Korkunç bir şey.
Bir ailenin ciğerparesi evladının alınıp öfkelere malzeme
yapılması.
Başka bir memlekette görülmemiş bir ilkellik.
Ülkede kaos çıkması için her yol mubah.
Ölümlerin gözyaşı ve ıstırap hanesi de kara siyasaya göre
ayarlanmakta.
İnce mesajlar vermesi için.
Milletin kafasına vurma aygıtıdır sanki ölüler.
Ki o ölü çocuklar, sizin olsaydı öyle mi yapardınız
acaba.
Ne halde olurdunuz.
Cansız bedenler üzerinden kin ve düşmanlık tokuşturanlar.
İnsanın canından daha değerlidir, evladı.
Siyasiler, ölü bedenleri kapıp barbar dansları
yapmaktalar.
İnsanlık, en ilkel kabilelerden daha vahşileşmekte.
Ölüye bile rahat vermeyen bir rant anlayışını, o kadar
bariz okudu ki millet.
Ev kadınları bile rutin işlerine odaklanamadı; korktu,
kaygılandı, kin denizine yuvarlandı.
Televizyonlarda şarkıcılar üçüncü sınıf beyinleri ile yas
programına giriyoruz deyip milleti bir kez daha saf sandı.
Sanki bu ülkenin binlerce masum gencini, çocuğunu
öldürmemişler gibi.
Göbek atan vur patlasın çal oynasın diyen sanatçılar,
ağır abla pozunda twitlerle ölü çocuğa yas yarışına girdiler.
Siyasiler, kadın milletvekilleri kameralar önünde öyle
ağladılar ki, hangi tiyatronun sahne aldığını anladı halk.
Gazeteler tabldot konuyu belirlemişlerdi; yazarlar, o gün
sadece çocuk ölüsünü anlattılar.
Kimse düşünmedi o çocuğun anne-babası ne haldeydi.
Acep onlar kadar yanabilir miydiniz
Siz kameralar önünde ağlama tiradı oynayıp lüks
restoranlarda tıkınırken, o çocuğun anne babası kan kustu.
Berkin den bayrak yapıp göndere çektiniz.
Hırslarınıza doladınız masum çocuk ölüsünü.
Oysa bu ülkede birer birer mi ölür çocuklar.
Hemen arkasından kahrolasıca bir el, bir güneşi daha
solduruyor.
Vatani vazifesini yapıp yeni gelmiş bir genç, el kadar
çocuk Burak, ölüler kervanına katılıyor.
Onun uğurlayanları arasına katılmıyor, öfkeli
kalabalıklar, tiyatro sanatçıları, göbek danslarını yas programına evrilten
ikiyüzlü şarkıcılar.
Burak tıpkı kendisinden önce şehit olan binlerce Anadolu
çocuğu gibi sessizce uğurlanıyor.
Televizyonlar onun için yas programı yapmıyor, şarkılar
susmuyor.
Acılı babası istikrar tavsiye ediyor.
Kimsenin rahatı kaçmasın, ortalığın tansiyonu düşsün diye
alıp evladını köyüne götürüyor.
Herkesin bağlıları olabileceği gibi Burak Can ın
sevenlerinin olası bir taşkınlığından aklı çıkıyor ailenin.
Güneydoğu da şehit olan çocukların anne babaları da aynı
şeyi yapmamışlar mıydı
Bağırlarına taş basmış, biz yandık başkaları yanmasın
demişlerdi.
Biz evlad kaybettik başkaları yitirmesin deyip çözüm
sürecine destek vermişlerdi.
Bu yüzden bu soylu topraklarda o kadar kuvvetli ki kadim
kardeşlik.
Ne Koçgiri kırılırken, ne Zilan katliamı gibi büyük bir
acıdan sonra bile, halklar arasında bir hesaplaşma olmadı.
Zira mazluma bütün yürekler aynı anda ağladı.
Seyid Rıza nın boynuna yağlı ip geçirilirken, kırılaydı
elleriniz de Kerbela evladını şehit etmeyeydiniz dendi.
Sabiha Gökçen Havaalanı na her yolu düşenin bir kez daha
ağrımakta kalbi.
Gökçen in, başlarına bombalar yağdırdığı Dersim in kanlı çocuk
cesetleri doluşmaktadır zihinlere.
Abdullah Paşa Mahallesi diye bağıran minibüsün şoförüne
bakıyorum ilençle, katliam yapan bir paşanın ismini vermişlerdir, doğudaki o
mahalleye.
Yaban baykuşlar, gemeler, sakırgalar iki asırdır
çırpınmakta iç savaş çıkması için.
Halk birbirinin yakasına yapışsın, oluk oluk kan aksın
diye o kadar uğraşmaktalar ki.
Her zaman elinin tersi ile itmekte kardeşliğe kara
sevdalı bu halk.
Onca ölüsüne, onca can kaybına karşılık, inadına
kardeşlik demekte.