Farz edin ki kardeşiniz, size karşı suç işledi.

Sizi yok etmek için sapa bir yerde kör kuyuya attı ve

kayboldu.

Size karşı bu suçu, cahil kardeşleriniz de yapmadı.

Okumuş-yazmış, bulunduğunuz şartlar içinde en üst

seviyede eğitim almış kardeşleriniz bunlar.

Siz de bir şekilde o kör kuyudan kurtuldunuz,

kardeşlerinizi cezalandıracak bir güce de sahip oldunuz, ne yaparsınız

Yüz yıllık eğitimin yetiştirdiği insanlardan anasını

öldüren, kardeşini boğan, hanımını çarşıda kurşunlayan, çocuğunu ana rahminde

iken düşüren, düşürme cinayetine ortak olan eğitimli uzman, vatanına, milletine

saldıranlara yardım ve yataklık eden insanlar üretildi.

Ölçümüz Kur an ve Sünnet olduğuna göre biz, onlara

müracaat ederiz.

Birinci kaynağımız Kur an-ı Kerim de, bize örnek olsun

diye Yusuf süresini indirmiş Rabbimiz.

Yusuf u kıskanan kardeşleri onu yok etme konusunda

anlaşırlar ve bir kuyuya atarlar. Babalarına da Yusuf u kurt yedi derler.

Bu kardeşler eğitimsiz insanlar değiller.

Yakub aleyhisselamın eğitiminden geçmişler.

Ashab-ı Kiramdandırlar, peygamber eğitiminden geçmişler.

Buna rağmen kardeşleri olan Yusuf a karşı bu suçu işlerler.

İnsanın olduğu yerde suç olur.

Sistemlerin güzelliği veya çirkinliği suçun oranındadır.

Yüzde doksanı suç işleyen bir toplumu eğitimiyle yüzde

ona indiren sistemle yüzde doksan beşe çıkaran sistem aynı değildir.

Otuz yıl önce köy veya mahallelerde kapı önünde kalan

mallara hiç bir zarar gelmezken bu gün, üç kapının içinde çelik kasalardan

parayı, kameralı dükkânlardan eşyayı çalmalar başlamışsa sistemin tartışmaya

açılması gerekir.

Çöl vahşilerini dünyanın en medeni insanı haline getiren

ve  Ashabı Kiram diye hala örnek

gösterilen insanları eğiten İslam dır.

O sistemde de suç işlenmiştir ama sıfıra yakındır.

Bir gün Yusuf aleyhisselam, Mısır a sultan olur ve

peygamberlik görevini yaparken kardeşleri buğday almak için Mısır a gelince,

onları tanır ve babasıyla annesini de Mısır a getirtir.

Kardeşlerinin boynu büküktür. Yusuf aleyhisselama şöyle

derler:

(Kardeşleri) dediler ki: Allah a yemin ederiz ki, Allah

seni bizden üstün kıldı. Doğrusu biz hata ettik.

Yusuf aleyhiseelam da onlara:

(Yusuf): Bugün sizi kınamak yok. Allah sizi afvetsin. O

merhamet edenlerin en merhametlisidir. Der. (Yusuf süresi ayet 91-92)

Yusuf aleyhisselamın bu af ilanını Sevgili Peygamberimiz,

Mekke yi kansız bir şekilde fethettiği gün Kâbe kapısına tutunarak yaptığı

konuşmada aynı ayeti  okumuştur.

Halbuki o kâfirler, Sevgili Peygamberimize, ona iman

edenlere karşı ambargo, iftira, hakaret, öldürme, şehirden sürüp çıkarma,

mallarına el koyma suçların her çeşidini işlediler, Bedir, Uhud, Hendek

savaşlarında bir çok sahabeyi şehid etmişlerdi.

Sevgili Peygamberimiz bu suçlu kafirlere topluca:

Bugün sizi kınamak yok. Allah sizi affetsin. O merhamet

edenlerin en merhametlisidir. Hepiniz, evlerinize gidiniz, hepiniz hürsünüz.

Buyurmuş. (Beyhaki, Sünenü Kübra, babü Fethi Mekke, hadis no 18735) Bugünkü

çarpık mantığımızla düşünün, Uhud da Hazreti Hamza nın kalbine mızrak saplayan

ve saplattıran, kulaklarını gerdanlık diye boynuna asan, kininden ciğerini

dişleyenlerden intikam almaya yönelseydi ne olurdu

Ben bilemem, ama sonu gelmez kan davalarından, İslam ı

Hindistan dan İspanya ya kadar götürmeye zamanları olmazdı.

Devam edecek