Çocukken izlediğimiz haberlerden akılda kalan bazı sahneler

var. Mesela Afgan mücahitlerle Rusların savaşı gibi, İran-Irak savaşı gibi

sahneler hala hatırda. Bir de Filistin var tabii. Batı Şeria, Gazze şeridi

kavramlarıyla 5-6 yaşında haşır neşir olanlar geçen 30 senede bugün durumun

daha da kötüleşmesini ve buna kimselerin bir şeyler yapamamasını hatırlıyor acı

bir şekilde.

O enstantanelerden belki en çarpıcısı İsrailli askerlerin

(belki de barbarların demek gerekir) ellerindeki tüfeklerle ve galiba taşlarla

Filistinli çocukların, gençlerin kollarını bacaklarını kırmalarına aitti. Bir

insanın, savaş hali dahi olsa, savunmasız ve çocuk yaştaki insanlara reva

görebildiği bu zulüm, o günkü çocuk muhayyilesine sığmadığı gibi bugünkü

yetişkin mantığına ve asgari insanlık ölçütlerine de sığmıyor. Bunu yapan gücün

kesinlikle bir devlet olmadığı, olsa olsa organize bir terör ve barbarlık

şebekesi olabileceği dışında bir ihtimal gelmiyor akla.

Günümüzün iletişim imkanları, bugünlerde yaşanan yeni bir

İsrail zulmünden çok daha kısa sürede haberdar olmamızı sağlıyor. 30 sene önce

belki zulmün detaylarına bu kadar vakıf değildik, acıları bugünkü kadar bire

bir ve olduğu gibi yaşamıyorduk ama içinde bulunduğumuz atalet ve eli kolu

bağlı halimiz maalesef baki.

En acı taraf da elimiz kolumuz bağlı ve medet umduklarımız,

dünyada yüzyıllardan beri süregelen zulmün ve sömürünün baş aktörleri.

Verdikleri tepkileri görmek ve insanlık namına isyan etmemek mümkün değil bu

zalim oğlu zalimlerin. BM Genel Sekreteri atılan roketlerden dolayı Hamas ı

kınıyor mesela veya ABD, İsrail in yaptığı ayan beyan katliamın, düpedüz

soykırımın meşru müdafaa ve hakkı olduğu yönünde alçakça bir görüş

belirtebiliyor. Diğer Avrupa ülkelerinin benzer rezillikteki görüşleri de

bunlara benzer nitelikte.

Bir an için bu zalimlerin yerine kendimizi koyup nasıl olup

da böylesine insanlıktan uzaklaşabildiklerini anlamaya çalışsak faydası olur mu

acaba Herkesin internette veya tv de gördüğü o meşum görüntüler, parçalanmış

çocuk görüntüleri, feryat eden ana baba manzaraları nasıl olup da bu insanları,

bu ülkeleri ırgalamıyor İnsaf, vicdan, onur, haysiyet gibi erdemler politika

veya çıkar uğruna kolayca feda edilebiliyor demek. Öyle olmasa, İsrail halkı

çoluk çocuk toplanıp da Yarın okul olamayacak, çünkü Gazze de çocuk olmayacak

diye sevinçten (!) dans etmezlerdi.

İşte bu noktada zalim ve zulüm kavramları anlam kazanıyor.

İnsana, insanlığa dair ne varsa hepsine düşman, vicdansız ve insafsız bir

canavar. Mehmet Akif in tek dili kalmış canavar diye tasvir ettiği canavarın

ta kendisi. Bu canavar, gerçekten de kanla, insanla besleniyor ve bu uğurda

plajda oynayan çocukları bile öldürecek kadar aşağılık maalesef. Veyahut

ülkeleri tarumar edip insanları birbirine düşürecek kadar insanlık dışı. Kuzey

Irak taki Türkmenlerin durumunu düşünün. Çoluk çocuk evlerinden kaçmak zorunda

kalmışlar ve adeta çölün ortasında Kerbela yı yaşıyorlar. Bir avuç su için

kırılıyorlar.

Bu noktada Müslümanın sırtına bir yük biniyor. Ben ne

yapabilirim , ben güçsüzüm , onlar çok güçlü gibi bahaneler geçersiz hale

geliyor. Bu yükü sırtlanırsa Müslüman, ABD si de, BM si de, AB si de, NATO su

da taca çıkacak aslında. Ve Müslüman da onlardan medet ummayacak, zulme dur

deme imkanına erişebilecek. Birbirini kırma ahmaklığından vazgeçecek en başta

da.

Evet, dün ağladık, bugün de ağlıyoruz, hem de ölen bebeleri,

çocukları görüp hıçkıra hıçkıra ağlıyoruz belki. Ama bu bizim tabiri caizse

zulme karşı erkekler gibi savaşmamıza mani olmamalı. Müslüman, onların istediği

gibi sadece konuşmaktan ve kınamaktan vazgeçip ayağa kalkar, bir olursa, bu

çark da bir gün kırılacak elbet.

Ama bunun olmasını yolu da üstün cesaret madalyasını

Yahudi lobisinin geri verin demesi üzerine iade etmekten geçmez. Bunun yolu,

Müslüman olmadığı halde Müslümanların katledilmesine tepki verebilen ve

İsrail le ilişkiyi ve ticareti kesen Venezuella ve Şili kadar onurlu ve

insanlık namına dik durabilmekten geçer. Seçim veya oy kaygılarıyla verilen

hesaplı kitaplı ve gerçekte ne olduğunu tam olarak kimselerin bilmediği

kerameti kendinden menkul anlık reaksiyonlar, sadece kitlelerin gazını almaya

ve kendi kendimizi kandırmaya yarayacaktır.