إِنَّ الَّذِينَ آَمَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَةَ اللَّهِ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ (218)

Bakara 218- Şüphesiz iman edenler, hic­ret edenler, Al­lah yolunda cihat ya­pan­lar, işte onlar Allah'ın rah­metini umarlar. Allah, bağışlayan­dır, esirgeyendir.

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لَا أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَأُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَأُوذُوا فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللَّهِ وَاللَّهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ (195)

Al-i İmran 195- Rableri onlara şöyle ce­vap verdi: "Sizden erkek ve ka­dın­dan amel eden hiçbir kimse­nin ame­lini boşa çıkarma­yaca­ğım. Siz birbiri­nizdensiniz. Hicret (göç) eden, yurtlarından çıkarı­lan, benim yo­lumda eziyet çe­ken, harbeden ve öldürülen­le­rin kötülüklerini mutlaka örtece­ğim ve mutlaka onları, Allah katından bir mükâfat olmak üzere, altın­dan ırmaklar akan cennet­lere koyacağım. Mü­kâfatın gü­zeli, Allah katındadır."

وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَاءً فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّى يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدْتُمُوهُمْ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا (89)

Nisa 89- Onlar, kendileri inkâr ettik­leri gibi sizin de in­kâr etmenizi, on­larla denk olma­nızı isterler. Onlar Allah yolunda hicret edin­ceye kadar, on­lar­dan dost ve yönetici edinmeyiniz. Eğer yüz çevi­rirlerse onları yakala­yın, nerede bulursanız onları öldü­rün. Onlar­dan dost ve yardımcı edinmeyin.

إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ كُنْتُمْ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الْأَرْضِ قَالُوا أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللَّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا فَأُولَئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءَتْ مَصِيرًا (97)

Nisa 97- (Mücahitlere katılmayarak) kendilerine zul­medenlerin canla­rını melekler alırken: "Nerede idi­niz" (niçin mücahitlerle beraber değil­diniz?) dedikle­rinde, "Biz yeryüzünde güçsüzdük" dediler. Melekler de, "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Oralara hicret et­seydiniz ya" dediler. İşte onların sığı­nağı cehen­nemdir. O ne kötü dönüş yeridir.

إِلَّا الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا (98)Nisa

Nisa 98- Ancak (mücahitlere katılmaya) yol bulama­yan, çareye gücü yet­me­yen er­keklerden, kadınlar­dan ve çocuklardan güçsüz olanlar müs­tesna.

فَأُولَئِكَ عَسَى اللَّهُ أَنْ يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ اللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا (99)

Nisa 99- Allah'ın onları afvetmesi umulur. Allah, afvedici ve bağışla­yıcı­dır."

وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَجِدْ فِي الْأَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا (100)

Nisa 100- Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryü­zünde yerleşecek çok yer ve bolluk bulur. Kim, evinden Allah'a ve Rasülü’ne muha­cir ola­rak çı­karsa, sonra da ölüm kendisine erişirse, muhakkak onun se­vabı Allah'a düşer. Allah, ba­ğışlayıcı ve esirgeyici­dir.

إِنَّ الَّذِينَ آَمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ آَوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ وَالَّذِينَ آَمَنُوا وَلَمْ يُهَاجِرُوا مَا لَكُمْ مِنْ وَلَايَتِهِمْ مِنْ شَيْءٍ حَتَّى يُهَاجِرُوا وَإِنِ اسْتَنْصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلَّا عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِيثَاقٌ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ (72)

Enfal 72- Şüphesiz iman edenler, hicret edenler, mal­ları ve canlarıyla Allah yolunda cihat edenlerle on­ları barındıranlar ve onlara yar­dım edenler, bir­birlerinin dostları­dırlar. İman edip de hicret etme­yenler, hicret edinceye ka­dar sizin onlara hiçbir şekilde ve­layeti­niz yoktur. Eğer din konusunda siz­den yardım isterlerse, sizin yar­dım etmeniz gerekir. Ancak ara­nızda ant­laşma olan bir kavim aleyhinde değil. Allah, yap­tıklarınızı görür.

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاءُ بَعْضٍ إِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْأَرْضِ وَفَسَادٌ كَبِيرٌ (73)

Enfal 73- Kâfirler de birbirlerinin velisidirler. Eğer siz bunu (yardımı) yapmaz­sanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur.

وَالَّذِينَ آَمَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ آَوَوْا وَنَصَرُوا أُولَئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ (74)

Enfal 74- İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihat edenler ve on­ları barındı­ranlar ve yardım edenler, işte onlar gerçek mü'minlerdir. İşte onlar için mağfiret ve tükenmeyen rızk vardır.

وَالَّذِينَ آَمَنُوا مِنْ بَعْدُ وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا مَعَكُمْ فَأُولَئِكَ مِنْكُمْ وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (75)

Enfal 75- Bundan sonra, iman edip de hicret edenler ve sizinle beraber cihat edenler, işte onlar sizdendirler. Zevi-l-erham/Akrabalar (mi­rasta) Allah'ın kitabında birbir­lerine daha la­yıktırlar. Şüp­hesiz Allah her şeyi bilendir.

أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ الْحَاجِّ وَعِمَارَةَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ كَمَنْ آَمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَجَاهَدَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا يَسْتَوُونَ عِنْدَ اللَّهِ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ (19)

Tevbe 19- (Ey müşrikler!) Siz, hacıları sulamayı Mescid-i Haram'ı tamir etmeyi, Allaha ve âhirete iman eden ve Allah yo­lunda cihat eden gibi mi kabul ediyorsunuz? Allah katında bunlar eşit değildir. Al­lah, za­limler toplulu­ğunu hidayete er­dirmez.

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي اللَّهِ مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَأَجْرُ الْآَخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ (41)

Nahl 41- Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri dün­yada güzel bir yere yerleşti­receğiz. Ahiretin mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilse­lerdi.

الَّذِينَ صَبَرُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ (42)

Nahl 42- Onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.

ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا فُتِنُوا ثُمَّ جَاهَدُوا وَصَبَرُوا إِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَحِيمٌ (110)

Nahl 110- Sonra şüphesiz Rabbin, işkenceye uğratıl­dıktan sonra hic­ret eden, sonra cihat edip sabre­denlerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bunlardan sonra ğafur'dur, rahîmdir.

وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا لِلْعَالَمِينَ (71)

Enbiya 71- Onu (İbrahim'i) ve Lût'u âlemler için mübarek kıldığımız yere (hicret ettire­rek) kurtardık.

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ قُتِلُوا أَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللَّهُ رِزْقًا حَسَنًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ (58)

Hac 58- Allah yolunda hicret eden, sonra öldürülen veya ölenlere gelince el­bette Allah onları güzel rızkla rızıklandıracaktır. Şüphe­siz Allah, rızk ve­renle­rin en hayırlısıdır.

لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُ وَإِنَّ اللَّهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ (59)

Hac 59- Onları hoşlanacakları yere sokacaktır. Allah her şeyi bilen­dir, Halim'dir.

وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ (22)

Nur 22- Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, ya­kınlara, fakirlere ve Allah yolunda hicret edenlere (bir şey) vermemeye yemin et­mesinler. Afvetsinler ve görmezlik­ten gelsinler. Allah'ın sizi afvetmesini sevmez misiniz? Allah Ğafur'dur, Rahîm'dir.

فَآَمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ (26)

Ankebut 26- Lût, Ona (İbrahim'e) iman etti ve "Ben Rabbime hicret edi­yorum, şüphesiz O Aziz'dir, Hakim'dir" dedi.

وَالَّذِينَ تَبَوَّءُوا الدَّارَ وَالْإِيمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ إِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ فِي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّا أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ (9)

Haşr 9- Onlardan (muhacirlerden) önce yurda (Medi­ne'ye) yerleşen ve iman sahibi olanlar (ensar) ken­dilerine hicret edenleri severler ve (muhacire) veri­len (ganimet)ler konusunda yüreklerinde bir ih­tiyaç duymazlar ve ihti­yaçları olsa bile onları (muhacirleri) kendi­lerine tercih ederler. Kim, nefsi­nin cimriliğin­den korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta ken­dileridir.”