Aşağıda belki bu konu ile alakalı yaşanmış örnekleri
yazacağız, ama şimdi bana gelen bir mailden yola çıkarak engellilere AKP
Hükümetinin neleri vaat ettiği ve sonucunda neleri yapmadığı hususundaki bazı
örnekleri belirtelim.
Engellilere bazı zorunlu giderlerde indirim yapacağı sözü
verilmişti, maalesef bu olmadı.
Evde bakım hizmeti hususundaki uygulamalar söz verdikleri
gibi değil. Ayrıca pozitif ayrımcılık uygulamaları da maalesef söyledikleri
gibi olmuyor. Her şeyden önce engellilerin ülke ekonomisine katkı yapabilmeleri
hususunda eğitimli, becerikli ve üretken bireyler olmaları gerektiğini her
fırsatta dile getirmekteyiz. Ve bu alanda fırsat eşitliğini istemekteyiz ve
engellilerin de fırsat verildiğinde neleri başarabileceğini çoğu zaman, onlarca
hatta yüzlerce engelli arkadaşlarımız bunu ispatlamışlardır.
İşte bu esastan yola çıkarak her şeyin devletten
beklenmemesi gerektiğini ve kendi emeklerinin karşılığında hayatı kazanma esası
daha mutlu ve huzurlu bir birey olmalarını sağlayacaktır diye düşünüyoruz.
Yukarda dediğimiz gibi engellilerin hayatı diğerlerine göre iki kat masraflıdır
sözünden hemen aklıma kendisi de görme engelli olarak yaşayan ve yakın tarihte
vefat eden halk ozanı Âşık Mevlüd İhsani nin sözleri kulağımda çınlıyor.
Rahmetli şöyle demişti:
Hayatta kazancımın yarısını başkasına vererek yaşıyorum.
Evden çıktığım zaman gurbete gittiğimde yanıma mutlaka bir refakatçi almam
gerekiyor. Oluyoruz iki kişi, Otobüse bilet alıyorum, iki kişilik. Lokantaya
gidiyorum, yemek iki kişilik. Otele gidiyorum, iki kişilik. Hayatımın her
anında masrafım hep iki kişilik oluyor. dedi.
Aslında Mevlüt İhsani nin anlattığını bütün engelliler
yaşıyor. Ve hele de kazancı yetersiz olanlar büyük bir maddi sıkıntı içinde
kalıyorlar. Onun için de zorunlu masraflarını karşılayamayacak duruma
geliyorlar. Bu durum da engellinin normal bir hayat yaşayamamasına maalesef
sebep oluyor. Çocuğunun eğitimine, sağlığına, ulaşım giderlerine ve bir takım
mecburi masraflarına gerektiği kadar meblağ ayıramamanın sıkıntısı da had
safhada oluyor. Bu husus engellilerin fakirliği anlamına geliyor.
O zaman engelliler bu durumun giderilmesi ve gerekli
düzenlemelerin yapılması hususunda iktidardan beklentilerinin olması da gayet
doğal bir durumdur. Son yıllarda iktidar milli gelirin arttığından
bahsededursun, yukarda anlatılanlar bunun tersini söylüyor. Yani engelliler
milli gelirden hak ettiği payı alamıyorlar. Bu da adil bir paylaşım ve sosyal
devlet anlayışına aykırı düşüyor.
Öyleyse burada pozitif ayrımcılık yapılması lazım ve
engellinin ücretlerinin bu esaslar göz önünde bulundurularak takdir edilmesi
gerekir. Eğer engellilerin ücretleri normal ücretlerden farklı olursa, devletin
ücretsiz hizmetlerinin olmasına gerek kalmaz ve toplum içerisinde engellilerin
hayatı beleş diye bir olumsuz düşünce de hâsıl olmaz. Böyle düşününce de
engelliler devlete yük olmazlar ve onurlu bir hayat içinde yer bulurlar.