Merhum Turgut Özal, iktidarı döneminde, "eğitim sistemimiz"le ilgili bir araştırma yapması için, Japon eğitimci heyetini, ülkemize davetle görüş alır. Araştırma sonucu rapor, kendisine sunulur. Özetle, okullarda nesillere "tarih şuuru" verilmediği, bunun büyük bir eksiklik ve sorun olduğu görüşü bildirilir. Denir ki; "Biz, ülkemizde çocuklarımızı "tarih bilinci" ile eğitime başlatırız. Bunun için de, İkinci Dünya Savaşı’nda, ABD tarafından atom bombasıyla yüz binleri öldüren Hiroşima ve Nagazaki şehir kalıntılarını ibret ve ders için gösteririz. Sizin Çanakkale'niz, bizim bombalanmamızdan, bu şehirlerimizdekinden daha etkili ve ders vericidir. Çanakkale ruhunu/anlamını çocuklarınıza verin." Ne yazık ki, eğitim sistemimiz de, bütün düzenimiz gibi, kimliğimize/tarihimize/köklerimize "yabancı" olmaya devamda...
Nesillerimize; tarih/kimlik/Çanakkale şuuru verebilseydik, yüz yıl önce Çanakkale'de emperyalistlere karşı omuz omuza birlikte savaşan ecdadın/ümmetin torunları olarak, bugün, tefrika halinde birbirimizle çatışır mıydık?
BAYRAĞA SAYGI; temsil ettiği ay ve yıldızın, renginin anlamlarına/"milli" değerlerimize uygun olarak, nesillerimizin eğitilmesiyle olur; gösteriyle, söylemle değil. Bu da milli istikamette güçlü bir siyasi iradeyi gerektirir. Çünkü bu, ancak, ABD ve AB'ye rağmen olabilir. Kendi kararlarımızı, Batı’dan bağımsız olarak alamıyorsak, egemenlik, bağımsızlık sözde kalmaz mı?
Allah (cc) dilemeden/izin vermeden, tam tasarrufundaki evrende hiçbir şey “ol”amaz; ABD, AB, NATO vb. dünyadaki bütün güçler, ülkemize bir zarar veya ve yardım için birleşseler, ancak, O’nun (cc) izniyle, iradesiyle bunu yapabilirler. Bu nedenle, ihtiyacımız olan güvenliği, her türlü yardımı da, Yahudi ve Hristiyanların yolunda, zalimlerin yanında iken ALAMAYIZ. ALAMIYORUZ. (Muhammed/7, Hud/113)
“Allah (cc) ile aramızı düzeltmeden, işlerimizi düzeltemeyiz.” (Hasan Basri Balcı)
Küresel sistem çökmüşken, dünyanın yeni "adil" bir düzene ihtiyacı varken; inisiyatifi eşkıyalara/tağutlara bırakmamak, bütün insanlığın ihtiyacı olan D-8'i ayaklandırmak/canlandırmak, öncü olmak şerefi bize yakışmaz mı? Haydi bismillah… Tarihimizin/kimliğimizin bize yüklediği bu "öncü" sorumluluktan kaçmak ve yaşadığımız zillet bize yakışmıyor... Vesselam…