
Temmuz ayı… Tarihimizde çok önemli bir yeri olan, Kıbrıs Barış Harekâtı (20 Temmuz 1974) bu ay içinde gerçekleştirildi.
Kıbrıs Barış Harekâtı başlamadan birkaç gün öncesi…
Yer; Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM).
Tarih; 18 Temmuz 1974…
Kürsüde konuşan Prof. Dr. Necmettin Erbakan; Milli Görüş lideri, Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı.
Saat: Öğleden sonra, 15.55.
Peki, ne oldu bu günde ve bu saatlerde?
Şöyle anlatayım; Türkiye Cumhuriyeti devleti çok önemli bir harekâta hazırlanmak üzeredir. Bir vatan toprağımız olan Kıbrıs’ta soydaşlarımıza uzun yıllardır devam eden zulümlere, baskılara, şiddete, katliamlara, mağduriyetlere artık bir ‘dur’ demenin vakti gelmiştir.
Öncesinde birçok kez ‘haydi’ denilmesine rağmen yoldan farklı gerekçelerle dönülen yol, bu kez geçilerek zulümlere artık bir son verilecektir.
Zira, iktidarda istikrarlı, inançlı, Kıbrıs’taki zulümlere, baskılara, şiddete, katliamlara, mağduriyetlere artık bir ‘dur’ deme noktasında kararlı bir koalisyon ortağı vardır; Milli Selamet Partisi (MSP). Ve Milli Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan çelik siyasi iradesiyle Başbakan Yardımcısı’dır.
***
18 Temmuz 1974 tarihinde saat 15.55’te neler yaşandı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM)?
TBMM Başkan Vekili Memduh Ekşi, “Dış siyasî olayların meydana getirdiği şartları görüşmek üzere olağanüstü toplanmış bulunan TBMM'nin, gündemindeki konuları görüşmesinin gizli oturumda yapılmasına dair Başbakanlık Tezkeresi’ni okuttu.
Tezkere şöyle idi; “Türkiye Büyük Millet Meclisi Sayın Başkanlığına. Dış siyasî olayların meydana getirdiği şartları görüşmek üzere olağanüstü toplanmış bulunan Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemindeki konuların görüşülmesinin gizli oturumda yapılmasını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısı İçtüzüğünün 28’inci ve Millet Meclisi İçtüzüğünün 71’inci maddeleri gereğince arz ve teklif ederim. Saygılarımla. Başbakan Vekili, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan.”
Hemen ardından TBMM Başkan Vekili Memduh Ekşi’nin, “Bu konuda izahat vermek üzere Hükümet söz istiyor mu efendim? Sayın Erbakan zatıâliniz mi vereceksiniz efendim?” sorusu üzerine kürsüye Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı, Konya Milletvekili Necmettin Erbakan çıkıyor…
Başbakan Vekili Prof. Necmettin Erbakan buradaki konuşmasında Kıbrıs’a ilişkin çok ehemmiyetli bir konuşma yaptı…

İŞTE O KONUŞMADAN SATIR BAŞLARI…
TBMM Başkan Vekili Memduh Ekşi’nin davetinden sonra kürsüye gelen Erbakan Hoca, oldukça ehemmiyetli bir konuşma gerçekleşirdi; Okuyalım;
* “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin değerli üyeleri; mahiyeti, şümûlü ve neticeleri bakımından, yalnız Kıbrıs'ta yaşayan 120.000'den fazla soydaşımızın değil ve fakat aynı zamanda, bütün Türk Milletinin emniyetini ve hayatî menfaatlerini ilgilendiren bir meseleyi görüşmek üzere, Hükümetimiz Yüce Heyetinizin olağanüstü toplantıya çağırtmasını teklif etmiş ve bu teklifimiz Sayın Cumhurbaşkanımızca da uygun görülerek Yüce Meclis toplantıya çağırılmıştır.”
* “Bugün burada çok önemli, tarihî ve millî bir konuyu görüşmek ve gereken kararları almak üzere toplanmış bulunuyoruz. Sözlerime başlarken, böyle tarihî bir toplantı münasebetiyle Yüce Meclis üyelerini Hükümetimiz adına hürmet ve muhabbetle selâmlamaktan büyük şeref duyduğumu ifade etmek isterim.”
* “Muhterem arkadaşlarım, bildiğiniz gibi Yunan subaylarının yönetimindeki Kıbrıs Millî Muhafızları 15 Temmuz tarihinde gerçekleştirdikleri bir darbe ile Kıbrıs'ın Rum kesimlerinde idareye el koymuş bulunmaktadırlar. Bu darbeyi, diğer ülkelerde zaman zaman rastlanan hükümet darbelerine benzetmek vahim bir hata olur. Kıbrıs'taki darbe, Londra ve Zürih anlaşmalarına ve 1960 yılında bütün ilgili tarafların mutabakatıyla kabul edilen Anayasaya ve nihayet, belki bütün bunlardan da önemli olmak üzere, Kıbrıs'ta teessüs etmiş olan ve bölgenin güvenliği bakamından büyük ehemmiyet taşıyan kuvvetler dengesine son vermeyi gaye edinen bir teşebbüstür.”
* “Bu hareketin Yunan Hükümeti tarafından planlandığı, Kıbrıs'taki Yunan alayının iştiraki ve Rum Millî Muhafızlarına kumanda eden Yunan subaylarınca tatbik mevkiine konduğu hiç bir şüpheye yer bırakmayacak kadar açıklıkla anlaşılmıştır. Darbe bu haliyle, dışarıdan yapılan bir müdahale mahiyetindedir. Olaydan kısa bir süre sonra Makarios tarafından Yunanistan Devlet Başkanı’na gönderilen ve metni açıklanan mektup ile keza Makarios'un darbeden sonra gizli radyo istasyonundan yaptığı konuşmalar ve Kıbrıs'ın Birleşmiş Milletler temsilcisinin Güvenlik Konseyi’ndeki konuşması, darbenin Yunanistan tarafından planlanıp Yunan subaylarınca uygulandığını tartışılmaz biçimde ortaya koymaktadır.”
* “Nitekim hükümet darbesinden sonra kaçmayı başaran Makarios, gizli Baf radyosunda yaptığı konuşmalarda aynen şunları söylemiştir: "Bu canice darbe teşebbüsü, Atina'daki askerî cuntanın bir teşebbüsü olup, onlar ülkemize hâkim olmak istiyorlar. Hükümet darbesi, Atina Askerî Cuntası tarafından düzenlenmiş, bu cunta, darbe için adanın Yunan alayındaki 950 kişiyi ve Rum Millî Muhafız Alayını yöneten yüzlerce Yunan subayını kullanmıştır. Yunan cuntası böylece Kıbrıs Cumhuriyetinin hâkimiyetini ve bağımsızlığını çiğnemiştir. Birleşmiş Milletlerdeki Kıbrıs Rum Temsilcisi de Güvenlik Konseyinin 16 Temmuz gecesi yaptığı toplantıda; "Askerî darbe Kıbrıs Millî Muhafız Kuvvetine kumanda etmek ve bunu eğitmek için Yunanistan'dan gelmiş olan çok sayıdaki subaylar tarafından yapılmıştır” demiştir. Esasen bugün dünya kamuoyunda, bunun Yunan Hükümetinin bir darbesi olduğu kanısı hâkim bulunmaktadır.” (Devam edecek…)

TAM BİR MEGALOMAN!
Megaloman ne demek?
* “Megaloman, kendini olduğundan çok daha önemli, güçlü, zeki veya üstün gören ve bu düşüncelere gerçeklikten kopuk bir şekilde inanan kişilere verilen isimdir. Bu durum, psikolojide megalomani (büyüklük hezeyanı veya büyüklük kuruntusu) olarak adlandırılır ve genellikle daha derin bir ruhsal sorunun (şizofreni veya bipolar bozukluk gibi) belirtisi olarak ortaya çıkar.”
***
Soykırımcılara destek veren, Kudüs’ü başkent ilan eden, Golan Tepeleri’ni (babasının malıymış gibi) Siyonist, soykırımcı İsrail’e kendince veren, Kanada’yı ABD’nin bir eyaleti sayan, Grönland Adası’na el koymak isteyen, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu eşi ile birlikte yatak odasından alıp kaçıran, İran’da masum çocukları katleden ve bu ülkeyi bombalamayı sürdüren, “Hürmüz benim olacak!” diyen… bir kişilikten söz ediyorum.
Kim bu kişilik; Sarı Kovboy, nam-ı diğer ABD Başkanı Donald Trump…
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, bağımsızlığın 250. yılı anısına basılacak olan özel altın paralarda Başkan Trump’ın portresinin yer alacağını açıkladı.
Bu Sarı Kovboy, tam bir megolaman değil de nedir?