Birlikte oturup sohbet ederken “Haddinden fazla zenginler hâlâ haramiliğe neden devam ederler?

Daha nasıl ve daha neye sevinirler?” dediğimde “Sıfıra sevinirler” dedi.

“Ne demek o?” dediğimde “Her gün yatmadan önce bankadaki parasına bir sıfır daha ilave etmeye sevinirler.

Yirmi milyona bir sıfır daha yazılırsa iki yüz milyon olur.

Ona bir sıfır daha yazılırsa 2 milyar olur. Ona bir sıfırla yirmi milyar, iki yüz milyar olur, 2 trilyon olur.

Onlar da sıfıra sevinip dururlardır herhalde” dedi.

Köylü, İstanbul’da okuyan çocuğuna getirecek parası olmadığından bir torba yiyecek getirir, hem görür hem gönül gıdası olur.

“Torba” torbasına ve içine konulana göre on kilo ile yirmi kilo arasında olabilir.

Otobüs Harem’de yolcuları indirir.

Yolcuların çoğunluğu karşıya geçmek için gemiye doğru yürürler, o da yürür.

Herkes bilet sırasına girer, o da girer ve biletini alır.

Gemiye binince herkesin oturduğu yerlere o da oturur ama torbasını omuzuna koyar.

Meraklı gözlerle herkes ona bakarken biri sorar, “Neden omuzunda durur, yanına veya yere koysan” der.

Köylü, “Ben kendime bilet aldım, torbama bilet almadım; hak geçer, haram yemiş olurum” der.

Yolcular gülüşürler.

Bir diğeri çocukken anasının ipini satmış, okulda öğretmenleri kafaya almış, okul birincisi olarak mezun olmuş.

Havadan para kazanmanın yolunu bulmuş.

Solcuyla solcu, sağcıyla sağcı olmuş.

İpsizlere ip satmış, alçaklığının üstünü parayla kapatmış adamla “akılsız” denilen köylüyü kıyaslayın ve hangisi gibi olmayı tercih edersiniz.

A- Köylü gibi

B- Alçaklığı

C- İkisi de değil

Doğru cevap C’dir.

Köylü ile bu alçaktan hangisi daha iyidir? Köylüyle o alçağı aynı teraziye koymak, köylüye en büyük hakarettir.

Köylünün yaptığında kendisini yormaktan başka bir şey yok.

Ayrıca köylü, o gemidekilere bir nasihat/öğüt de vermiş oluyor.

“Haram” diye bir şeyin olduğunu hatırlatıyor.

Hangisi daha huzurlu?

Tabii ki köylü.

Çocuğuna kavuşmanın keyfini yaşadı.

Anasının gönderdiği yiyecekleri, teker teker çıkarırken aldıkları zevki, öbürü internette bankadaki parasına bugün kaç sıfır eklenmiş diye bakarken sıfırlardan da zevk alamaz olmuş.

Arkadaşıma “Köşeyi dönen filan politikacı ne yapar?” diye sorduğumda, “Evden dışarı çıkmıyor, oğlu babasına küsmüş, “Sen haram para kazanıyorsun, torunlarına ben yedirmem” demiş ve ayrılmış gitmiş” dedi.

Köylü, oğluyla beraber torbayı boşaltırken her çeşit yiyecekten ana kokusunu alırken, babanın nasırlı ellerini seyrederken aldığı zevki, alçak harami, yüz sıfırlı paralardan korku alır.

“Bankadaki parama el koyarlarsa, evime getirirsem mafya soyarsa…” endişesi içinde mafyayla politikanın ağa babalarının arasında gelip giderken yorulmanın dışında bir şey bulamaz.

Eskidendi onlar demeyin.

Mustafa hoca, geçen hafta anlattı:

“Adam her günün yiyeceğini o gün çalışarak hayatını devam ettiriyordu.

Oğlu imam hatibi bitirmiş, KPSS’den iyi puan almış ve bir köye imam olacakken babası,

“Olmaz” demiş. Üniversiteyi kazandın, okuyacaksın sen nasıl imamlık yapacaksın?

Oğlu, “Müftü, okuyanları idare ediyor.

Baba- “Ben idare etmiyorum. O köye veya mahalleye beş vakit devam edersen para helal olur. Müftünün helal etme yetkisi yok” demiş ve günlük kazandığı parayla okutmaya devam kararı aldılar” dedi.

Belki, Allah’tan başka kim bilir, o günlük kazancıyla yaşayan, omuzunda torbasını taşıyanlar taşıyorlardır bu dünyanın yükünü.