Türk  dış

politikası mevcut siyasi iktidar döneminde yaşadığı kafa karışıklığı ve ne

yapacağını bilmezliği daha önce yaşamadı muhtemelen. Amerika ya haddinden fazla

angaje olan, müttefikliğini stratejik ortaklığa taşıyan Türkiye, gün geldi ki,

Amerika yla aynı çıkarlara sahip olduğunu söyler oldu. 11 Eylül den sonra İslam

alemini düşman safına oturtan Amerika ile ne gibi aynı çıkarlara sahipsek

artık!

2003 teki Irak işgaline, 1 Mart tezkeresini çıkararak

fiili destek vermek istedik, ancak o dönemki sağduyuyla bu karar çıkmadı. Gerçi

üsleri açarak Amerika nın 4990 sortisi ne imkan sağladık, ki bu bile Irak

işgalinde bizi mesuller hanesine yazmaya yeter. Irak ta ölen 2 milyon kişinin,

yersiz yurtsuz kalanların, tecavüze uğrayan kadınların, öksüz-yetim kalan

çocukların vebalini yüklenmediğimizi kim söyleyebilir

Gelin görün ki, aradan 12 sene geçmesine ve acı sonuçlar

ortada olmasına rağmen işgale destek olan 1 Mart tezkeresini savunan

aydınlar (!) var. Ve bunlara ödüller bile veriliyor. Aklı mantığı geçtik de,

vicdana nasıl izah edilebiliyor acaba 1 Mart tezkeresiyle işgalciye destek

çıkmak Hayret!

Libya nın emperyalistlerce işgalinde NATO nun ne işi var

Libya da deyi, 3 gün sonra NATO ya savaş gemisi gönderecek kadar basiretli

bir dış politika bizimkisi. Komşularla sıfır sorun mottosuyla yola çıkıp,

düşman olunmayan komşu bırakmayacak kadar tutarlı ve önünü görebilen bir dış

politika

Ortadoğu gibi bir ateş çemberinde ve mevcudiyeti pamuk

ipliğine bağlı ülkelerle çevrili bir coğrafyada, tek bir taşı bile yerinden

oynatmanın bütün bir bölgeyi istikrarsızlığa sürüklediğini göremedik bir türlü.

ABD ve Batı nın yanında saf tutmaktan, onların çıkarlarıyla paralel hareket

etmekten ve kendimizi manasız bir özgüvenle dev aynasında görmekten giderek

hayalcilikten mantıkdışılığa doğru kaydık. Bugün gelinen noktada, Türkiye

hiçbir kırmızı çizgisi olmayan bir ülke konumundadır maalesef. Yanı başımızda,

Büyük İsrail e doğru bir gidiş demek olan Büyük Kürdistan a yol yapılıyor

ve biz de ona taş taşıyoruz resmen.

Bölgedeki dostlarımız (ebedi müttefikimiz ABD yi

saymazsak) Barzani ve İsrail değil mi şu anda Ve Barzani nin hedefi de Büyük

Kürdistan için çalışmak değil mi Kadim Türk şehirleri Musul ve Kerkük, daha

birkaç yıl önce gözümüzün önünde işgal edilirken hangi tepkiyi gösterdik Olan

biteni kabullendik ve bugün de yine Büyük Kürdistan a çalışmıyor muyuz IŞİD

bahane edilerek Büyük Kürdistan meşrulaştırılırken, biz de bu kervanda değil

miyiz

11 Eylül den sonra İslam a yönelik Haçlı Seferi ni

başlatanlar, bugün İslam coğrafyasının başına mezhep savaşı belasını

sararlarken, biz de buna çanak tutmuyor muyuz Gün, mezhep çatışmasına girme

günü müdür İsrail ve başta ABD olmak üzere muhipleri, Büyük İsrail için var

gücüyle çalışırken, biz mezhep savaşı provasındayız. İstanbul un fethi

esnasında, kilisede toplanıp meleklerin cinsiyetini tartılan Bizanslılar gibi

aynen!

Temelsiz ve gerçeklerle bağdaşmayan dış politikamız

neticesinde sırtımızı dayayabileceğimiz kim kaldı İsrail! Bunu siyasi iktidar

ve destekçileri söylüyor zaten. Siyasi iktidarın dış politikadaki bilançosu,

Türkiye nin İsrail e ihtiyaç duyar hale gelmesiyse, başka söze gerek yok zaten!

Büyük İsrail için Büyük Kürdistan ı kurmak isterlerken,

Barzani yle aramız iyi ve İsrail e muhtacız! Bu gidilen yol, İsrail e vilayet

olmaya çıkar beyler bayanlar Uyanın bir zahmet!