Bir bakarsın ki yanlış kişiyi idam etmişsin.
Yanlış kişiyi hapsetmişsin.
Bu yaptığın yanlış ameliyattır.
Yanlışlıkla hastanın ameliyat kesesinde sargı bezi bile
unuttun.
O yanlışlıkla mazlum olan elbet konuşacak, ağzına geleni
söyleyecek, hakkını helal etmeyecektir sana.
Biraz haysiyetin varsa dinleyeceksin, sanmam ki vicdanın
tarafından suçlu bulunup mahkûm edilesin.
Sanmam ki karalar bağlayacaksın yaşamın boyu.
O gün haksızca yol verdiğin işçinin ardından da bir
çentik atılmadı yüreğine.
Sen patronluğun raconu bu, ben kovmasam işimi büyütemem
desen de, o ayrıldığı eşinden sonra sarıldığı işinden de olunca, evine gitti
müziği sonuna kadar açıp bağıra bağıra ağladı.
Derhal, kirasını artık ödeyemeyeceği evinden ayrılıp üç
çocuğu ile baba ocağına dönüp mahallenin dedikodusu ve acıyan gözlerle
kendisini izleyeceklere vereceği cevabı düşündü.
Kocası gitse de çocukları ile o evde hayatını devam
ettiriyordur ama sen yanlış yapıp işten çıkarınca dünya bir kez daha karardı
onun için.
Seçimler, sınavlar, sonuçlar
Kümes gibi binalarda açtığın özel üniversitelerde bir de
akademisyen alınacak sınavları düzenlemiyor musun
Madem para vereceksin, güzel bayanlardan seçmelisin
öğretim üyelerini, nasıl olsa maksat eğitim değil, paradır aslolan, adayların
bilgi birikimlerini ölçtürdüğün sınav değerlendirme ekibini Yıldız dan
getirdik diye ilan vermekten de geri durmuyorsun.
Yaptıklarının yanlışlığını biliyorsun ya, güya tedbirini
önceden alıyorsun.
Ya Sultan Hanı na yaptığın yanlış.
Konya Aksaray arasını bekleyen o eskimeyen güzele
yaptığın haksızlık.
İnsan utanır biraz o güzelin inşa tarihi 1223.
Gezerken kalbimi tuta tuta dolaşıyorum her seferinde.
Ona yaptığın suikastı gördüğümde her defasında, kalp
sektesinden endişelenmekteyim.
O güzeli, birkaç Japon turistin alakasına terk ettiğinizin
hüznüyle, yolumu bulamıyorum, bir sersemlik, düz yolda düşmeler yaşıyorum.
İnsan bu kadar mı insafsızlık eder, kendi hazinesinin
tanıtımından bu kadar mı uzak durur.
Kalelerin, köprülerin, kervansarayların, Kubadabad ın
kadir kıymetini bilen Keykubad Alaaddin e bile yanlış yapmak, ha.
Ya da ah, daha da tiksindirici olanı.
Öldüğünde muhalif.
Gazetende ölüm haberini geçmeye korktuğundan, yüksek
rakımlı tepelerden gelecek açıklamayı gözlüyorsun.
Yüreğin yetmiyor tabii.
Nihayet beklediğin yerden danışmanlarının çalakalem
yazdığı, kıytırık bir taziye mesajını görünce.
Oh, diyorsun çok şükür.
Hazırlanmış ama korkudan basılamamış ölüm haberini bayat
bir şekilde ertesi gün verebiliyorsun.
Bu kadar korkuya pes doğrusu.
Ölen senin eski elemanındı, bir emek işçisiydi,
meslektaşındı, kalemine yüreğinden kan çekerek yazılarını yazmıştı.
Vefayı bile yiyip tüketerek öyle bir yanlış yaptın ki,
gökyüzünde bulutlar utandı, yeryüzünde toprak ağladı.