Bilindiği gibi sonradan dondurucu bir kış olduğu anlaşılan Arap Baharı’nın ilk fitili Tunus’tan ateşlenmişti. 26 yaşında bilgisayar mühendisi olan Muhammed Buazizi adında bir genç iş bulamadığı için seyyar satıcılık yapıyordu. Tezgâhına el konulduğunda hakkını aramak için belediye binasına gitmiş, orada yediği tokadı gururuna yedirememiş ve kendini yakmıştı.

İşte bu olay domino etkisi yapmış ve Ortadoğu’nun altını üstüne getirmişti. Mısır’da, Libya’da, Suriye’de, Yemen’de halen devam eden çatışmalar ve istikrarsızlık işte Tunus’tan başlayan bu olayla birlikte ortaya çıkmıştı. Buna rağmen Tunus bir iç savaş ve çatışma kısır döngüsüne girmemiş, ülkeyi terk etmek zorunda kalan diktatör Zeynel Abidin Bin Ali’nin ardından ülke demokratik açıdan bir çıkışı yakalamış ve serbest seçimlerle beraber süreç Tunus halkının talepleri doğrultusunda şekillenmeye başlamıştı. Tunus, Arap Baharı’nı başlatan olup etkilenen olmamak gibi bir başarıyı da Nahda Hareketi’nin toplumdaki gerginliği azaltan üslup ve yaklaşımı ile sağlayabilmişti. Ancak son zamanlarda Tunus’ta farklı gelişmeler oluyor. Siyasi tansiyonun her geçen gün arttığına dair işaretler geliyor.

Neden böyle bir hissiyata kapılıyoruz, ifade etmeye çalışalım.

Tunus Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi geçen hafta 2013 yılında suikasta kurban giden muhalif sol siyasetçiler Şükri Belaid ve Muhammed Brahimi’nin dosyalarını araştıran hukukçularla görüştü. Peki, ne var bu görüşmede diye merak edilebilir.

Bu hukukçuların Cumhurbaşkanına sunduğu raporda suikastın, “Tunuslu bir siyasi partiye ait gizli örgütün parmağı olduğu” iddiasının yer aldığını söylersem ne demek istediğimi ifade etmiş olabilirim herhalde. Bu ifadenin doğrudan muhatabı Nahda Hareketi. Çünkü bu hukukçular suikastların işlendiği dönemde koalisyon ortağı olarak İçişleri Bakanlığı’nı elinde bulunduran Nahda Hareketi’nin “gizli örgütü” eliyle bunu yaptırdığını iddia ediyorlar.

Böyle bir iddiayı dile getirenlerin doğrudan Cumhurbaşkanı es-Sibsi tarafından muhatap alınmalarına Nahda da doğal olarak sert tepki gösteriyor.

Arap Baharı’ndan sonra şimdiki Cumhurbaşkanı es-Sibsi’nin Nida Tunus Partisi ve Nahda Hareketi’nin uzlaşması sonucu Tunus Arap Baharı’nın ortalığı kasıp kavuran şartlarını diğerlerine kıyasla herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadan atlatabilmişti. Ancak şimdi sanki bir yerlerden düğmeye basılmış gibi. Zaman zaman kendi mensupları tarafından bile çok yumuşak davrandığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Nahda Hareketi bugün “gizli terör örgütü” yönetmekle itham ediliyor. Mısır’da Müslüman Kardeşler’e yapılanlar gibi terörle bağlantılı oldukları gibi suçlamayla karşı karşıya bırakılıyorlar. Tunus’u bilenler bu iddiaların ne kadar boş olduğunu hiç düşünmeden ifade edebilirler. Ancak beni ilgilendiren nokta birileri Tunus’a şimdi sıra sende, kurtulduğuna boşuna sevinme mi demek istiyorlar acaba?