Fabrikalar inşa etmeyen, üretimi ve istihdamı artırmayan,
bu ülkenin temel kaynaklarını fütursuzca harcayanlara, benden oy gitmesi mümkün
değil.
* Bugün verdiği sözden yarın cayanlara kusura bakmasınlar
benden oy işlemez.
* 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki
Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen
kilitli. Bu yurtları açmayanlara benden oy yok.
* Asgari ücretliyi yıllardır süründürenlere oy vermem
mümkün değil.
* Yıllardır yeni anayasa sözü verip de bu vaadini yerine
getirmeyenlere oy yok.
* Boşanmaların ışık hızıyla arttığı, uyuşturucu ve
alkolün ilköğretime kadar indiği, ahlâk erozyonunun tavan yaptığı bu konjoktürü
oluşturanlar benden sakın oy talep etmesin.
* Çok bariz ve açık bir askeri darbeye, darbe
diyemeyenler, bu darbe karşısında sessiz kalmayı yeğleyenler bana oy ver
derse bu talebi elimin tersi ile iterim.
* Türkiye yi bölmeye, parçalara ayırmaya çalışanlar
benden oy isterse çok hatalı bir iş yapmış olurlar.
* Emeklileri yılda 15 20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam
ettirenlere benden maalesef oy yok.
* Üç Y, Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklarla mücadele
etme iddiasıyla ülke idaresine gelen ama Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük
rüşvet ve yolsuzluk iddialarına muhatap olanlar benden oy isterse uygun olmaz.
Filistin halkına soykırım uygulanıyor
Bülent Ecevit in 2002 yılında Başbakan olarak partisinin
Meclis Grup Toplantısı nda dile getirdiği görüşler son derece ilginçti:
Filistin Devleti yok ediliyor: Arafat şimdi İsrail
askerlerinin elinde tutsak durumda. Ya sürgüne gidecek ya da belki canından
olacak. Yalnız Arafat değil, tümüyle Filistin Devleti adım adım yok edilmekte.
Filistin halkına karşı dünyanın gözleri önünde soykırım uygulanmakta.
Dün, darbeci Mısır yönetiminin önerisiyle İsrail in
ateşkes kararı aldığı haberi ajanslara düştü.
İyi de bir haftadır Filistin topraklarında taş üzerinde
taş, omuz üzerinde baş bırakmayan, sivil asker ayrımı yapmadan masum kadın ve
çocukları da katledenler, bu yaptıkları ile mi kalacak 200 Filistinliyi şehit
eden katiller kime, nasıl, ne zaman, ne şekilde hesap verecek
Sahi, şehitler ne olacak Nutuk üzerine nutuklardan sonra
İsrail, yine öldürdüğüyle mi kalacak
Alkış!
Yıl; 2007.
Cumhurbaşkanlığı seçimi, Anayasa Mahkemesi nin verdiği
garip 367 kararı ile krize girdi.
ANAP ve DYP li milletvekillerinin TBMM ye girmemesinden
dolayı, Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçsuz kaldı.
AKP tarafından Cumhurbaşkanı adayı gösterilen Abdullah
Gül de dolayısıyla seçilemedi.
Bunun üzerine dönemin iktidarı, seçim kartını gösterdi ve
seçime gidildi.
2007 seçiminden hemen sonra Abdullah Gül ün yeniden aday
gösterilip gösterilmeyeceği tartışılırken Gül ün bir cümlesi neredeyse bu
konuyla ilgili tüm spekülasyonları bitirdi: Halkın gösterdiği teveccühü
elbette göz ardı edemem.
Bu noktadan sonra AKP nin Köşk adayının Abdullah Gül
olacağı neredeyse kesinlik kazandı.
***
Gelelim günümüze
İlk turu 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılması planlanan
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra AKP de neler yaşanacak
Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilirse, AKP Genel
Başkanı ve Başbakan kim olacak
Bu soru hâlâ birçok kişinin kafasını kurcalamaya devam
ediyor.
Ama bazı ipuçlarını yakalamak da mümkün.
Mesela, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, birkaç ay önce bir
yurt gezisi sırasında, Yakın geleceğe ilişkin bir siyaset planlamam yok dedi.
Herkes şöyle bir çevresine bakındı; Neler oluyor
diyerek
Ama bir hafta önce Gül den dikkat çeken bir açıklama
geldi. Gül, Halka hizmete devam edeceğim cümlesini sarf etti.
Önceki gün bir adım daha atarak, bu cümlesine biraz daha
açıklık getirdi.
Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığından sonra ne yapacağı
sorusuna TOBB da cevap verdi.
Anadolu iş dünyasıyla bir araya gelen Gül ün şu cümleleri
son derece anlamlıydı:
Ben çocukluğumdan beri hep dernek, cemiyet, sonra da
siyasi parti vatan millet meseleleriyle birlikte oldum. Millete hizmet etmenin
çok yolları var. Bakalım, ama hep beraber olacağız. Bu millete hizmet konusunda
bundan sonra da elimden gelen gayreti göstereceğim ve gayret içinde olacağım.
Bu nasıl olur, ne olur bu ayrı bir konu. Ama önemli olan bu hizmete devam
etmektir.
Gül ün özellikle, Bu millete hizmet konusunda bundan
sonra da elimden gelen gayreti göstereceğim ve gayret içinde olacağım cümlesi
işadamlarının yoğun alkışı ile karşılandı.
Bana kalırsa AKP nin Erdoğan dan sonraki rotası işte bu
alkış ta gizli.
Tıpkı, 2007 deki, Gül ün, Halkın gösterdiği teveccühü
elbette göz ardı edemem yargısında olduğu gibi
Bu alkış ı es geçmeyin bence
Bu alkış , başka alkış!
Sonuç: Öngörüm şayet doğru çıkarsa, 2002 de Erdoğan ile
Gül arasındaki mutabakat devam ediyor demektir.
Yani, bir nevi becayiş
Anlamakta zorluk çektiğim şeyler
* İddialı bir çıkış da yapmak istemiyorum ama hayatında
bir kez olsun alnı secde görmeyenlerin bu mübarek Ramazan ayında TV
ekranlarında camileri tanıtmalarına, özellikle selâtin camilerinin
özelliklerini ballandıra ballandıra anlatmalarına ve buradan da yüklü
miktarlarda para kazanmalarına her nedense uyuz oluyorum.
* Cumhurbaşkanı adaylarının propaganda çalışmalarında
harcamak üzere aldıkları bağışın miktarının ve bağış yapanların açıklanmaması
benim tuhafıma gidiyor. Amerika da yayınlanıyor mesela, bizde neden bu
ketumiyet!
TEŞEKKÜR GELDİ Mİ ACABA
Son dönemlerin en çok tartışılan uyuşturucu maddesi
Bonzai yi Türkiye gündemine sokan esasen Milli Gazete.
Milli Gazete nin manşetlerinden sonra diğer gazeteler ve
TV ler uyandı.
Konu, sonunda TBMM gündemine de geldi, bakanlardan oluşan
bir Üst Kurul kurulması kararlaştırıldı.
İnşallah, birçok alanda olduğu gibi burada da konu sadece
kâğıt üzerinde kalmaz. Gerçekten ciddi tedbirler alınır.
Ama benim merak ettiğim konu şu; böylesi hassas ve önemli
bir konuyu başından bu yana bir kuyumcu titizliği ile takip eden ve en küçük
bilgi kırıntısını gazetede değerlendiren Milli Gazete ye yetkili ve ilgili
kuruluşlardan en azından bir teşekkür geldi mi, gelmedi mi
Söz, Mustafa Kurdaş ı ve Ercan Özcan ı gördüğüm ilk yerde
soracağım