Silik insanların çok olduğu yerlerde hiçbir konuda yükselme olmaz. Ancak alçalmada rekor kırılır.

İmzanın bile silik olduğu zaman geçersiz olduğu gibi silik insan da çevresinde ha var ha yok olarak kabul edilir.

Ağaca tırmanan keçinin oğlakken ön ve arka ayakları bağlanırsa büyüdüğü zaman ağaçlara tırmanamadığı gibi çocukların hep burnuna vurularak ataklığı yok edilir ve sinik bir insan yetişir.

Sevgili Peygamberimizin, eşlerinden bir tanesine bir tokat vurduğu görülmediği gibi eşleri tarafından da nakledilmemiştir. Halbuki o hanımlar, Sevgili Peygamberimizin evde geçen bütün hareketlerini bize örnek olur diye olduğu gibi haber vermişler.

Hz. Aişe Validemiz buyurur:

"Allahın Rasülü hiçbir kadına, hiçbir hizmetçiye vurmadı. Hatta hiçbir şeye vurmadı." (Müslim, Fezail, hadis 2328, Ebudavud, Edeb, bab 5, hadis 4786, İbn-i Mace, Nikah, hadis 1984)

Efendimizin yanında büyüyen ve O nun eğitiminden geçen Sahabe çocuklarından bir tanesinin kulağından tutarak cezalandırma tarafına gitmemiştir. Mekke nin zengin ve soylu ailelerinden olan Ebubekir ile Mekkeli putperestler tarafından köleleştirilen Bilali Habeşi Müslüman olunca her ikisini İslâm kardeşi yapmış, birini sağ tarafına öbürünü sol tarafına oturtup birlikte yemek yeme şerefine kavuşmuşlar.

Amerika da zenciler, özgürlüklerine kavuşmalarının üzerinden yüz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ bir beyaz, bir zenciyi istediği zaman istediği yerde dövebiliyor ve o da el kaldıramıyor. İşte iki eğitim arasındaki fark.

Harp meydanı ve hukuki kararların dışında hiçbir yerde hiçbir zaman, hiçbir insana vurmadığı gibi hakaret anlamına gelecek bir tek kelime dahi kullanmamıştır. Bu hassasiyet yalnız Müslümanlara karşı yapılmamıştır. Kafirlerin de şahsı rencide edilmemiştir. Onların yalnız küfrü, inkarı, zulmü hafife alınmış ve aşağılanmıştır.

Çünkü Füssilet süresinin 34 üncü ayetinde kötülüğün iyilikle giderilmesi, çünkü o düşmanın bir gün sıcacık bir dost oluvereceği haber verilmiştir.

Partinin, derneğin, teşkilatın, cemiyetin "Gurup kararına saygı" adı altında inanmadığı şeyi savunma durumuna düşürülen kişiler zaman içinde uyuntu haline girerler ve ezikliklerini hissettirmemek için de başarılı, önder insanlara aşağılama sırıtmasıyla hafife alma tülüyle kendi silikliklerini kapatırlar.

Dünya insanına Allahın mesajını taşıyacak insanların ezik yetişmemesi gerekir. Kimliğini kaybetmiş insanın kendine faydası olmadığı gibi sahibine de faydalı olamaz.

Yapılan iyiliklerle insanları dost edinin. İyiliklerle kimseyi kendinize kul köle edinmeyin, kendiniz zarar edersiniz.

Ayı nın, kendisine iyilik yapan köylü uyurken başına konan sineğe kızıp da sineği öldürmek için ayının kayayı köylünün başına vurup köldürdüğü gibi efendisini öldürebilir.

Her şahsı başkasından ayıran parmak çizgileri olduğu gibi kişilik çizgileri vardır. Antika eserlerin ve güzel tabloların bir çizgisinin silinmesi o eserin değerini düşürdüğü gibi kişilik çizgilerinin de silinmemesi gerekir.

"Memuruna yüz vermeyeceksin", "Yüz verirsen astar isterler",  "İşçinin yüzüne gülersen çalıştıramazsın" anlayışı ile başa gelen insanlardan çok başarılı bir yönetici çıkmamıştır. Onlar küçücük dünyalarının küçük kralı olarak yaşayıp gitmişler, silik adamların yöneticisi olduklarından silinip gitmişler.

Günümüzde üniversitelerde haksızlığa karşı çıkan öğrencilerin başı dik olanları bir de karakol eğitiminden geçirilerek başları copla  yumuşatılır. "Gelene ağam gidene paşam" dedirtilir. Yeri gelince "kavuk"  yeri gelince "kuyruk sallamaya" başlar. Başı yumuşatıldığı için  "Her kalıba girer". "Çanak yalayarak" yükselir, banka yutmaya başlar. Bu tür insanlar, uyuz eşek gibi yol almazlar, sırtındakine de yol aldırmazlar. Ama efendilerini de düşürmezler.

Son elli yılda altı başbakan tutuklanmış, biri idam edilerek arkadan geleceklerin çekingen olması, hımbıllaşması sağlanmıştır.

Rabbimiz, yıllarca Firavunun zulmüne katlanan insanların psikolojisini/haleti ruhiyyesini şöyle haber verir: "Firavun kavmini küçümsedi/aşağıladı, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar fasık bir toplum idiler." (Zuhruf 43/54)

Yöneticiler tarafından aşağılanan bir toplumla uzun süre yol almak mümkün değildir. Öyle de olur. Hz. Musa ya iman eden küçük bir topluluk karşısında tarihin derinliklerinde yok olup giderken Rabbimizin Zuhruf süresi 56 ncı ayette ifade ettiği gibi kendilerinden sonra gelenlere kötü bir örnek olmuşlar.

Siz, siz olun, kendinizi, eşinizi, çocuklarınızı, dostlarınızı, düşmanlarınızı hafife almayın, hafife alınırsınız, aşağılamayın, aşağılanırsınız.