
Bugün günlerden, 20 Temmuz 2026 Pazartesi…
20 Temmuz gününün ne manaya geldiğini biliyor musunuz?
20 Temmuz 1974 tarihi, bir İslam beldesi olan Kıbrıs’ta, Kıbrıslı soydaşlarımızı katliamdan, soykırımdan, zulümden kurtarmak için başlatılan harekâtın tarihi…
Kıbrıslı soydaşlarımız daha önce birkaç kez düşünülse de yapılamayan Kıbrıs Barış Harekâtı ile büyük mağduriyetlerden kurtarıldı.
Kıbrıs Barış Harekâtı 20 Temmuz 1974 tarihinde başladı ve başarı ile zaferle sonuçlandı… Ve bu zafer, kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bağımsız devleti ile taçlandı…
***
Ancak bu harekât nasıl başladı?
Hemen öncesinde neler yaşandı?
Bir önceki yazımda, Kıbrıs Barış Harekâtı başlamadan hemen önce, Milli Görüş lideri Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı ve Başbakan Vekili Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın TBMM’de gizli oturumda parlamentoya hitaben yaptığı konuşmadan bahsetmiş ve bu konuşmadan bazı paragrafları burada zikretmiştim.
Şimdi, Erbakan Hoca’mızın 18 Temmuz 1974 tarihinde Meclis’teki konuşmasının devamı mahiyetinde bazı mesajlarını da bu anlamlı günde sizlere iletmek istiyorum.
Erbakan Hoca, o mühim konuşmasında şunları da kaydetti;
* “Anlaşmaların ihlâlinden doğan bu mesele Kıbrıs'ı olduğu kadar, bu anlaşmaların imzacısı ve garantörü olan Türkiye'yi de hayatî şekilde ilgilendirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, bu durum karşısında adada tehlikeli şekilde bozulmuş olan kuvvet dengesinin iadesi ve Türk toplumunun hak ve menfaatleriyle can ve mal güvenliğinin korunması ve Kıbrıs'ın darbe vurulmuş olan bağımsızlığına yeniden kavuşturulması için, garantör devletlerden biri sıfatıyla Garanti Anlaşmasının 4’üncü maddesi uyarınca, harekete geçmesinden daha tabiî bir şey olamazdı.”
*“Darbeyi yaptıran Yunan hükümeti olduğuna göre, onunla istişare şüphesiz bahis konusu değildir. Bu itibarla diğer garantör devlet olan İngiltere nezdinde derhal bir girişimde bulunularak 4’üncü maddenin öngördüğü istişare mekanizmasının harekete geçirilmesi istenmiştir. Bu talebimiz İngiltere tarafından müspet karşılanmıştır. Bunun üzerine Başbakanımız, Dışişleri Bakan Vekilimiz ve İçişleri Bakanımız, bazı teknisyenlerle birlikte ve işte bu gaye ile dün Londra'ya gitmişlerdir.”

LONDRA’DA NELER OLDU?
Başbakan Vekili Prof. Dr. Necmettin Erbakan istişare için Londra’da bulunan Başbakan Ecevit, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk ve diğer isimlerden oluşan heyetin çalışmaları hakkında şu ifadeleri kullandı;
* “Londra'daki istişarelerde Garanti Anlaşması çerçevesinde İngiltere ile aynı tutum içine girmek temennisindeyiz. Şüphesiz bu sağlanmadığı takdirde, Türkiye'nin bahis konusu anlaşmalardaki haklarını kullanması imkânı ve vecibesi mahfuz bulunmaktadır. Hükümetimiz bugünkü ciddî kriz karşısında, bir yandan milletlerarası anlaşmalar çerçevesi içindeki vecibelerini yerine getirirken, diğer yandan da Meclislerimizde grubu bulunan siyasî parti liderlerini ve grup başkanlarıyla istişareler yapmaya ve ayrıca müttefiklerimiz, yakın komşu ve dostlarımız ile de gereken politik temasları sürekli ve kesif bir şekilde yapmaya büyük ehemmiyet atfetmiş bulunmaktadır.”
* “Meclislerde grubu bulunan siyasî partilerimizin sayın genel başkanları, Millî Birlik ve Kontenjan grupları başkanları ile bu millî davamız ayrıntılı biçimde görüşülmüş; kendilerine, Hükümetçe sahip bulunan bilgiler teferruatıyla arz edilmiştir. Şurasını memnuniyetle belirtmek isterim ki, bu görüşmelerde sayın liderler yapıcı bir tutum ve anlayış içinde Hükümetimizin mesaisine yararlı katkılarda bulunmuşlardır. Kendilerine, böyle millî bir davadaki yapıcı tutumlarından dolayı hükümetimiz adına teşekkürlerimi arz etmeyi bir borç sayıyorum.”
* “Sayın Başbakan’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne, Dışişleri Bakan Vekilimizin de NATO Genel Sekreteri’ne ve İngiltere Dışişleri Bakanı’na gönderdikleri mesajlarla hükümetimizin tutumu açıkça belirtilmiştir. Konu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde ve NATO Konseyi’nde görüşülmüştür. Batı blokuna, Doğu blokuna ve tarafsızlar camiasına mensup pek çok ülkenin hükümetleri ve yayın organları, Kıbrıs’ın bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelen bu darbe hareketini takbih ettiklerini bildirmişlerdir.”
* “İlk merhalede yeni Kıbrıs Rum hükümeti ENOSİS ilan etmekte mahzurlar görebilir; fakat bu hal durumu değiştirmeyecektir. Zira hareketi yöneten Yunan subayları ENOSİS'i ‘de facto’, yani fiilen gerçekleştirmişlerdir. Hatta bir süre ENOSİS'i ilan etmemekte yarar da görebilirler. ÇünküNATO üyesi Yunanistan idaresindeki böyle bir Kıbrıs Hükümeti, tarafsızlar içerisinde rol oynamak imkânına sahip olacaktır. Başka bir deyişle, Yunanistan ikili temsil imkânına kavuşmuş olmaktadır.”

KİSSİNGER’DEN BEKLENMEYEN MESAJ!
Almanya doğumlu, Yahudi asıllı ABD'li siyasetçi Henry Kissinger, Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde ABD Dışişleri Bakanı idi. Konu haliyle bu kurt politikacıya da intikal etti. Fakat bakın Kissinger’in bu konuya -en azından başlangıçta- yaklaşımı nasıl oldu?
Erbakan Hoca anlatıyor;
* “Herhalde bu kademeli ve gizli ENOSİS hareketi, Lozan'da Türkiye ile Yunanistan arasında kurulan siyasî ve arazi dengesini bozucu nitelikte olduğu gibi, Zürih ve Londra anlaşmalarıyla kurulan düzeni de yok etmektedir. Kıbrıs Anlaşmaları, adadaki iki toplumdan birinin diğerine tahakkümünü önleyen ve bağımsız Kıbrıs devletinde garantör devletlere sorumluluk veren bir düzen orta yere koymuştur.”
* “Darbenin vuku bulması üzerine, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Dr. Kissinger 15 Temmuz gecesi hükümetimize ulaştırdığı bir mesajda, "Kıbrıs'ın bağımsızlığı ve güvenliğinin korunması ve adadaki politik ve anayasal düzenin bozulmaması gerektiğini belirtmiş ve toplumlararası görüşmelerin Türk toplumunun güvenliğini sağlayacak biçiminde devamı suretiyle barışçı bir çözüm bulunmasını desteklediğini belirtmiş ve bugünkü durum içinde, ilgili devletlerin itidalle hareket edeceklerini ümit ettiklerini" ifade etmiştir.”
* “Dün de Washington'dan henüz dönen Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi, Başbakanımızı ziyaretle hükümet darbesiyle ilgili görüş teatisinde bulunmuştur.”
* “Sovyet hükümeti 16 Temmuz’da Ankara'daki Büyükelçisi vasıtasıyla hükümetimize bildirdiği bir sözlü beyanda, yapılan darbenin yabancı kuvvetlerin bir müdahalesi olduğunu belirtmiş ve bunu Kıbrıs'ın iç durumunu ilgilendirmediğini kaydetmiştir. Sovyet hükümeti, dışarıdan gelen bu müdahaleyi durdurmak ve adadaki eski durumu geri getirmek için, siyasî tedbirler alınması ve Güvenlik Konseyi’nin harekete geçirilmesi gereğini ileri sürmüştür.” (Devam edecek…)