İnsanlık, dostluk, dürüstlük, vefa, iyilik.

Sadece insanların değil, şehirlerin de hakkı.

Nisan ve Mayıs ayında bir grup arkadaşımızla gitmeyi planladığımız Balta Limanı’ndaki Japon Bahçesi’ne sonunda vasıl olduk.

Fakat hepimiz hüsrana uğradık.

Sakuraların ve envai çeşit çiçeklerin bizi karşılayacağını umduk.

Hayal kırıklığı idi yaşadığımız.

Hadi sakuraların açma zamanını kaçırdık.

Susan insandan, duran sudan kork dercesine, şelalesi ve önündeki havuz da bakımsızlığını haykırmaktaydı.

Oysa orada iki temizlik görevlisi yaprakları toplayıp çuvallamaktaydı.

Acaba nerede hata yapılmıştı ki, Japon Bahçesi işlevselliğini yitirmiş, ucubeye dönüşmüştü.

O terkedilmişlik, bakımsızlık, ilgisizlik doğrusu hepimizi sarsmıştı.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi hemen bahçenin sınırı boyunca akan Balta Limanı Deresi’nden gelen korkunç kokularla bu güzel mekân iyice ihanete uğramıştı.

Sadece bahçe değil, İstanbul’ un da ihanete uğramasıdır yaşanan trajik olay.

Japon turistlerin yolu düştüğünde ya da kendi halkımızın gördüğünde ar duyacağımız bir alana dönüşmüş.

Bahçe, İstanbul Belediyesi’ne ait.

Çok zor değil, o kapkara lağım kokularıyla akan derenin ıslah edilip, kapalı mekâna alınıp, üstünün örtülmesi.

Allah saklasın bir çocuk düşse enfeksiyon kapacak,

İnsanların düşmesine gerek yok bahçeye giden anında virüs kapar, bu nedenle girmemizle bahçeden kaçmamız bir oldu.

Elbet İstanbul Belediyesi, İslam bahçelerine, korularına büyük bir ihtimam göstermekte.

Emirgan, yüzyılların şanına layık olarak tertemiz tutulmakta.

Gerçi Çelik Gülersoy’ un anısına saygıyı yitirircesine Emirgan Korusu içerisindeki Beyaz Köşk hoyrat kullanılmakta fakat binlerce kişinin nefes aldığı geniş bir mesire yerine, özenle baktığını da müşahede etmekteyim.

Balta Limanı Japon Bahçesi, Türkiye ve Japonya’nın iş birliğiyle kurulmuş bir park olup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yönetilmektedir.

“Ertuğrul Faciası” ile iki ülkenin halkları, kalplerini kardeşlikte birleştirmişti.

Ertuğrul Firkateyni, II. Abdülhamit tarafından Japon İmparatoru'na dostluk bildirisi, nişan ve çeşitli hediyeler sunmak amacıyla 1889 da İstanbul'dan yola çıkmıştı. Yolda uğradıkları uzak doğu limanlarında Müslüman halkların sevgisi ile karşılanan gemi ile ilgili haberler, Batı dünyasında da merakla izlenmişti. Bir anlamda gemiye olan sevgi gösterileri, dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliği için bir manifesto gibiydi.

Uzun ve meşakkatli bir yolculuğun ardından 1890'da gemi Japonya'ya ulaştı. Karşılıklı hediyeler takdim edildi. Japonlar büyük bir saygı ile Osmanlı askerlerini ağırladılar. Dönüş yolunda gemi, 16 Eylül 1890 gecesi Kuşimoto açıklarında tayfuna yakalandı. Dev dalgalarla kayalara çarparak parçalanan gemideki mürettebattan sadece 69 kişi kurtulabilirken, aralarında gemi komutanı Amiral Osman Paşa’nın da bulunduğu 500 den fazla denizci şehit oldu.

Bu büyük deniz kazası iki ülke halkları arasında devasa bir acının yaşanmasına ve sarsılmaz bir dostluğun temellerinin atılmasına yol açtı.

Ertuğrul’ u anılarında hep taze tutan Japonlar, 2003 yılında ‘Türkiye’de Japon Yılı’ ilan edilince, İstanbul ile Shimonoseki şehri tarafından bu bahçe hazırlandı.

Shimonoseki'de de “Türkiye Lale Bahçesi” açıldı. Muhtemelen o lale bahçesi tertemizdir.

En güzel manzarayı, boğazı seyreden bahçede, iki kardeş şehrin sembolü olan İstanbul Boğazı ile Shimonoseki Boğazı’ndan esinlenilerek yapılan giriş kapısı, Japon Bahçelerinin asıl aktörü olan Çay Odası, Şelale, Gölet, Çardak gibi öğelerle aslında çok güzel bir yer.

Fakat ne yazık ki, ilgisizlik, bakımsızlık, kirlilik sadece bahçeye, Japonlara hakaret değil, kendimize de sövgüdür.

Bir de açgözlü müteahhitlerin satacakları ya da kiralık dairelerine müşteri ararken ilana bırakmayı kurnazlık olarak gördükleri “Japon Bahçesi’ne yakın” ibaresi, yaşadığımız trajikomik hadiselerden.

Duymuşlar ama Japon Bahçesi’ni görmemişler.

Satacakları daire lağım kokularına komşu olacak, haberleri yok.

Japon kültürünün temel değerleri olan sadelik, minimalist tasarım, denge, doğayla uyum, huzur felsefesi ile tasarlanmış bir bahçenin İstanbul’da sefilleri oynaması, oldukça hicap verici bir olay.