Mısır’daki darbeye direnen İhvan’ın sembolü haline gelen Rabia’dan mülhem olan Rabia Platformu, “Rabia Ödülleri” dağıtmış. Siyasi iktidara yakın ve onla özdeşleşen isimler bu ödülleri toplamış tabii ki. Ödül töreninde Rabia işaretleri (elle 4 yapma) ortalığı kaplamış.

Bugünün muhafazakar demokratları, gerçekten de parlak ambalajlardan ibaret. Ambalajların içi, terk edilen davanın ve ideallerin neticesi olarak boş. Parlak ambalajların gereği olarak, her eylemleri ve söylemleri sloganik, tribünlere yönelik, şovdan öte anlam ifade etmez tarzda. Dolayısıyla düştükleri durum da komikle trajik arasında bir yerde.

Uluslararası Rabia Platformu diye bir oluşum ne iş yapar en başta Mesela, Mısır’daki darbenin baş amillerinden olan ABD’ye ne tepki vermiştir ABD’yle işbirliği ve müttefikliğini stratejik ortaklıktan yakın çalışma arkadaşlığına taşıyan, ABD’nin Ortadoğu’da attığı her adımda yanında olan ve nasıl oluyorsa artık “ortak çıkarlarda buluşan” AKP’ye herhangi bir uyarı yapmış mıdır bu platform Emperyalizmin dümen suyunda gidenleri uyarmayıp, doğru bir yola çağırmadıktan sonra ne işe yaramaktadır kendileri

Ve bu ödüllerin amacı nedir Bu ödüller, Mısır’daki darbe mağdurlarının üzerinden iç siyasette prim yapmayı değil de mesela neyi amaçlamaktadır Ödül alanlar, Mısır’daki darbe mağdurlarına fayda sağlayacak ne yapmışlardır ki bu ödüllere hak kazanmışlardır Daha doğrusu, Mısır’daki darbe mağdurlarının durumu daha da kötüye giderken, kendi kendine ödül icat edip “körler sağırlar birbirini ağırlar” mahiyette “ödül şov” yapmak, iç siyasete göz kırpmaktan başka bir amaç taşımamaktadır.

Günümüz muhafazakar demokratları, zaten anlamlı ve davaya uygun davransalardı, en başta Irak işgaline çanak tutan 1 Mart tezkeresine karşı çıkarlar, buna teşne olanlara kayıtsız şartsız destek vermezlerdi. Irak’ta ölen 2 milyon kişinin, tecavüze uğrayan yüzbinlerce kadının ve yetim kalan milyonlarca çocuğun vebali, bir partinin yedeği olmaktan daha az anlamlıymış demek.

Günümüz muhafazakar demokratları, madem bu kadar zulme karşıydılar, tek bir komşu bırakmayan ve her konuda fiyaskoya uğrayan “emperyalizmin dümensuyundaki” Türk dış politika fantezilerine ses çıkarsalar, tepki gösterselerdi en başta. Veyahut Kürecik’e konuşlanan ve İsrail’in güvenliğine hizmet eden NATO radarına, Maraş’a, Antep’e konan Patriotlara, ABD’nin emrine verilen İncirlik’e ses etselerdi.  Ama öyle yapsalardı, iktidar gücüne yaranmaları, oralardan nemalanmaları nasıl mümkün olurdu ki… O zaman nasıl ödül alırlardı ki

Birbirlerine ödül dağıtıp tatmin sağlayanların ruh hali, mitinglere dantelli ev perdesiyle gidip “kefenimizi giydik” diyenlerinkine ne kadar da benziyor. İkisi de absürd, ikisi de şov bile olamayacak kadar basit! Dava ve idealin yerini alan partizanlık ve dünyevi nimetlere olan tutkunun neticesi bunlar. Nerede Beyazıt Meydanı’nda Cuma çıkışı protesto edip tepkisini gösteren kalabalıklar, nerede ışıltılı salonlarda manasız ödüller dağıtan yığınlar!

İslam alemi, emperyalizm işbirlikçisi zihniyetlerin kıskacındayken ve idare noktasındakiler iktidar gücünün ve sahip olunan maddi imkanların cezbesindeyken, İslam aleminin onurlu ve dik duruşa sahip idealistlere, dava adamlarına, düşünce insanlarına, mütefekkirlere duyduğu ihtiyaç daha da artıyor. Hele ki meydan, insanlara hakaret edercesine şov yapmayı, insanları ahmak yerine koymayı normal karşılayanlara kaldıysa, bu ihtiyaç daha da artıyor demektir.

Öyle bir gün ki bugün, istismarı yapılmayacak, üzerinden prim yapılmayacak, ucuz şovlara alet edilmeyecek hiçbir şey yok artık.