İran kan deryası.
Eskiler, “İran öksürse, Türkiye hasta olur” derlerdi.
İki ülke sınır komşusu.
Bu ani başlayan bir savaş değil, üzerinde yıllarca çalışılmış planın bir parçası.
İsrail’in, İran’ ın nükleer altyapısına, füze kapasitesine zarar vermek, üst düzey askerleri yok etmek, nükleer uzmanı bilim insanlarını katletmek hedefi barizdi. Onlarla birlikte pek çok sivili de katletti.
Zaten İsrail Ordu Sözcüsü de, "Uzun sürecek bir operasyona hazırlanmamız gerekiyor" diyerek, planın üzerinde çok çalışıldığını teyit etmekte.
Mossad ajanlarının İran’a sızarak patlayıcı yüklü drone’lar yerleştirdiğini ve saldırmadan önce hava savunma bataryalarını vurduğunu kaydetti.
Nükleer tesislerdeki radyasyon sızıntısı, insanlığın yeni dramlarına yol açmaz inşallah. Dahası bölge nüfusunu kırmak için nükleer patlamalarla dünyanın sonunu getirmeye heveslenmezler umarım.
İran’ ın sadece savunma sanayisini yok etmeye odaklanmayan İsrail, pekçok güzel şehri de vurdu; Tahran, Tebriz, Şiraz, Hamedan, Isfahan bu kalleş saldırılarla bin yara aldı.
İran sadece İran değil aynı zamanda büyük Selçuklu’nun eserleri ile bezeli masal kadar güzel diyar.
İnsanların yanı sıra kültürlere, medeniyetlere de savaş açmış bir katile karşı bölge diken üstünde.
Filistin’e yaptığı kan donduran soykırım yetmedi.
Bölgenin her yerini savaş platosuna çevirmeye niyetliler.
Irak işgali ile özellikle Türkiye’nin heder edilmesi süreci, son çeyrek asrın emperyalist rüyasıydı.
Olaylar öylesine hızlı gelişti ki, terör örgütünü gözümüzün önünde yıllarca Suriye’ de eğitip, silahla donattılar.
Sonra tam özgürlükçüler galip geldi derken, Suriye’yi bombalamaya başladılar.
İsrail ve arkalarındaki güç, planı çok uzun zaman önce hazırlayıp hedef tahtasına koymuştu.
Ne acı ki zengin körfez ülkeleri daha yeni ABD nin cebini trilyon dolarlarla doldurup mazlum ülkelerin üzerine gönderdi.
İran’a saldırı için emperyalistleri finanse edenlerin de Müslüman olması ayrı bir trajedi.
İranla duramayacak bir azgınlık ufukta gözükmekte.
“Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla” durumu yaşanmakta.
Penceremizi açsak görebileceğimiz İran sınır komşumuz.
Asıl meselenin Türkiye olduğu, güneydoğu toprakları, Kafdağı ardı güzelleri Fırat Dicle olduğu o denli bariz ki.
Hırlayan katil,“İran’ ı vuruyorsam da asıl sizi yok etmek istiyorum”, mesajı vermekte.
Bütün bu tehlikelere karşın içte başladığımız barış süreci de kesintiye uğramakta, bu savaşla emperyalistlerce kardeşçe yaşam rüyaları görmemiz engellenmekte.
Gazze sahilini barlar ve tavernalarla süsleme hayalleri kuran Trump gibi Netenyahu; İran halkını rejime karşı ayaklanmaya davet etti;
"Ben sizinleyim. İsrail halkı sizinle. İran rejimi hiç bu kadar zayıf olmadı. Bu İran halkının rejime karşı ayağa kalkması için bir fırsat" diyerek, ABD’nin pek sevdiği devrik şah Pehlevi’ nin batı yanlısı oğlunu iktidara getirmek istemekte.
Saldırıya dünyadan tepki gelmemekte, uluslararası kuruluşlar susarak en büyük ahlaksızlığı icra etmekte.
Fransa başkanı, kanlı saldırıya, “İsrail kendisini savunuyor” diyerek onay vermekte.
Bölge, topyekûn soykırıma maruz bırakılmakta.
Allah muhafaza, küresel caniler Türkiye ile de dur durak bilmeyecekler gibi,
Bütün insanlığa akıttıkları irinli salyaları tükenmeyecek gibi.