Melekler ve İnsan

İnsanın dünya hayatı ölümle son bulur. ‘Her nefis ölümü tadacaktır.’ (Enbiya/35). Artık buradan itibaren Azrail as ve yardımcılarına emanettir insan. Onlar vazifelerini tamda Rablerinin emrettiği şekilde yaparlar. Yüce Allah: ‘…Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır…’ buyuruyor (En’am/61). Yine: ‘Ölüm sarhoşluğu, bir hakikat olarak insana gelir de ona, “İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir.” denir.’ buyruluyor (Kaf/19). Evet, insan ölür ve ebedi yolculuğun hanesine (kabre) taşırlar onu. Kıyamete kadar ikametgâh adresi burasıdır. Şimdi ise bir mülakata tabii tutulacaktır. Bununla da görevli iki müfettiş melek vardır; Münker ve Nekir.

Suallere doğru cevap verenler, Allah’ın rahmetinden kabirde de nasiplenecekler. Onlar Cennet’teki yerlerini seyrederek sürdürecekler kabir hayatını. Melekler de: ‘…tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.’ diye niyazda bulunacaklar Rablerine (Mü’minun/7). Ancak, kem-küm edenler, çaresiz yaptıklarına çoktan pişman olmuş olacaklar. Biricik dostları Şeytan’a kandıklarına ne kadar da çok üzülecekler. ‘Fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. “Eyvah! Biz Allah’ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız.” diyecekler.’ (Furkan/22).
Bir gün gelecek İsrafil as Sûr’a üfleyecek. O gün canlı adına bir yaratılmış kalmayacak… Her bir nefis toprak olacak… Ve nihayet bir gün kabir hayatı da bitecek… İkinci üfleyişledir Sur’a yeniden diriliş. ‘… İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.’ (Kaf/20)
Bundan sonraki hayatı dünyadaki işlediklerine endekslidir insanın. Dünyada sınavda olduğu için melekleri göremezdi. Zira o zaman kopya olurdu. Artık sınav son bulmuştur… Ahiret yurdu hakikatlerle yüzleşme yeridir. İnsanın meleklerle ilk yüzleşmesi kabir hayatında olmuştu. Münker ve Nekir mümin kula nurani şekilde, kâfire ise korkunç bir surette görünmüşlerdi. Mahkemeyi Kübra’ya sevk olurken muhafız ve şahitler de beraberinde olacaklar insanın. ‘Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici (melek) ile gelir.’ buyruluyor. Kaf/21

Şimdi artık sınavın değerlendirilme ve sonuçların açıklanması zamanıdır. İnsan yaratıcısının huzurundadır. Açılacak amel defterleri, çevrilecek sayfaları bir bir. Herkesin tartısının ağırlığına göre tekrar iade edilecek. O gün boyunun ölçüsünü almıştır insan. Kiminin sağ, kiminin de sol eline tutuşturulur defteri. Kimi sefasını sürmek üzere Cennet’e, kimi de cezasını çekmek için Cehennem’e yerleştirilir yine görevli melekler vasıtasıyla. Bundan sonra Cennet ya da Cehennem’de görecektir insan melekleri.
Artık hesaplar görülmüş ve herkes ebedi kalacakları yerlere sevk olunmuşlardır. Yerleşmeler tamamlandıktan sonra münadi (tellal) görevinde olan melekler duyuru yaparlar. Peygamber Efendimiz, "Cennetlikler Cennet’te, cehennemlikler de Cehennem’de oldukları zaman ölüm getirilir. Cennet’le Cehennem’in arasına konup, orada kesilir. Sonra bir münadi nida eder: ‘Ey ehl-i Cennet; Artık ebediyet var, ölüm yok! Ey ehl-i Nâr; Artık ebediyet var, ölüm yok! Cennetliklerin sürûru bununla daha da artar, cehennemliklerin de hüznü artar.’ buyuruyor. (Buhari ve Müslim RS/5060)

Cennetlikler, her daim meleklerin teveccühüne mazhar olacaklar. Bundan ne de büyük zevk alacaklar. Onlar, ilk kez ebedi saadet yurdunun sevk ve idaresinden sorumlu olan Rıdvan ismindeki melekle karşılaşacaklar. ‘Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) “selâm!” (deyişini) işitirler. Orada sabah-akşam rızıkları da vardır.’ (Meryem/62)

Oysa cehennemlikler öyle mi? Onların ilk muhatapları ise azap yurdunun sevk ve idaresinden sorumlu Malik ismindeki melektir. Yüce Allah: ‘…Onlar azap içinde ümitsizdirler. Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zâlim idiler. (Onlar, görevli meleğe şöyle seslenirler:) “Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin.” O da, “Siz hep böyle kalacaksınız.” der.’ diye buyuruyor (Zuhruf/75-77). Ümit yoktur, feryadı figan çare etmeyecektir. Zebanilere teslim olmaktan başka çare yoktur. Zebaniler infazı (verilen kararı) uygulamaktan sorumlu meleklerdir. Artık infaz harfiyen uygulanır. Rabb, dilemedikçe de hafifletilmez. Ne yazık ki dünya hayatını yaşarken bir gün ateşte yanacaklarını akıllarından bile geçirmemişlerdi. Oysa Yüce Allah, onları kesin bir dille uyarmıştı: ‘Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.” (Furkan/21). Ancak artık çok geç. Şimdi yakıtı insan ve taşlardan olan Cehennem, onlar için bekliyor Yüce Allah’ın bildiği yerde. Onun ‘…üzerinde on dokuz (görevli melek) vardır.’ (Müddessir/30)

Henüz fırsat elde iken; nasuh bir tövbe, hâlis bir iman, salih bir amel ve Yüce Allah’ın razı olacağı bir cihat için neyi bekliyoruz?..
Rabbimiz; bizi Cennet ehlinden eyle!..

Bitti