İman esaslarından biri de meleklerin varlığına inanmaktır. Meleklerin dahi kesinkes var olduklarına hiç tereddüt etmeden inanmamız imanımızın gereğidir. Aksi halde: ‘ …Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve Ahiret Günü’nü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.’ (Nisa/136)

Melekler, mânâ âleminin varlıkları oldukları için biz beden gözüyle onları göremiyoruz. Yalnız peygamberlere bir takım vesilelerle ve genellikle insan suretinde görünmüşlerdir. Ayrıca peygamberlerin etrafındakiler de onları bu surette görmüşlerdir. Mesela Cebrail as, Peygamber efendimiz ve bazı sahabelere, Hz. Meryem’e ve kitap verilen diğer peygamberlere insan suretinde görünmüş ve onlarla konuşmuştur. Zira Cebrail as, vahiy meleğiydi ve Yüce Allah’tan aldığı emirleri peygamberlere ulaştırmaktan sorumluydu. Bazı kaynaklarda Peygamber efendimizin Cebrail as’ı asli hüviyetinde de gördüğü bildirilmektedir.

Melekler de Allah’ın kullarıdır. Ancak, onlar imtihana tabii değildirler. Onlara Şeytan telkinde bulunamaz. İblis, lanetlendiğinde Âdem as’ın zürriyetini yoldan çıkarmak için, Allah’tan müsaade istemişti. Melekler için ise böyle bir talebi olmadı. Allah’ta murad etmedi. Anlaşılan meleklere cüz-i irade verilmemiş ve onlar Yaratıcı, ne dilerse onu yapıyorlar. Hiç günah işlemiyorlar. Onlar her an Allah’ı tenzih ve takdis ederek kulluk vazifelerini eda ediyorlar. ‘…Bütün melekler büyüklük taslamadan Allah’a secde ederler (boyun eğerler).’ (Nahl/49)

Hz. Aişe ra’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz, meleklerin nurdan yaratıldıklarını buyurmuştur. Nur, ışık yani aydınlık demektir. Yüce Allah, Nur Suresi otuz beşinci ayette ‘nur’un tanımını beyan etmiştir. Bir duvar oyuğunda bulunan ve içerisinde kandil yanan fanusun inci ve yıldız misali saçtığı ışıkla oyukta oluşturduğu aydınlık, nur olarak ifade edilmiştir. Yine aynı ayette “Allah, göklerin ve yerin nurudur…” diye buyrulmuştur. Ayrıca muhtelif ayetlerde ilahi kitapların beyanlarının da nur olduğu bildirilmiştir.

Fatır Suresi’nin birinci ayetinde melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler olarak yarattığını buyuran Yüce Allah, onları bir takım görevlere memur etmiştir. Onlarda her biri üzerine düşen görevi hatasız yaparlar. Mesela Cebrail as’ın vahiy meleği olduğunu yukarda ifade etmiştik. Dört büyük melek dediğimiz meleklerden bir tanesi Cebrail as’dır. Diğerleri ise insanların ölümünden sorumlu Azrail as, tabiat olaylarının gerçekleşmesinden sorumlu Mikail as ve Kıyamet’in kopmasıyla yeniden diriltilmenin başlamasına neden olacak sûra iki kez üfleyecek olan İsrafil as’dır. ‘Allah, meleklerden de resûller seçer.’ buyrulmuştur. (Hac/75)

Zümer Suresi yetmiş beşinci ayette arşın etrafını kuşatan ve Mü’minun Suresi’nin yedinci ayetinde de arşı taşıyan meleklerin varlığı bildirilmektedir. Necm Suresi yirmi altıncı ayette de göklerde Allah’ın izniyle nice şefaatçi melekler olduğu ifade edilmiştir. Cennet ve Cehennem’de de görevli melekler vardır.

Bunların dışında insanların günah ve sevaplarını sürekli yazan kiramen kâtipleriyle yine insanları koruma görevi yapan hafaza melekleri vardır. Kiramen, değerli, dürüst anlamındadır. Kâtip ise yazan, yazıcı demektir. Yani amel defterini yazarken ne kişi ne de amel ayrımı yapmaz bu melekler. Kur’an’ı Kerim’de: ‘…biri insanın sağ tarafında, diğeri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.’ buyruluyor. (Kaf/17)

Koruyucu yani hafaza melekleri ise insanı kötülüklerden ve cinlerin şerrinden korumakla görevlidirler. ‘İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar.’ (Ra’d/11). Melekler mü’minler için günahlarından dolayı bağışlanma dilerken İnkârcı kâfirlere her daim lanet okurlar. ‘…Melekler, sizin için bağışlanma dileyendir…’ buyuruyor Yüce Allah (Ahzab/43). Yine: ‘Fakat, âyetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüşlere gelince, işte Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onların üstünedir.’ diye bildiriliyor. (Bakara/161)