Bugün Cuma hutbesinde hoca çok güzel konuştu ama mesela kadınların çıplaklığından hiç bahsetmedi. Çıplaklık haramdır demedi. Haramlardan kaçının diyor ama haramlar hangisi söylesene, biz bunları anlatmak zorundayız. Görevimiz bizim bu. Yalnız hocaların görevi değil, sizlerin de görevi.
Faiz yiyenlere yeme diyeceğiz. İçki içenlere içme diyeceğiz. Namaz kılmayanlara kılın namazınızı diyeceğiz. Bu da Müslümanlık ve kardeşlik görevidir. Hoca olarak ‘farz-ı ayn’ bana, bunları öğretmek. Size de ümmet-i Muhammed'den olmanın şartı, ümmet-i Muhammed olmak budur. “Allah'ın emrini emredersiniz, yasaklarını siz de yasaklarsınız” buyruluyor. Siz de memursunuz ama fitne çıkarmadan mümkünse diyebiliyorsanız kavga çıkarmadan bunu akıllı hareketlerle komşularınıza, arkadaşlarınıza hep söyleyeceksiniz. Yalnız hocaların görevi değil bu. Sizin de göreviniz, maalesef işte bugün Cuma hutbesinde hoca çok güzel konuştu ama mesela kadınların çıplaklığından hiç bahsetmedi. Çıplaklık kötülüktür demedi, haramdır demedi. Faiz yemek haramdır demedi. Haramlardan kaçının diyor ama haramlar hangisi söylesene, adam çıplaklığı normal kabul etmiş ama biz bunları anlatmak zorundayız, öğretmek zorundayız. Görevimiz bizim bu. Yalnız hocaların görevi değil, sizlerin de görevi. Bunları anlatacağız. Askerlikten de kaçmayacağız. Nöbette uyuyan askere oğlum uyuma diyeceğiz. Nöbette uyunmaz. Bu maksatla çok disiplinli askerlik yapacağız, erlik yapacağız görev verilirse subaylık yapacağız. Bunu da böyle söyleyelim. Güzel peygamberimiz bize bunları anlatıyor.
“İSLAM GARİP BAŞLADI, GARİP BİTECEK”
Hazreti Osman radıyallahu anhdan söyledik ya: “Allah yolunda bir gece bir adam hizmet etse, gündüzleri oruçlu, geceleri kıyamlı bin gecelik ibadetine bedeldir.” Din konusunda hizmet etmek bu kadar önemli. Kavga çıkarmadan, fitne çıkarmadan. Adam ziyafetten hoşlanıyorsa ziyafet ver, o zaman söyle, böyle akıllı hareketlerle tebliğ et. Şimdi Hazreti Ayşe anamızdan radıyallahu anha validemizden de böyle bir hadis-i şerifi var: “Bir kişi Allah yolunda kullanmak için bir deve hazırlasa, Allah ona cehennemi haram kılar.” Hazreti İsa yeryüzüne inip vefat ettikten sonra Müslümanların durumu nasıl olacak? Peygamberimiz söylüyor. Hazreti İsa’ya tabi olacağız. Bu, Peygamberimize inanmayı bırakın demek değil. O anda o görevle onun dediklerine uyacağız. Bir de, “İslam garip başladı, garip bitecek” hadis-i şerifini açıklayalım. Peygamber tek başına başlamadı mı? Ne kadar işkence yaptılar Peygamberimize. O yılmadı, hizmetine devam etti. Sonra Medine’ye hicret etti biliyorsunuz. Sonra geldi Mekke’yi fethetti. Evet, İslam garip başladı. Sonra kıyamet kopacak tabii böyle. Biz vazifemizi yapacağız arkadaş. Allah’ın kanunu bu. Ama biz vazifemizi yapacağız. Elimizden geldiği kadar konuştuğumuz arkadaşlara içkiyi bıraktıracağız, sigarayı bıraktıracağız.
İSLAM’DA ZEHİR İÇMEK HARAMDIR
Sigara haramdır güzel kardeşlerim. Evet, ben Amerika’da bulundum. 1996’da kongreye katıldım, bilimsel kongreye. 4000 ilim adamı sigaranın müthiş zehir olduğunu ittifakla sundular, hem erkekliği zayıflatır, hem aklı zayıflatır, hem de kanserin baş sebebidir diye ispat ettiler. Laboratuvar profesörleri ittifak ederek, “Sigara müthiş zehirdir” dediler. İslam’da zehir içmek haramdır. Bütün fıkıh kitaplarında haram olduğu bellidir, mekruh denildiği zaman sigaranın bu zehirli özellikleri bilinmiyordu. Kötü bir şey ama kesin delil olmadan haram denmez bir şeye. Kesin delil var. Müthiş zehir. Sigarayı bıraktıracaksınız ama kavga etmeden, yani güzellikle. Bir anda olmaz bu iş. Bir anda olmaz. Zamanla, seneler sürebilir. Böyle, bizim de görevimiz bu.
OKURLARIN SORULARINA CEVAPLAR
Bir okurumuz sual etmiş, “Hocam ben bir diş doktoruyum ve bir klinik açacağım. Bildiğiniz üzere dişçilikte mal alım satımı yok. Sadece hastaları tedavi ediyoruz. ‘Rızkın onda dokuzu ticarettedir’ hadisi var. Böyle olduğu zaman dişçilik ticaret olur mu?” Dişçilik ticaret mi olur oğlum? Olmaz, sen hizmet verip karşılığını alıyorsun, hizmetin karşılığını almak ticaret değildir; alıp satmak ticarettir. Bir diğer sual: “Kelime-i şehadet getirmeden ölen herkes için imansız ölmüş denilebilir mi?” İnanıyorsa onu Allah bilir. Ama kelime-i şehadeti hiç kimse duymamışsa biz ona Müslüman diyemeyiz. Müslüman muamelesi yapamayız. Bilmiyoruz. Çünkü biz görünüşe göre hareket ederiz. Kalpleri Allah bilir. Kalben inanıyorsa ne bilelim biz onu? Kalbi Allah bilir. Yani kalben inanıyorsa, onu Allah kendi arasında bilir. Biz tabii bu ağızdan çıkana göre karar veririz. Şehadet kelimesi getirmeyen adama Müslüman diyemeyiz.