Gençliğimize sahip çıkamadığımız her geçen gün gençliğimiz elimizden kayıp gitmektedir. Hedefsiz ve kendi nefsinin esiri olmuş gençler suyun üzerinde sürüklenen bir yaprak misali nereye gideceği, nerede duracağı belli olmayan bir şekilde nefsi, heva ve hevesi onu nereye götürürse oraya gitmektedir. Kuşaklar arasında ise bu nedenle hayata bakış açılarında çok büyük farklılıklar meydana gelmektedir.
Eskiden dede anneanne ve babaannelerin olduğu geniş ailelerde yetişen çocuklar büyüklerinden aldıkları nasihatler ve onların davranışlarını örnek alarak milli ve manevi değerlerle yetişip güzel ahlakın birer numunesi haline geliyorlardı. Geniş aileler yerine çekirdek ailelere bırakınca bu ortadan kalktı. Üstüne üstlük bir de yalnızlık ve yalnız yaşam popüler hale gelmeye başlayınca çekirdek aileler kadar yalnız yaşayan veya buna özenen gençlerimizin sayısında büyük bir artış meydana geldi.
İnsanın yalnız olunca daha özgür olacağı ve hayatına kimsenin karışmadan rahatça hareket edebileceği ve böylece daha mutlu olacağı tezi ne yazık ki günümüzde gençler arasında revaçtadır. İnsanı bencilliğe ve kendinden başkasını düşünmemeye iten bu görüş yardımlaşma ve kardeşlik duygularını törpüleyerek kalabalıklar içinde yalnız kitleler oluşmasına sebep olmaktadır. Tek katlı evlerde yaşayıp bütün mahalleyi tanıyan ve birbirlerine bir yardım durumu olduğunda koşan insanlardan, bırakın mahalleyi tanımayı apartmanlarda yaşayan ama kimseyi tanımayan insanlara doğru bir gidiştir bu.
İnsan yalnız kaldığında nefsiyle de baş başa kalır. Nitekim nefis kötülüğü emreder. Şeytan da bilhassa insanın yalnız olduğu zamanları kötülükle doldurmak ister. Çünkü nefsi ile başıboş kalmış insana vesvese vererek saptırmak şeytanın vazifesidir. Şeytana ve nefse uyacağı zaman onu uyaracak birisi olması gerekir. Bu sebeple salih bir dostun gerekliliğinin ehemmiyeti ortadadır. O da yoksa ben özgürüm diyerek canının her istediğini yapan bir gence kim yol gösterecektir? “Salihlerle beraber olun.” diye emreden bizi bizden daha iyi tanıyan Rabb’imiz (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de “Salih olun!”, yerine “Salihlerle beraber olun!” Diye emretmesinin şüphesiz ki sayısız hikmetleri vardır.
Gençlerin ergenlik dönemiyle beraber ilgilerini ve söylemlerini dikkate aldıkları kişiler dışarıdan olmaya, özellikle de arkadaş gurubundan olmaya başlar. Arkadaş seçimi insan hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Peygamber Efendimiz (sav): “Kişi dostunun dini (ahlâkı) üzeredir. Öyle ise sizden biriniz kiminle dost olduğuna iyi baksın (kiminle arkadaşlık kuracağına iyi karar versin.)” (Ebû Dâvûd, es-Sünen, “Edeb”, 19; Tirmizî, es-Sünen, “Zühd”, 45.) buyurmaktadır. İnsan kendisi gibi olan ya da olmak istediği gibi biriyle arkadaşlık eder. Zamanla ona benzemeye başlar.
Bu noktada uygun arkadaş ortamlarını oluşturmasına yardım etmek başta anne-babalar olmak üzere hepimizin görevidir. Yaşadığımız muhitte Allah için bir araya gelen gençleri bulmak ve evlatlarımızı onların arasına dahil etmek lazımdır. Eğer ki yoksa ya da bulamadıysak böyle bir ortamı o vakit durum aciliyet gerektirdiğinden bizzat kendimiz bu güzel ahlak sahibi gençlerin ortamını oluşturmak için sadece elimizi değil, yüreğimizi ve kendimizi taşın altına koyarak fedakarlıkta bulunmamız gerekir. Sadece kendi çocuğumuz veya yakınımız olan gençler için değil şehrimizdeki her gence ulaşmak ve onların güzel ahlaka sahip bir şekilde kötü alışkanlıklardan uzak olarak yetişmesi için gayret edelim. Her bir gencimize ulaşmak suretiyle gençlerimizle birebir ilgilenmek durumundayız. Gençlerimizi anladığımızı ve değer verdiğimizi onlara hissettirebilirsek o vakit gönüllerini fethedebiliriz. İşte bu şekilde şuurlu müslüman bir gençlik yetiştirmiş olacağız İnşaAllah.
Bizzat kendimiz bu gençlik çalışmalarını yürütmesek bile yürütenlere maddi, manevi destek olalım. Halka halka büyüyen bu çalışmaların bereketiyle Rabb’imizin (c.c.) izniyle, lütfuyla önce şehrimizin sonra ülkemizin ve ümmetin bütün gençlerine ulaşabilelim İnşaAllah. Zaman seferberlik zamandır, vakit gençlik için koşturma vaktidir.
EĞİTİMCİ/PSİKOLOJİK DANIŞMAN
MUHAMMED ALİ TÜREGÜN