Tarih, 23 Eylül 1992...
Yer, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM).
Başbakan Süleyman Demirel ve hükümeti hakkında Refah Partisi tarafından verilen gensoru görüşmeleri yapılıyor.
Kürsüde konuşan isim; Prof. Dr. Necmettin Erbakan.
Millî Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, bakın konuşmasında hangi hususların altını özellikle çizdi?
TBMM tutanaklarından aynen aktarıyorum. Okuyalım;
* “Terörün arkasında dış güçler vardır. Bu terör; Siyonist planın bir parçasıdır. Bu terörün kökünü ararsak, kökü, bugünkü muharref Tevrat'a gider, dayanır. Hepimiz biliyoruz ki, İsrail, bir dinî devlettir, Tevrat'a bağlı olarak kurulmuştur. Bir zamanlar çeşitli ülkelerde yaşamış insanların kurduğu teokratik bir devlettir. Çeşitli ülkelerde yaşayan, çeşitli ırkların içerisinde bulunan insanlar bir araya gelmiş, bir inanç beraberliğiyle bir devlet kurmuşlardır. Bu inançlarının temeli nereye dayanır; muharref Tevrat'a. Tesniye bölümü 12/23’üncü cümleler ne söylüyor, bugünkü muharref Tevrat'ta; "Ayak tabanınızın basacağı yer sizin olacak. Sınırınız, çölden ve Lübnan'dan, Irak'tan, Fırat Irmağından Garp Denizine kadar olacaktır, önünüzde kimse duramayacaktır." Fırat dedikleri ne; bizim Güneydoğu Anadolu’muz. İşte İsrail'in gayesi, muharref Tevrat'taki bu hudutlara sahip bir büyük İsrail kurmaktır.”
* “Türkiye’mizin diğer bölgelerinde de sayısız zenginliklerimiz olduğu gibi, Güneydoğu Anadolu’muzda petrolden başka fosfat, çinko ve su gibi büyük zenginliklerimiz olduğu malumdur. İşte bunlara, İsrail, yarın sahip olacağız düşüncesiyle, kendi özel planlarını yürütmektedir; birinci gerçek budur. Bütün bu olayların arkasında Siyonizm vardır.”
* “İkinci gerçek ise Batı'nın bu planlara alet edilmesidir. Kaç defa huzurlarınızda açıkladım; Batı toplumunun içerisinde birtakım aşırı uçlar var, bunlar Siyonist ve Ehlisalip uçlardır. Ne yazık ki, Batılı aydınlar bu uçları ıslah edeceklerine, kendileri bunların etkisi altında kalmaktadırlar. İşte, Müslüman ülkelere tatbik edilen çifte standart budur.”
* "Yeni dünya düzeni" adı altında Müslümanlığı kaldırıp, bütün dünyaya Siyonizm’in hâkim kılınması için oynanan oyunlar bunlardır. Batı'nın bugünkü etken gücünün ne olduğunu tanımak için; Bosna, Cezayir, Kıbrıs, Azerbaycan, Abhazya, Filistin, Keşmir birer laboratuvardır. Biz, Bosna Iaboratuvarında, "Batı" denen madenin içinde ne var, bunu görüyoruz. Şu son Kıbrıs olaylarında Batı madeninin içinde ne var, bunu görüyoruz…”

İSRAİL'E, YUMUŞAK, YUTULACAK BİR LOKMA HALİNE GETİRİLMEK!
Erbakan Hocamız TBMM’de ‘geleceğe dönük’ yaptığı uyarılarda şu planın altını da özellikle çizdi:
* “Bakınız, plan şudur: Önce Kuzey Irak'ta bir otorite boşluğu meydana getirilecek. Burada, Batı'nın yönetiminde, oradaki halkın değil, Batı'nın arzularını gözetecek bir bölge meydana getirilecek. Ondan sonra Türkiye'nin güneydoğusu bu bölgeye ilhak edilecek ve bunun için -Türkiye, Irak, Suriye ve İran'da Müslümanlar birbirini ezsin diye- bölgedeki Müslüman ve Kürt kökenli Müslümanlar birbirini ezerek, bölge Vietnam'a dönüştürülecek.”
* “Bölge Vietnam'a dönüşürken, sözde, kurtarıcı gibi, İsrail Lübnan'ı alacak ve böylece ta Akdeniz'de geniş bir kapısı bulunan İsrail, Lübnan boşluğundan, Kuzey Irak, Ermenistan, Bakü'ye kadar uzanan bir koridor kurulacak. Bu koridor içerisinde, Kuzey Irak ve Güneydoğu Anadolu bir araya getirilip, önce Ermenistan'ın yönetimine verilecek; burada oturan Müslüman halk, Ermeni değirmeninde öğütülecek ve İsrail'e, yumuşak, yutulacak bir lokma haline getirilerek teslim edilecek... İşte, plan budur.”
***
Not: ABD Başkanı, Sarı Kovboy Donald Trump, dün NATO Zirvesi’ne katılmak için Ankara’ya geldi.
ABD ve İsrail, Siyonizm’in iki esas merkezi.
Asıl mesele şudur; Siyonizm, bu topraklardaki habis emellerinden, karanlık planlarından vazgeçti mi, vazgeçmedi mi?
BATILILARA GÜVEN OLMAZ; İŞTE İSPATI!
Erbakan Hoca, yıllar önce Siyonizm’in ‘bölücü planının’ bir parçasıyla ilgili de mezkûr konuşmasında Kürt vatandaşlarımıza şöyle seslendi:
* “Bunlar şimdi kendi planlarını yürütmek için, bir yandan PKK'yı destekliyor; ama sonra da arkasından Kuzey Irak'takileri destekliyor. Hep kendi planlarının gereğini yerine getiriyorlar. Onun için, gerek PKK gerekse Kuzey Irak'takiler, zaman zaman "Batılılar bizi sattı" diyorlar. Hayır, bu, kendi planlarını yürütmek için, o an ne lazımsa onu yapmalarının bir gereğidir.”
* “Ondan dolayıdır ki, bunlar WiIson prensibi dediler, sırf Osmanlıyı parçalamak için; ama, Kürt kökenlilere bağımsız bir devlet kurmak için sıra geldiğinde, 1917 yılında, "Hayır siz bu rüşde sahip değilsiniz; İngiliz kontrolü altında kalacaksınız" dediler, işte, gâvurun yapacağı iş budur... Ondan dolayı, elbette hiçbir inançlı kardeşim, bunların kendileri için çalıştığını kabul edemez. Bu bir. İkincisi, bağımsız bir Kürt Devleti hiçbir zaman Kürt kökenli kardeşlerimize saadet getiremez.”
* “Bu, her bakımdan açıktır. Çünkü Türkiye'de Güneydoğu Anadolu’muzda yaşayan Kürt kökenlilerden belki de çok daha büyük bir kısmı yurdumuzun her tarafına dağılmıştır çok tabiî olarak ve hepsi bu vatanın evladıdır. Onun için, bir bölgede böyle bir devlet kurulmaya kalkılsa, öbür bölgedekiler ne olacak? O bölgedeki insanlar, bilakis, reaksiyona maruz kalacaklardır. Bangladeş'ten daha geri kalacaklar; İzmir'e, Ankara'ya, İstanbul'a pasaportla gidecekler. Geri kalmış, ezilmiş, ateist yönetimler altında ve Batı politikalarına oyuncak yapılacak herhangi bir kukla devletten kime ne hayır gelir? Öbür taraftan, federasyon, özerklik, bunlar da çözüm değildir; aynı mahzurlar onun için de vardır…”
ÇÖZÜMÜN ADI: ADİL DÜZEN!
Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, tüm bu karanlık Siyonist planları teferruatlı bir şekilde açıkladıktan sonra çözümün adını da koyuyor: Adil Düzen.
* “Çözümün adı; adil, onurlu, gönüllü, kardeşçe birlik ve beraberliktir, asıl temin edilmesi icap eden budur. Herkes birbirine sarılmayı istemelidir; bu da ancak adil düzenle olur. Tasavvur buyurunuz, bu bölgedeki birtakım insanlar şikâyet ediyor ve PKK da bunu kendi siyasetine alet ediyor. Soruyorum size, insan haklarına aykırı hareketler Türk kökenli vatandaşlara yapılmıyor mu? Türkiye'nin, güneydoğudan başka pek çok bölgesi, aynı şekilde geri kalmış değil mi?”
* “Bütün şikâyetler; diğer bölgelerimizde de fazlasıyla mevcuttur; onun için, Türkiye'de ne bir ırk ayırımı vardır ne bir bölge ayırımı vardır. Şikâyetlerin kökü nedir; bugün, Türkiye'de kurulmuş olan bu faizci köle düzeni ve Türkiye'de kurulmuş olan bu siyasî hile rejimi…”
---