Saadet Partisi olağan kongresinin ana hatırlatması, “Böyle gelmiş, böyle gitmeyecek. Bu düzen değişecek…” şeklinde; bu hatırlatma devamında Erbakan Hocamızın son nefesine kadar haykırdığı “Adil Düzen”i hatırlatıyor… Nitekim Abdülkadir Özkan Cumartesi günü (29.10.2016) yazdığı “Böyle gelmiş, böyle gitmeyecek, Adil Düzen kurulacak” başlıklı yazısında bunu teyit etti ve özetle dedi ki: “Adil Düzen, ülkemizin ve insanlık âleminin ihtiyacı. Yeryüzünde zulüm hâkim olduğu, etrafı kan ve gözyaşının kapladığı bir zaman diliminde Milli Görüşçülerin gerçekleştireceği bu çelikleşme hamlesi büyük kongre için Ankara’da toplanacak on binlerce Millî Görüşçü, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmeyecek. Bu Düzen değişecek’ diye haykıracak... Nitekim kongre günü bu haykırışlar arş- alaya kadar ulaştı… Sadece Türkiye’nin değil dünyanın Milli Görüş’e ve Adil Düzen’e ihtiyacı var… Kısacası, Saadet Partisi kongresini bozuk düzene alternatif olarak yeni bir dünya ve adil düzen projesinin hayata geçirilmesi hamlesi olarak nitelendirmek yanlış olmaz. Bozuk düzenden rahatsız olmak adil düzen’e geçişte bir ilk hamle olabilir. Ancak, mesele sadece şikâyette kalır, ortaya alternatif düzen konulmazsa zalimler yeryüzünde hüküm sürdürmeye devam edecekler demektir...”
KUR’AN VE İLİM haftalık seminer çalışmalarımız devam ediyor ve alternatif düzen vurgusunun yapıldığı kongre haftasında 886. “ADİL DÜZEN” seminerimizi yaptık ve bu isimdeki haftalık dergimizi yayımladık, elhamdülillah… Tevafuk diyorum; Abdülkadir Özkan’ın özünü ve özetini son cümlede hatırlattığı üzere, sadece şikâyet yetmez, çalışıp ALTERNATİF DÜZEN yani “adil düzen”in hem teorik hem pratik olarak, ilmî ve amelî olarak ortaya konması gerekiyor... Bu haftaki çalışmamızda da, özellikle 15 Temmuz sonrasında daha çok ihtiyacımız olan adaletin tesisi alanındaki bazı detayları bazı işlemişiz…
Minik bir öz ve özeti de bu haftaki çalışmamızdan sunuyorum… “Adil Düzen” iktidar olduğu zaman halk dört sınıfa ayrılacaktır. a) “Adil Düzen” için çalışanlar. Yani başarıya ulaşanlar kooperatifler kurmuşlardır. Kooperatifler kendi içlerinde İslâm düzenini yaşamaktadırlar. Yüzer hanelik semt kooperatifleri çoğalmaktadır. Buna karşı üç grup oluşacaktır. b) Küfredenler. Bunlar fiilen bir zarar iras etmemekte yani fiilî eyleme geçmemektedirler ama kavlen saldırmaktadırlar. c) Zulmedenler. “Adil Düzen”e kavlen de olsa saldırmamaktadırlar ama “Adil Düzen” için çalışanlara zulmetmişlerdir, onların mallarına ve canlarına dokunmuşlardır. d) Üçüncü gurupta olanlar kişilere dokunmamışlar ama “Adil Düzen”in gelmemesi için savaşmışlar, bunun için mücadele etmişlerdir.
“Adil Düzen”e geçildiği zaman bunların durumu ne olacaktır?
Küfredenler geçmişteki küfürlerinden dolayı sorguya tabi değildirler. Ancak küfürlerine devam etmelerine izin verilmeyecektir. Yani “Adil Düzen”e saldırmaya ve devletimizi yıkmaya çalışamayacaklardır. Zulmetmiş olanlar ise mazlumların bizzat kendileri affetmemişse cezaları infaz edilir, adil yargı sistemi ile cezalandırılırlar. Kişilere özel olarak zulüm etmemişler ama şirk sistemini dayatanlarla onlara tabi olanlar muhakeme edileceklerdir. Bunlar fiilen zulüm düzenini sistem olarak devam ettirenlerdir. Bunlardan bir kısmı sistemi dayatanlardır, bir kısmı da sistemi destekleyenlerdir. İşte, sistemi destekleyenler o gün desteklemekten vazgeçip “Adil Düzen”i kabulleneceklerdir... Artık onlar piyasada yoklar. Eskiden sömürdükleri insanları artık sömüremeyecekler. Eskiden yaptıkları besleme işine devam edemeyecekler. Yazarlara artık kendi lehlerine şarlatanlık yaptıramayacaklar. Kendilerinin işledikleri suçları FETÖ’ye veya CIA’ya yükleyemeyecekler, yaygaracı medyanın yaygaralarına son verilecek... Bu nasıl olacak? Olacak, çünkü artık onların bunları yapanlara verilecek karşılıksız dolarları olamayacak... Yani artık dolar çöpe atılacak. Kimse karşılıksız parayı kabul etmeyecek. Ekseriyet kararları adı altında dayatmalar yapamayacaklar. Çünkü “ekseriyet demokrasisi”nin yerine “hicret demokrasisi” gelmiş, “hakemlerin denetimi” gelmiştir... (Bu hafta ele aldığımız Nahl Suresi’ndeki 83-88. ayetler üzerinde ilim adamları çalışmalı ve ceza kanunlarını ona göre düzenlemelidirler.)