ÖRNEK VE ÖNDER ÂLİMLER

Maliki mezhebinin kurucusu İmam Malik bin Enes’i herkes tanır ama Ebu Cafer Mansur’u birkaç tarihçi tanır.

Bin yıldır milyonlarca insan İmam Malik’in topladığı hadisler ve hukuk sahasındaki içtihatlarından yararlanırlar ama Ebu Cafer Mansur ismi ancak tarih sayfalarında yaşar.

Tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarında görüşleri nakledilen İbni Tavus, bin yıldır rahmetle anılmaya devam eder.

Bu günlerde Amerika’nın zulmüne destek veren bazı ilim adamları, Irak- İran harbinde sekiz sene Saddam’ın zulmüne destek vermişler ve bir milyon insanın ölümünü onaylamışlardı.

Rahmetle anılmak istiyorsak dinleyelim:

Malik bin Enes anlatıyor: “Halife Ebu Cafer Mansur, bir elçi ile beni ve İbn-i Tavus’u huzuruna çağırdı. Birlikte yanına vardığımızda koltuğa yaslanmış önünde eli kılıçlı adamlar boyun kesiyorlardı.

Oturmamız için başıyla işaret etti. Bir müddet başını öne eğdi, sonra başını kaldırdı ve İbn-i Tavusa, “Babandan duyduğun bir hadis söyle” dedi.

İbn-i Tavus: “Babamdan işittim Peygamber sallallahü aleyhi ve selem şöyle buyurmuş: “Kıyamet gününde insanların azabı en şiddetli olanı hükmünde kendini Allah’a ortak koşandır, adaletine zulüm karıştırandır” hadisini okudu.

Halife, bir müddet sessiz kaldı.

Malik diyor ki, “İbn-i Tavus’un başını kestiğinde elbisem kana bulanmasın diye elbisemi topladım” diyor.

Sonra Halife, İbn-i Tavus’a döndü ve “Bana nasihat et” dedi.

O da Fecr Sûresi’nin şu ayetlerini okudu:

“Rabbin, Ad (kavmine) ne yaptığını görmedin mi?

Direkler sahibi İrem’e (halkına ne yaptığını), Ki, ülkeler içinde benzeri yaratılmadı.

Vadilerde kayalar kesen Semud’a (ne yaptığını gördün mü?)

Kazıklar sahibi Firavun’a (ne yaptığını gördün mü?)

Onlar ki ülkelerde taşkınlık yapmışlardı.

Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.

Bunun üzerine Rabbin onlar üzerine azap kamçısını döküverdi.

Şüphesiz Rabbin gözetlemededir.” (Fecr Sûresi, ayet 6-14)

İmam Malik, yine korkumdan kesilen kafanın kanı elbiseme bulaşmasın diye elbisemi topladım.

Halife bir müddet sessiz durdu.

Aramızda bir kararma meydana geldi. Derken halife, “İbn-i Tavus, bana bir kalem ver” dedi.

İbn-i Tavus kalemi vermedi. Tekrar “Kalem ver” deyince yine vermedi. “Niçin vermiyorsun?” deyince,

İbn-i Tavus, “Allah’a isyan eden bir emir yazarsın da beni de suçuna ortak etmiş olursun” dedi.

Halife, “Kalkın ve gidin” deyince İbn-i Tavus, “Bizim de istediğimiz bu idi” dedi.

İmam Malik, “İbn-i Tavus’un üstünlüğünü hep bildim” diyor. (İbn-i abdi Rabbih, Ikd-ül Ferid 1/55)

Basra halkının ileri gelenlerinden elli kişi, halifenin huzuruna çıkarak vergi memurundan şikâyette bulunurlar.

Halife, vergi memuru Ahmed bin Yusuf’u çağırır, görevden alır ama şikâyetçilerin huzurunda kendisini savunması için bir toplantı hazırlar.

Vergi memuru uzunca kendini savunur ve savunmasının sonunda, “Vergi toplayıp da halkın dilinden kurtulan olmamıştır. Hatta Peygamber Efendimiz bile” der ve şu ayeti okur:

“Bazıları sadakalar konusunda sana dil uzatır. Eğer kendilerine verilirse hoşnut olurlar. Eğer verilmezse o zaman kızarlar.” (Tevbe Sûresi, ayet 9/58)

Halife Memun, onun delilini sağlam bulur ve serbest bırakır. (İbn-i abdi Rabbih, Ikd-ül Ferid 2/145)

Ahmed bin Ebu Davud, halife Vasik’ın yanına girdiğinde Halife, “Senin hakkında şikâyetler var, senin ayıp ve eksiklerini söylüyorlar” der. Ahmed de şu ayeti okur:

“Şüphesiz iftira ile gelenler sizden bir topluluktur. Siz onu (iftirayı) sizin için bir şer sanmayın. Tam aksine, o sizin için hayırlıdır. Onlardan herkese günahtan kazandığı vardır. Onlardan iftiranın en büyüğünü idare edene de büyük azab vardır. (Nur Sûresi, ayet 24/11) ayeti okuduktan sonra, “Allah’ın cezasından sonra emirin cezası gelir. Senin yardım ettiğin alçalmaz, koruduğun kaybolmaz, peki sen o iftiracılara ne dedin?” diye sorar.

Halife de şu şiiri okuduğunu söyler:

“O güzeller, bir ceylan yavrusunun ayıbını bana anlattılar. Halbuki o kadınların al yanakları, o ceylan yavrusunun ayağına ayakkabı olabilirdi.” (İbn-i abdi Rabbih, Ikd-ül Ferid 2/145)