proje hayata geçmez.

Sevgili Peygamberimizin ashabı/arkadaşları, Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini okur, amel eder yeni ayetler okurduk derler.

Hani hava alır gibi, havayı alırız, ciğerlerimiz bayram eder, oksijen bütün vücudu dolaşır, içimizi temizler ve karbondioksit olarak içimizin kiri pası dışarı çıkar ya işte öyle bir şey.

Kur’an’da okuduklarımızı hayatımızın içine çekersek, içimizdeki cahiliyye kalıntıları, kafirlik atıkları, ahlaksızlık toksinleri dışarı çıkar.

Hani kelime-i tevhidi söylerken, “La ilahe” bölümüyle, “Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur” derken Trump’ları, Putin’leri, Merkel’leri hayatımızdan çıkarırız, “İllallah” derken, “Benim hayatımı ancak beni yaratan Allah yönetir” deriz.

Gelin bu gün hatim enerken okuduğumuz bir ayeti mealiyle okuyalım:

“Allah’a ibadet ediniz, Ona hiçbir şeyi ortak koşmayınız, ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, ellerinizin altında olanlara iyilik yapın. Muhakkak Allah, kibirleneni, böbürleneni sevmez.” (Nisa süresi ayet 4/36).

Allah’a kulluk yapacağız. Ona hiçbir insanı ortak etmeyeceğiz.

Anne ve babamıza sözlerle, davranışlarla iyilik yapacağız.

Bu gün eğer yakınınızda iseler, aynı evde iseniz ellerinden öpün, gönül alıcı sözler ediniz en sevdiği şeyi gücünüzle orantılı olarak hediye ediniz. Uzakta iseler telefonla hem de görüntülü telefonlar sevgilerinizi bildiriniz, ihtiyaçlarını sorunuz.

Yakınlarınıza iyi davranınız.

Çocuklarınız, kardeşleriniz, dayı, teyze, amca, hala ve bunların çocukları sizin akrabanızdırlar.

Bütün bunlarla bir araya gelmeyi ve kaynaşmayı sağlamanın yollarını bulunuz.

Mesela bazı aileler, senede bir defa kendi köy, veya şehirlerinde bir arya geliyorlar ve sülalenin tamamını birbiriyle tanıştırıyorlar.

Bu kaynaşmayı köyler de yapıyor. Avrupa’dan izine gelenler, Türkiye de ayrı şehirlerde kalanlar “Köy Günü”nde buluşuyorlar.

Köy muhtarının ve ona destek veren insanların aracılığıyla yaz tatilinde her sene bir ayın ilk Pazar günü toplanıyorlar ve durumu iyi olanlar o günün masrafını çekme konusunda da birbirleriyle yarış yapıyorlar.

Bu akraba toplantılarına ve köy toplantılarına ben de imkânlarım oranında katılıyorum.

Orada parti, pırtı, fakir, zengin, okumuş okumamış ayırımı yapılmadan aynı kazandan yenir, öğle namazında aynı yöne dönülür, omuz omuza verilir, son oturuşta sağ tarafa selam verirken kendi oturdukları yerden sağ tarafta kalan dünyadaki bütün Müslümanlara, Allah’ın selamı iletilir, harplerden, hastalıklardan, kıtlıklardan, gamdan, kederden, stresten selamette kalması için dua edilir ve sonra sola selam verirken dünyanın öbür ucundakine kadar bütün Müslümanlara aynı selam verilir. Müslüman olmayanlara da bir ismi de “Selam” olan Allah celle celalühün dini olan İslam’ın ulaşmasını isteriz.

Yetim ve fakirlere iyi davranacağız.

Hatim inerken ayeti okuduk, içimize aldık. Ayet, dışımıza amel/eylem olarak çıkacak.

Yakın koşuya ve uzak komşuya iyilik yapacağız.

En yakın komşunuz, her gün yatağınıza giren eşinizdir.

Kapımıza bakan kapının sahibi en yakın komşumuzdur.

Evimizin sağı, solu, önü ve arkasında bize en yakın olanlar en yakın komşumuzdurlar.

Bu ayetin tefsirinde Hasan-i Basri’den nakledildiğine göre evimizi dört yönünden kırkar ev yani 160 ev komşumuz sayılır ve bunların hepsi komşumuzdur bizim.

Köy hayatında herkes birbirinin yakın ve uzak komşusudur.

Komşuluk görevlerini de yerine getirirler.

Çocuktum, birinin evi yanmıştı. Kalacak yeri yoktu ve hemen köylü herkes gücü oranında hem para yardımı hem işgücü yardımıyla eskisinden daha güzel evi kış gelmeden yapıverdiler.

Aradaki küslükler bu tür yardımlaşmaya engel olmaz.

Ayette yalnız “komşu” diyor. “Müslüman komşu” demiyor.

“Kafir komşu” da demiyor.

Hem akraba hem Müslüman komşu.

Bunların komşuluk hakkı,

Müslümanlık hakkı,

Ve akrabalık haklarına dikkat edilecek.

Müslüman komşu. Bunların da komşuluk ve Müslümanlık haklarına dikkat edilecek.

Kâfir komşu (Yahudi, Hıristiyan, Budist, ateist, komünist, Zerdüşt…), bunların komşuluk haklarına dikkat edilecek.

Arkadaşlara iyilik. Okul arkadaşı, iş arkadaşı, asker arkadaşı, yol arkadaşı gibi arkadaşlıkların da hakkını vereceğiz.

Müsafirlere ikram edilecek.

Elimizin altında olan işçilerimiz, yediğimizden yiyecek, içtiğimizden içecek barındığımız gibi yerde barınabilecek şekilde destekleyelim.

Ayette, “Elinizin altında” ifadesinden atımız, katırımız, eşeğimiz, çoban köpeklerimiz, kedimiz, tavuğumuz gibi hayvanlarımıza da iyi davranmamız emredilmektedir.

Okuduklarımızla amel edelim.