2 Mart 2014 Pazar günü, Yüksek Seçim Kurulu, bağımsız
adaylar dâhil, seçimlere girecek belediye başkan adaylarının kesin listesini
yayınlayacak.
Bu tarihten sonra listelerdeki isimlerin değişme imkânı
yok. Siyasi partiler, geri dönüşü olmayan bir yola girecek.
Şimdi, kulislerde gizliden gizliye konuşulan, kulaklara
fısıldanan ve ayaklı gazeteler vasıtasıyla dillendirilen senaryo şu;
2 Mart tan hemen sonra, seçimlerden kısa bir süre önce
öyle bir bomba patlatılacak ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! 30 Mart
2014 seçim hesapları sil baştan değişecek! Bugünlerde kendilerine şans tanınan
belediye başkan adayları bir anda gözden düşecek! Farklı bir siyasi tablo
ülkeye hakim olacak!..
Bomba denen şey muhtemelen bir ya da birçok kaset
Bu fısıltı, seçim takvimi ile irtibatlandırıldığına göre;
adaylığı kesinleşen ve kamuoyunda tanınan, bilinen belediye başkan adayları
hakkında da bu türden kasetler piyasaya sürülecek. En azından kulislerde
konuşulan bu şekilde
Bu senaryoyu ileri sürenlerin tezi de şu; Mevcut iktidar
işte bu ve benzeri girişimlerin önüne geçmek için o çok tartışılan İnternet
Yasası nı TBMM den çıkardı. Şu anda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün önünde
onaylanmayı bekleyen tasarıya göre, internette yayınlanan bir kaset mahkeme
kararı olmadan anında kaldırılabilecek
***
Tüm bunlar ne anlama geliyor
Türkiye de seçimler zaten adil olmayan bir ortamda
yapılıyor. Bazı siyasi partiler seçime 5-0 önde giriyor.
Bir de bu türden spekülasyonlarla seçim süreci ne hale
gelir, varın siz tahmin edin
İlginç bir 30 Mart bizi bekliyor
Duvara Asılacak Yazı
Milli Görüş lideri, Refahyol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr.
Necmettin Erbakan ın yadedileceği, hatıralarının paylaşılacağı, fikirlerinin,
düşüncelerinin daha bir diri tutulacağı Erbakan Haftası yaklaşıyor.
Zaman zaman yazıştığımız okurlarımdan Yusuf Sadra Özen
nefis bir Erbakan yazısı gönderdi. Okuyalım mı
Mevsimlerden kış, aylardan Şubat, günlerden pazar
olmasına gerek yok ki; sensizlik bizi üşütüyor Hocam!
Her gün pazar, her ay Şubat ve her Şubat 27
takvimlerimizde Günler, aylar, yıllar sensizliğimize çare olamadı Hocam!!
Sanki, şimdi çıkacakmışsın da Ben bütün bunları bana oy
versinler diye yapmıyorum, Allah rızası için yapıyorum, Allah rızası diye
haykıracakmışsın
Sanki, şu kürsüden Esselamü aleyküm deyip, sanki Ey
yürekleri dağlar kadar büyük, azimleri kayalar kadar sert Milli Görüşçüler
diye bize seslenecekmişsin
Sanki İlk hedefimiz İkinci Yalta diyecekmişsin gibi...
Yokluğun çok zor be Hocam! Her programda oturduğun
koltuğa baktığımızda seni görememek, elini öpüp Hocam izindeyiz diyememek,
gamzendeki güllerin açtığına şahit olamamak çok zor!
Öyle ki, çoğumuz cenazende dahi ağlayamamıştık, tabutunu
toprağa bıraktığımızda dahi inanamamıştık öldüğüne
Ne bilelim işte Hocam, ölümü sana yakıştıramamıştık
galiba...
Ve o kadar çok seviyorduk ki seni Bu sevdayı bilmeyip
Erbakan kim diye soranlara o kadar çok cevabımız vardı ki... Liderimizdi
Hocamızdı Komutanımız, sevgilimizdi
Bizim için, koca koca filleri, Ebâbil olup perişan
etmekti Erbakan
Bir elime güneşi öbür elime de ayı verseniz vallahi bu
davadan dönmem. diyebilmekti
950 senede on kişiyi iman ettirmiş Nuh (a.s.) gibi sefere
çıkıp zaferi Allah tan beklemekti, Musa gibi Firavun a Hakk ı haykırabilmek,
İbrahim (a.s.) gibi ateşlere atılmayı, Yusuf gibi zindanlara girmeyi göze alabilmekti...
Uhud ta Okçular Tepesi ni terk etmeyen Abdullah bin
Cübeyr kadar sadakatti, Peygambere doğru giden oka hiç düşünmeden başını uzatan
Ebû Katade ki aşktı, mevzu bahis İslam olduğunda kendini feda edebilmenin
adıydı Erbakan
Amerikasız yapamayanlara, siyasal konjoktür, reel
politika diyenlere Meclis kürsüsünden Bana ne Amerika dan diye meydan
okumanın adıydı, Erbakan
Herkesin korktuğu çağın Ebû Leheb lerine , Müslümanca
verilen bir cevaptı, Erbakan
Bir çiçekle bahar gelmez deyip 2011 de bu davanın
bittiğini zannedenlere, 1969 da attığı tohumlar yeşerip binlerce Erbakan
açtığında, baharın müjdecisi olan işte O BİR ÇİÇEK ti Erbakan...
Vefat ettiği zaman, annesinin Erbakan için ağladığını
gören bir çocuğun, tam 6 ay sonra öldüğüne ancak inanabildiğinde hıçkırıklara
boğulduğu yüreğinin kahramanıydı Erbakan...
Boğaziçi Elektrik Açıklama Gönderdi
İstanbul Beyoğlu ilçesinde elektrik abonesi olmak
isteyenlerin karşılaştığı zorlukları ve dairelerine elektrik saati bile
taktıramadıklarını anlatmış, Nasıl oluyor da, böyle oluyor diye de
sormuştum, geçen yazımda.
Boğaziçi Elektrik Kurumsal İletişim Yöneticisi Ayten
Bostancı açıklama gönderdi. Açıklama şöyle:
09.02.2014 tarihli Milli Gazete de Nasıl Oluyor da,
Böyle Oluyor başlıklı köşe yazınızda değindiğiniz konu ile ilgili bilgileri
sizinle paylaşmak isteriz.
Beyoğlu İlçesi, Piri Mehmet Paşa Mahallesi, Madrabaz
Çıkmazı N:4 adresindeki İSAŞ Gıda Ak. Tur. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
tarafından yapılan 95 kw güç talebi, Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından
değerlendirilmiş ve yakın mahalde trafo bulunmadığı için bölgedeki Trafo Merkez
yeri ihtiyacımıza binaen trafo yeri tahsis edilmiş, 2014 yılı Yatırım Programı
çerçevesinde yapılması planlanmıştır. 2014 Mart ayı itibari ile de çalışmalara başlanarak, kalıcı enerji
temini sağlanacağı bilgisini sizlerle paylaşmak isteriz. Saygılarımızla.
Boğaziçi Elektrik Şirketi ne bu hassasiyetinden dolayı
teşekkür ediyorum.
O görüntülere tepki tamam da bu çelişki neyin nesi
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul Üyesi
ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bünyamin
Erul, Samanyolu TV de Şefkat Tepe dizisinde Peygamberimiz Hz. Muhammed e
(s.a.v.) temsili olarak bir sahnede ışık huzmesi ile yer verilmesine tepki
göstererek Bunun nereye kadar gidebileceğini de kestirmek zordur. Peygamber
Efendimiz bizim her şeyden önce rol modelimizdir. Ama asla rol oyuncumuz
değildir, rol oyuncusu olamaz. dedi.
Daha farklı tepkiler de dile getirildi.
Benim dikkatimi çeken nokta ise şu;
Yandaş basın, cemaat-iktidar kavgası kapsamında bu
eleştirileri manşetlerine taşırken, Fethullah Gülen in herkül. org adlı sitede
yayınlanan sohbetinde, Peygamber Efendimizin (S.A.V) Türkçe Olimpiyatlarına
katıldığını söylemesine nedense hiç itiraz etmedi.
Burada sizce bir çelişki var mı, yok mu
NOT: Bugün 16 Şubat 2014 Pazar... 1) İşte geldi 2014 ve ilk ay da bitti Bu
parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil
anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki
Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28
Şubat darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu yurtların asıl sahiplerine
iadesi noktasında şu ana kadar tık yok. Du bakali n olacak