ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’ne iştirak etti, alışılmadık bir kalabalık resmi heyetle…

Peki, iki gün kaldığı başkentte neler konuştu, hangi açıklamalarda bulundu? Bakalım;

* Bol bol kendi propagandasını yaptı. Amerika'ya ne kadar yararlı bir başkan olduğunu anlattı. Önceki dönemden çok daha fazla ülkesine yatırım getirdiğinden dem vurdu.

* Sık sık önceki ABD başkanları Obama ve Biden dönemini eleştirdi. Her iki başkanı adeta yerin dibine batırdı. Hele hele Obama'nın 2 milyar dolara yakın parayı bir Airbus uçağa doldurarak İran’a gönderdiğini ifade edince birçokları kulaklarına inanamadı! Böyle bilgiler açıklanmalı mıydı? İlk kez mi böyle bir bilgi paylaşılıyordu, anlaşılamadı!

* Haydi ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio neyse... Ama Trump'ın heyetinde Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Hazine Bakanı Scott Bessentda yer alması neyin işareti idi? Basın toplantısı sırasında ABD'li bakanların ve bürokratların Trump'ın arkasında ip gibi dizilmelerindeki mesaj neydi, sahi! Hangi NATO zirvesinde böyle fotoğraflar vardı acaba?

* ABD Başkanı çokça İran'dan bahsetti. İran'dan her söz ettiğinde hep "47 yıldan bu yana..." vurgusu yapmayı ihmal etmedi. İran Şahı Pehlevi'nin ülkeyi terk ettiği, Ayetullah Humeyni döneminin başlangıç tarihini hatırlattı. İran'ın nükleer silah sahibi olamayacağını çok sık dile getirdi. Diplomatik görüşmelerde ABD'li heyetin başarısızlığını farklı argümanlarla ima etti.

* ABD Başkanı’nın Ankara'da üzerine basa basa altını çizdiği bir konu vardı. Şunları anlattı Trump: "Dünya üzerinde en gelişmiş, en etkili, en yıkıcı, en öldürücü silahlar, mühimmatlar bizde! En iyi savunma sistemleri Patriotlar bizde! Bizden daha iyisi yok..." Trump, sanki ABD silah sanayiinin CEO'su gibi açıklamalarda bulundu. Silah tüccarlarının, silah baronlarının bu açıklamalardan ne kadar memnun kaldıklarını anlatmaya gerek yok herhalde...

* ABD'den Trump'la gelen gazeteciler... Yandaşı da vardı muhalif olanı da. New Yok Times'tan bir gazetecinin sorusunu geçiştirdi Trump. Trump'ın hemen arkasında bulunan Amerikalı Bakanların dudaklarına da o anda müstehzi ve alaycı bir refleks yansıdı. Zira New York Times, Trump ve ekibine muhalif bir çizgide yayın yapıyor... Burada bir not daha; Trump, bazı Amerikalı gazetecilerin kendisiyle ABD'ye uçacağını açıkladı. Merak konusu oldu; Trump'ın uçağına aldığı medya mensupları hangi gazetecilerdi? Bir de ABD Başkanı’nın bazı gazetecilere isimleri ile hitap etmesi ilginçti...

* Bölgenin önemli aktörlerinden ve yakın geçmişte ziyaret ettiği Çin'den hiç söz etmedi Trump... Aynı şekilde Rusya'dan da. Hatta Rusya'dan büyük devlet diye bahsetti. Putin'le görüştüğüne değindi.

* Trump'ın hemen her açıklamasında övgü cümleleri kullanması dikkat çekici idi. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bunu zaman gösterecek. Fakat şunu diplomasinin ince kuralları bakımından biliyoruz ki, "Devletler arasında duygusal ve kişisel ilişkilerden ziyade karşılıklı çıkarlar önemlidir!" Türkiye gibi kadim bir medeniyete sahip olan ülkemizin köklü bir dış politika geleneğine sahip olduğu da açıktır.

* Ankara’da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi’nde Gazze Soykırımı'nın gündeme hiç gelmemesi de manidardı. Gazze'de yüzbinlerce Filistinli katledildi. On binlerce bebek çocuk katledildi. Kadın erkek yaşlı ayrımı yapılmadan Filistinliler katledildi. Bu soykırım neden görmezden gelindi? Daha düne kadar Gazze'ye ilişkin küstah açıklamalarda bulunan, bebek katili Netanyahu ile ‘ortak ilginç turizm videoları’ yayınlayan Trump'a Gazze neden sorulmadı?

SAHİ, MÜJDE NE OLDU?

ABD Başkanı Donald Trump, nam-ı diğer Sarı Kovboy NATO Zirvesi için Ankara'ya gelmeden önce ABD ve ülkemiz medyasında, "ABD Başkanı Türkiye'ye müjde ile gidiyor..." yollu haberler yayımlandı.

Zirve bitti, Trump gitti!

Müjdenin ne olduğu ise tam manasıyla anlaşılamadı.

* Caatsa Yaptırımları mı?

* Parasını peşin ödediğimiz F-35 savaş uçakları mı?

* Kaan'ın motor lisansı mı?

***

İnşallah tümü ülkemiz lehinde sonuçlanır.

Temennimiz elbette ülkemizin geleceği için, savunmamızın güçlenmesi için bu maddelerin lehimize sonuçlanmasıdır.

Ancak, Trump bu konularda bağlayıcı bir cümle etmedi...

Hatta ülkemizden ayrıldıktan sonra yan bile çizmeye başladı.

Neticede ABD medyasının tabiri ile yalan üstüne yalan söyleyen bir isimler karşı karşıyayız.

Haydi hayırlısı…

Whatsapp Image 2026 07 12 At 17.29.00

BOP YA DA BİP’E DEVAM…

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth dedi ki;

- "İran nükleer silah sahibi olamayacak!"

ABD Savaş Bakanı dedi ki;

- " İran balistik füzelere sahip olamayacak!"

ABD Savaş Bakanı dedi ki;

- "İran Hürmüz Boğazı'nı hiçbir şarta bağlı olmadan açacak..."

Yani, şunu söylemek istiyor Amerikan Savaş Bakanı;

- "İran kendini savunacak silahlara, mühimmatlara sahip olmasın!.."

***

Peki, ama sınır komşumuz olan...

Bir köklü devlet geleneği olan...

Bölgede bir ağırlığı olan...

Bir D-8 üyesi olan İran...

Silahı olmayan bir İran…

Ya da İran özelinde konuşmayalım…

Bağımsız herhangi bir egemen devlet…

Kendini nasıl savunacak?

Egemenliğini nasıl sağlayacak?

ABD Savaş Bakanı herhalde şunu istiyor;

Bölgede ikinci bir Filistin…

Silahı olmayan, savaş uçağı olmayan…

Ordusu, silahlı kuvvetleri olmayan bir devlet…

Zaten yıllar önce ABD Dışişleri Bakanı Rice ne demişti?

Orta Doğu’da yeni devletçikler kurulacak…

Condoleezza Rice, 2003 yılında…

Dönemin Washington Post gazetesindeki yazısında…

"Orta Doğu'yu Dönüştürmek" başlıklı makalesinde…

Fas'tan Basra Körfezi'ne kadar 20'yi aşkın ülkenin…

Sınırlarının ve rejimlerinin değiştirilmesinden bahsetmişti…

Yani, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)…

Bir başka adıyla BİP’ten (Büyük İsrail Projesi) dem vurmuştu…

ABD Savaş Bakanı da İran’a ilişkin açıklamasında…

Rice’ı destekler mahiyette konuştu…

Whatsapp Image 2026 07 12 At 17.29.01

ŞU SORU NEDEN SORULMADI SARI KOVBOYA!

- "Sayın Trump; ağzınızı her açtığınızda "İran nükleer silaha sahip olmayacak, olamayacak!" diyorsunuz!

Peki, İran için dillendirdiğiniz bu dileğinizi örneğin İsrail için de ifade eder misiniz?

Sizce İsrail nükleer silaha sahip olmalı mı, olmamalı mı?"

Trump’ın bu soruya vereceği cevabı çok merak ettim de…