Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İslam’ca düşünmeyen her fert ve toplum, şehvetlerinin ve batıl kabullerinin esiri olur. İzzet ve zillet iki yoldur. Fert ve toplum, bu iki yoldan birisini seçerek imtihan olur. İzzet yolu İslam’ın Adil Düzenidir, zillet yolu ise faizci kapitalizm, Siyonizm’dir. Fert ve toplum için zillet yolunda herhangi bir hayır yoktur. İslam inkârcısı Batı ve müttefikleri; materyalizmi batıl bir din olarak icat etmiş ve bu dini kullanarak şer gayelerine ulaşmanın yolunu tutmuşlardır. Materyalizmin ana gayesi insanları zillete düşürmektir. ABD, AB ve İsrail üçlüsü, materyalizm dinini ayakta tutan, toplumlara dayatan bir şer ittifakıdır. Bu üçlü, her zaman kötülükleri örgütlemeyi kendileri için önemli bir görev saymışlardır. Bunlar, kötülüğü emreden nefislerini ilah edinmiş zavallılardır. Bunun için, Allah ve İslam’la daima savaş halindedirler. Allah ve İslam’la savaş halinde olanların istikbali olmaz. Kötülük, insanın saadetine mani olan şeylerin tamamıdır. Bu kötülükleri işlemek insanı zillete düşürür. Yunus 27: “Kötülük yapanlara gelince, kötülüğün cezası misli iledir. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah'a karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür.” Allah ve Resulü’ne inanan bir toplum, Kur’an’ın verdiği bilgilere itibar eder ve İslam düşmanlarıyla aynı çuvalın içine girmez. İslam düşmanlarıyla birlikte olanlar, onların desteği ile yer yurt, makam ve mevki edinenler de eninde sonunda zelil olurlar. Nisa 139: “Müminleri bırakıp da kâfirleri veli; yönetici edinenler, onların yanında izzet; güç ve şeref mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” Bu ayette zikredilen kesim iş birlikçi ve münafık eğilimler içinde olanlardır. Bunlar, izzet ve şerefi İslam’da, müminlerin yanında aramak yerine inkârcıların yanında aramaktadırlar. İzzet ve şerefi ABD, AB ve İsrail nezdinde aramak, tedavisi zor bir nifak hastalığıdır. Kur’an bizi uyarıyor. Al-i İmran 112: “Onlar; Yahudiler ve iş birlikçileri nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ahdine ve insanların; müminlerin himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet damgası vurulmuştur; Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkûm edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.” Allah’ın ahdi İslam’dır, müminlerin himayesi ise onların adil yönetimleridir. İzzet ve şeref İslam’da ve inananların adil yönetimlerindedir.

AHVAL

Bizler İslam ümmetinin mensuplarıyız. Türkiye, Osmanlı’nın mirasçısı bir ülkedir. Osmanlı ise hakkı üstün tutan bir istikamete sahip idi. Ömrü inkârcı, müşrik ve münafık unsurlar ile mücadele ederek geçmiştir. Biz böyle bir ecdadın torunları iken, geldiğimiz noktada İslam ve adil düzeninden koptuk. AB bir Hıristiyan ve Yahudi birliğidir. Bu birliğin temel hedefi İslam ile mücadele etmektir. Biz böyle bir birliğe girmeyi en büyük hedef seçmişiz. AB’ye girmek için onların bütün ahlaksız tekliflerine evet diyecek hale gelmişiz. AB bize, ahlaksızlaşacaksınız diyor, ahlaksızlaşıyoruz. Haramları helal sayacaksınız diyor, helal saymadığımız haram bırakmıyoruz. Kadını bozacak, nesilleri ifsat edeceksiniz diyor, kadını ve nesli bozmak için istenenlerden daha fazlasını yapıyoruz. Kumar oynayacaksınız, gençlerinizi kumar bağımlısı yapacaksınız diyor, bütün kumar kuruluşlarını harekete geçirerek nesillerimize her gün binlerce kupon kumar oynatıyoruz. Şu şer kanunlarını da geçirin, size serbest dolaşım hakkı vereceğiz diyor, kaşla göz arasında istenilen bu şer kanunlarını geçiriveriyoruz. İslam’ı sulandırın diyorlar, sulandırıyor, rakıya bile “Ala” sûresinin ismini verecek kadar omurgasız oluveriyoruz. Onlar bize sanki bir cennet vadediyor, onların cennet dediğine ulaşmak için işlemedik günah bırakmıyoruz. Onlar bize faize bulaştırmadığınız kimse bırakmayacaksınız diyor, biz faize bulaştırdıklarımız için dua seansları düzenliyoruz. Bizimle birlikte siz de batın diyorlar, battıkça batıyoruz. ABD; “Vadedilmiş Topraklar” üzerinde bir Yahudi krallığı kurmak için Müslüman’ı Müslüman’a kırdırıyor, aldırmıyoruz. Onlar İsrail’i korumak için her türlü tedbiri alıyor, biz ise onları stratejik ortak belleyip BOP için ABD’ye lojistik destek sağlıyoruz. İsrail’i dost belliyoruz. Bölgenin gerçeğidir diyerek, İsrail gibi bir terör devletine ihtiyacımız olduğunu ilan edip, onların kölesi olmaya rıza gösteriyoruz. İsrail, Filistin’de, Gazze’de Müslüman kardeşlerimizi katlediyor, biz ise sadece kınıyoruz. Biz kınıyoruz, onlar öldürüyor. Soranlara adım Müslüman deyip, Müslümanlığı İsrail’in geleceği için feda ediyoruz. Fındıktan, buğdaydan, çaydan esirgediğimiz parayı faiz oyunuyla onlara aktarmayı hizmet biliyoruz. İşte kabaca ahvalimiz bu…

MUHAFAZAKÂR DEMOKRATLIK

Ak Parti, materyalist Batı’nın bir ürünü olan muhafazakâr demokrat siyaset anlayışının son temsilcisidir. Muhafazakâr demokrat siyaset; milletimizin hakkı üstün tutan Millî Görüş siyaseti değildir. Bunun için muhafazakâr demokrat siyasetin hedefi inancımızın Adil Düzenini kurmak değil, faizci kapitalist nizamı yürütmektir. 25 yıllık Ak Parti iktidarında Müslüman milletimizin dünya ve ahiret saadetini sağlamak için ortaya konulmuş tek bir icraat yoktur. Bu iktidar döneminde toplumun ne kadar manevi ve ahlaki değeri varsa hepsi sulandırılmıştır. Bu durum karşısında savunmaya geçen Ak Parti fanatikleri “bunların hiç mi iyi işleri yoktur” diyerek kötülükleri örtmeye çalışsalar da gerçekler gizlenmiyor. Millî Görüşçü kadroları işbaşına getirdiler gibi savunmalar, toplumda yaşanan manevi tahribatı, ekonomik yıkımı, dış politika faciasını örtmüyor. Spor Toto teşkilatının başına bir Müslüman’ı, Milli Piyango idaresinin başına başka bir Müslüman’ı koyarak, sabah akşam kumar oynatılıyor. Müslüman olan, kumar oynatır mı? Bu gidişatın sonu zillettir ve kurtuluşun tek çaresi Millî Görüş ve Saadet Partisi iktidarındadır. Selam hidayete tabi olanlara…