İnanmanın, inanmışlığın müşahhas hali. İman etmenin çelikleşmiş yüzü.
İman varsa, imkân vardır.
Beni derinden etkileyen bir vecize. Adaletli bir dünyanın kurulması için… İmanın emrettiği çabayı gösterenlerin, umutsuzluk çukurunda elbet işleri olamaz.
İnanmak, iman etmek, başarmanın ta kendisidir. İman, umuttur, istikbale kucak açmak, her türlü hali peşinen kabul edip, bunun bir imtihan olduğunu düşünmektir.
Kongredeyim.
Atatürk Spor Salonu’nda farklı partilerin kongrelerini de izleme imkânım oldu. Saf yürüyüşün, inancın remini gördüm orda. Daha içeri adım atmadan önce, bahçeyi, caddeyi dolduran binlerce insanın varlığı, aslında geleceğin resmini sunuyor. Böyle gelmiş, böyle gitmeyecek… İtirazları var, ışık yakmışlar atiye. Yüzleri temiz, halleri güzel insanların arasından salona doğru yürürken, heyecanlanmadım dersem yanlış olur. Bunca kargaşaya, buca keyfiliğe rağmen, istikbale mum yakanlar, ışık tutanlar vardı.
Dava adamı olmak güzeldi.
Dava adamı olmak, imanın gereği… İyiye doğru dünyayı götürmek, yaşantımızı güzelleştirmek, mazlumların sayısını azaltmak… Davanın temeli bu. Adaletin hâkim olduğu bir yaşam biçimi… Bir dünya.
İçerisi doluydu, hınca hınç, dışarısı da öyle. Disiplin hâkimdi salonda. Kimse, saatlerce yerinden kımıldamadı. Konuşmacıları pür dikkat dinledi.
Curcuna, kaos yoktu.
Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarda iken… Güçlü bir hâl ile ülkeyi yönetirken, Saadet Partisi’nin Ankara’nın orta yerinde, hem de en büyük spor salonlarından birinde, inanmış insanların, istikbale kucak açması, karanlığa ışık huzmesi sunması önemliydi.
Genelde… Partilerde, Genel Başkan değişimlerinde, sıkıntı, sancı yaşanır. Giden arkasına bakmaz, gelene muhalefet eder… Hoşnutsuzluk ortaya çıkar. Dünkü resim bunun tam tersiydi. Mustafa Kamalak Bey daha çok çalışacağını söyledi… Daha heyecanla yürüdüğünü ifade etti.
Bu siyasi partilerde az rastlanan bir durumdu.
Temel Bey donanımlı, entelektüel birisi… Birkaç kez aynı masada konuşma fırsatım oldu. Derinlikli bilgi birikimini o konuşmalarda müşahede ettim. Türkiye ekonomisini, obezite hastalığına benzetmesi ilginçti.
Şişiyoruz ama güçsüzleşiyoruz dedi. Tespit doğruydu.
Davası olan insanları seviyorum. Yaratılmışlığın icabıdır, davası olmak… Niçin var olduğunu araştıranlar, sonunda davanın ikliminde bulurlar kendilerini. Atılan sloganlar, konuşmalar, delegenin duruşu… İzleyenlerin fedakârlığı, salonda ve dışarıda umut olarak yayıldı. Anadolu’nun has çocukları, sessizlikte haykırdılar ısrarla. İman varsa, imkân vardır… Yeise gerek yok.