Tebliğ vazifesi nasıl yerine getirilir? … Dünya’nın ta bir ucundaki İslâm’dan bi-haber bir insanın kurtuluşu için ne yapılabilir? ...Bu, her bir müslüman üzerine vazife olsa da esasen yönetim mekanizmaları eliyle yürütülecek bir takım işlerle mümkün olacaktır.

Bu konuda Peygamberimiz, devlet başkanı olarak uyguladığı bir yöntem vardır. O, bir ülkede yaşayan tüm insanları top yekûn İslâm’a davet adına ülkenin devlet başkanına mektup yazarak İslam’a davet etmiştir. Bu manada Bizans, Sasani, Habeşistan, Yemen ve diğer komşu devlet başkanlarına elçilerle mektuplar göndermiştir. Onların her birine: ‘İslâm’ı kabul et ki kurtuluşa eresin ve Allah da ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen sorumluluğun altındaki insanların günahını sen çekersin.’ diye ikazda bulunmuştur... Onlardan bazıları bunu kabul etmiş, bazıları da etmeyip, bütün halklarının günahlarını üzerlerine almışlardır.

Bu, genelde bütün müslümanlar ve özelde ise devlet başkanları için önemli bir örnektir. Müslüman devlet başkanları bugün aynı metodu uygulamak zorundadırlar. Uygulamıyorsa o zaman uygulayacak olanlar devletin başına getirilmelidir.

İşte her bir müslüman bunun mücadelesini varmelidir. Yani, dünyadaki bütün insanların iman edip kurtuluşa ermeleri mücadelesini...

Kader konusunda insanı çelişkiler içerisine çeken bir diğer husus da evlilik konusudur. Acaba insan eşini kendisi mi seçiyor yoksa evleneceği kişi kaderinde yazılıdır da onunla mı evleniyor? ... Herkesçe malumdur, insanlar bazen halk arasında ‘eşim’ tabiri yerine ‘kader arkadaşım’ tabirini kullanır. Acaba bunun bir hakikat payı var mıdır yoksa ağız alışkanlığından mıdır? ... Mevzuun yanlış anlaşılması kimi zaman toplumun ahengini de olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıntıları nazardan kaçıran veya dikkate almayanlar maalesef hezeyan içerisinde bocalayıp duruyorlar. Birçok hususta olduğu gibi işin ilmini almayı bir kenara bırakıp kendi yorumlarıyla inancını şekillendirmeye çalışıyorlar.

Evet, insanın eşi kaderi midir yoksa tercihine mi bırakılmıştır? … Bu oldukça hassas bir konudur. Peygamber Efendimiz, ‘Kadınlarla dört hasletleri için evlenilir. Malı, asaleti, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı tercih et ki mesut olursun.’ buyuruyor. (İbni Mace)

Düz bir mantıkla hadis-i şeriften insanın eşini kendi iradesiyle seçtiği anlamı çıkıyor. Ancak, mademki insan kendi annesini seçme hakkına sahip değil, o halde kendi çocuğunun annesi olacak olan eşini de seçme hakkı olmasa gerektir.

Buradan doğal olarak evlenen eşlerin birbirlerini tercihen değil zorunluluktan seçmiş olduğu sonucuna varılıyor. Tabii bu durum da hadis-i şerifle tezat gibi duruyor... Aslında tezat teşkil edecek bir durum yok. Hadiste bu şekilde tavsiye edilmesi eşinizi ararken onda dindarlık arayın ve dua edin ki Allah da kaderinizdeki o eşe güzel hasletler nasip etsin.’

O nedenledir ki eğer hayırlı bir evlilik yapmak istiyorsanız nikâhlanıncaya kadar bir takım vaatlerle karşı cinsten biriyle bir takım ilişkiler içerisine girmeyiniz. Ola ki o kişi sizin kaderiniz olmaya. Evlilik öncesi birine gönül vermek, ona hakkı olmayan bir şey vermek veya ondan hakkınız olmayan bir şeyi almak gibidir. Hatta başkasının hakkını bir başkasına vermek gibidir. Buna da kimsenin hakkı yoktur. Bu gibi ilişkiler haramdır ve ileride kurulacak olan yuvaya, eşe ve çocuklara ve hatta topluma ihanettir.

Devam edecek