Bursa’da siyasetle ilgilenen herkes de bilir ki; Hamza Geldi, benimsediği siyasi görüş olan Milli Görüş’ün gerçek bir neferi olarak Saadet Partisi’nde yıllardır siyaset yapıyor.
Hamza Bey, bir dönem, partinin dışa açık köprüsüydü.
Fakat son zamanlarda yaşadığı kas hastalığı nedeniyle evinden çıkamıyor.
Arkadaşları vefa gösterip eskiden olduğu gibi Saadet Partisi Osmangazi Teşkilatı’nda yönetim kuruluna almaya devam etseler de, Hamza Geldi siyasi çalışmalara katılamıyor. Ama eski hızında olamasa bile internet ve sosyal medya üzerinden katkı sağlamaya çalışıyor.
Hamza Geldi, geçtiğimiz Cumartesi akşamı büyük bir sürpriz yaşadı.
Çünkü Bursa’ya gelen Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Hamza Bey’i evinde ziyaret etti.
Ziyarette Saadet Partisi Bursa İl Başkanı Mehmet Atmaca ile Geldi’nin yol arkadaşı Gökhan Gerçek ve diğer yöneticiler de hazır bulundu.
Şu notu da aktaralım, yılmaz mücahit Hamza Geldi, bu haldeyken kongreye katılarak oyunu da kullandı.
***
Hamza Geldi hakkında biraz daha ayrıntı vermek gerekirse;
Hamza Geldi 1972 doğumlu. Evli, 5 çocuk babası.
1996’dan beri Milli Görüş teşkilatlarında görev aldı.
5 yıl öncesine kadar bir fabrikada çalışıyordu. MS hastası olduğundan bu yana evde yatıyor. Kuşkusuz, bu da bir imtihandı…
Hamza Geldi, Osmangazi Saadet’te tanıtma başkan yardımcısıydı.
Ama bu rahatsızlığından dolayı programlara katılamasa dahi, yaklaşık 5 senedir faaliyetlere elinden geldiğince iştirak etmeye çaba gösteriyor.
07.05.2017 tarihinde Saadet Partisi’nin Osmangazi kongresi gerçekleştirildi.
Makineye bağlı olarak kongreye gelip oy kullandı.
Onun bu hareketi, “örnek alınması gereken bir davranış” olarak nitelendirildi.
Temel Bey’in ziyareti karşısında Hamza Geldi çok duygulandı ve gözyaşlarına hâkim olamadı.
Temel Bey nezaket göstermiş, hastalığına rağmen çalışmalara katkı veren Hamza Geldi’ye ince bir jest yapmıştı.
***
Bütün bu iyi haberlerin ardından şöyle seslenmek istiyorum; İyi ki varsın be Hamza Geldi, iyi ki varsın…
BAKALIM BELEDİYELER YİNE DE RAMAZAN EĞLENCELERİ DÜZENLEYECEK Mİ?
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz dedi ki; “Ramazan’ın kendi ruhuna uygun olarak yapılacak her program elbette takdire şayandır.”
*** İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz dedi ki; “Belediyelerin ve başka kuruluşların herkese verdikleri sokak iftarlarını çok önemsiyorum. Bu iftarlar çok faydalı. Ancak bu iftarlardan sonra yapılan eğlence programlarının oyun ve eğlence kültürüne dönüşmemesi gerekir.”
*** İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz dedi ki; “Bu programların Kur’an, ilahi, sohbet gibi mutlaka mesaj değeri olan şeylerle zenginleştirilmesi Ramazan’ın ruhuna daha uygun. Yoksa Ramazan’ın bizden incineceğini düşünüyorum.”
*** İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz dedi ki; “İnsanları bedii yani güzel ve sanatsal heyecana değil de, behimi duygulara sevk edecek bir program yapılıyorsa o Ramazan’la çatışan bir şeydir. Buna belediyelerimiz veya STK’larımız fırsat vermemeli.”
*** İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz dedi ki; “En azından biz İstanbul müftüsü olarak insanları ve yöneticileri uyarmış olalım. Hayvani duygularımızı değil, insani duygularımızı harekete geçirecek programlar yapılmasını doğrusu daha insani ve İslami buluyorum.”
*****
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz daha ne desin?
Takip edeceğim; bakalım belediyeler, iftar ve sahurlarda, Ramazan’ın ruhuna yakışmayan eğlence programlarına yine de programlarında yer verecekler mi?
Şarkıcıların, sanatçıların Ramazan ayında belediyeler eliyle sahne almaları zaten “orucun ruhuna” uymuyor. Ayrıca belediye bütçelerinden bu türden programlara ayrılan paralar da cabası!
Belediyelerin özellikle Ramazan aylarında yapması gereken, eğlence programları düzenlemek değil, nerede aç, nerede yoksul, nerede fakir-fukara, nerede muhtaç-düşkün varsa onları her halükarda bulup doyurmaktır, ihtiyaçlarını gidermektir.
Bunu da davul zurna eşliğinde değil; “sağ elinin verdiğini sol elin duymayacağı” şekilde nezih ve naif bir şekilde yapmalıdır…
Takipteyiz efendim…
SON KALE: AİLE
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
***
Rahmetli Necip Fazıl’dan alıntıladığım yukarıdaki şiirinde beklediği gibi, umutla bekleyenlerdenim ben de bugünlerde.
Birkaç gündür bu dizelerin dilime dolandığını fark ettim.
Acaba niye, diye düşününce ülke gündemindeki evlilik programları ve Amerikan üsleri dolayısıyla olduğu kanaatine vardım.
Zira, bunlardan biri aile yapımızı, diğeri ülke güvenliğimizi alenen tehdit eder hale gelmiş durumda.
Boşanma oranlarındaki artışta ve gençlerimizin yuva kurma konusundaki isteksiz davranışlarında, evlilik programlarının aileyi değersizleştirici yayınlarının da rolü olduğu kanaatindeyim.
Geçen hafta, “evlilik programları kaldırıldı” şeklinde epey haber alınca arkadaşlarım gibi ben de memnuniyet duydum, sevindim. Sebep olanlara dua ettik. Ama sonrası hayal kırıklığı oldu.
Çıkan bazı haberlere göre yayın saatlerinde düzenlemeye gidilecek, saat 21.00’den sonra ifsada devam edilecekmiş.
Buna pek ihtimal vermedim… “Amerika conileri, Adana’daki fitne üssünü Antalya’ya taşısa ne değişir!..”
Temennim o dur ki; bu haberler doğru çıkmaz ve Aile Bakanlığımız, bu meselede inisiyatif alarak sorumluluğunun gereğini yapar.
Evlilik programlarının yerine alanında uzman kişilere, gerekli konularda reyting kaygısı gütmeyen programlar yaptırarak hem işin doğrusunu göstermiş olur hem de havada asılı kalan dualarımızın sevabına nail olarak aileyi korumuş olur.
Hürmetlerimle Adnan Abi.
Son bir temenni; evlenenlere 1 yıllık MİLLİ GAZETE aboneliği mi hediye etsek!.. (Abdullah KARA/Ortahisar-TRABZON)