‘SOSYO-EKONOMİK TUFAN’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
Çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazıyla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
***
Bir Kavim/Millet/Toplum Nasıl Değiştirilir?
Bundan önceki yazımız, bundan sonra yazacaklarımızın hem girizgâhı hem de ana gerekçesi mesabesindedir; bu sebeple bundan sonra yazılanlar o yazı ile birlikte okunmalı...
Bundan sonrası, geçtiğimiz 7 Eylül Pazartesi günü, Üsküdar Üniversitesi Risale-i Nur Araştırmaları Merkezi’nde bir seminerde yapılan sunum vesilesiyle yazıldı…
Çalışma arkadaşımız Cevdet Tellioğlu tarafından yapılan sunum ve devamında yapılan değerlendirmeler toplam olarak dört saat sürdü; çok önemli gelişmelere vesile oldu…
Söz konusu değerlendirme ve gelişmeler devam etmekte olduğu için bu konuda şimdilik detay yazamayacağım ama aynı günün akşamında ve hemen gündüz yapılan dört saatlik seminerin akabinde Cevdet Tellioğlu tarafından yazılanlardan istifade edebiliriz…
Bir milleti değiştirmek için her zaman ordulara, büyük çatışmalara veya açık yasaklara ihtiyaç yoktur. Bazen aile anlayışını değiştirirsiniz. Bazen eğitim sisteminin yönünü değiştirirsiniz. Bazen insanların neye değer vereceğini, neyi başarı kabul edeceğini, neyi ayıp, neyi normal göreceğini değiştirirsiniz.
Tersine inovasyon ve toplum mühendisliği
Bir milleti değiştirmek için her zaman ordulara, büyük çatışmalara veya açık yasaklara ihtiyaç yoktur. Bazen aile anlayışını değiştirirsiniz. Bazen eğitim sisteminin yönünü değiştirirsiniz. Bazen insanların neye değer vereceğini, neyi başarı kabul edeceğini, neyi ayıp, neyi normal göreceğini değiştirirsiniz.
Bir milleti değiştirmek için her zaman ordulara, büyük çatışmalara veya açık yasaklara ihtiyaç yoktur. Bazen aile anlayışını değiştirirsiniz. Bazen eğitim sisteminin yönünü değiştirirsiniz. Bazen insanların neye değer vereceğini, neyi başarı kabul edeceğini, neyi ayıp, neyi normal göreceğini değiştirirsiniz. Bunu yeterince uzun süre, birbirini tamamlayan araçlarla yaptığınızda birkaç nesil sonra karşınıza başka türlü düşünen, başka türlü yaşayan ve başka şeylere değer veren bir toplum çıkar. Ben buna tersine inovasyon diyorum.
İnovasyonu hep olumlu bir kavram olarak öğrendik. Yeni bir şey üretmek, geliştirmek, hayatı kolaylaştırmak, verimliliği artırmak… Oysa sistem kurma kabiliyeti yalnızca iyilik üretmek için kullanılmıyor. Bir toplumu güçlü yapan değerleri zayıflatacak sistemler de kurulabilir. İnsanı üretimden tüketime, dayanışmadan bireyciliğe, sorumluluktan beklentiye, kanaatten sürekli tüketme arzusuna götüren bir düzen de sonuçta tasarlanmış bir düzendir. Yönü yanlış olan bir inovasyondur.
Bugün geriye baktığımda milletimizin yaşadığı dönüşümün yalnızca kendiliğinden gelişen bir modernleşme süreci olarak okunmasının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Bunun önemli bir bölümünü toplum mühendisliği mantığıyla işleyen uzun vadeli bir dönüşüm süreci olarak değerlendirmek gerekiyor. Çünkü toplum mühendisliği dediğimiz şey zaten budur: İnsanı tek tek zorla değiştirmek yerine, insanın içinde yaşadığı çevreyi, teşvikleri, eğitim sistemini, medya dilini, ekonomik tercihlerini ve gündelik hayatını değiştirirsiniz. İnsan bir süre sonra o sistemin ürettiği davranış biçimini normal kabul etmeye başlar.
En önemli kelime burada normalleşmedir.
Bir toplumdaki değerler çoğu zaman bir gecede ortadan kalkmaz. Önce küçümsenir. Sonra eski moda gösterilir. Ardından hayatın dışına itilir. Yerine başka davranış kalıpları yerleştirilir. Bir süre sonra yeni durum olağan kabul edilir. Son nesil ise kaybedilen şeyin ne olduğunu bile bilmediği için ortada bir kayıp bulunduğunu fark etmez. Tersine inovasyonun ve toplum mühendisliğinin en güçlü tarafı da budur. Değiştirilen insan, çoğu zaman değiştirildiğinin farkında değildir. (Devamı var)