Sayın Cumhurbaşkanımıza İstanbul (ifsad) Sözleşmesi mektubu 2

Yeryüzünde geçici bir sürede hayat sürecek O’na döndürüleceğiz. Hilafet (Bakara/30), kulluk görevimizin gereği adaletin sağlanması (Hadid/25) ve yeryüzünün imar edilmesidir. Hud/61, Nisa/58’de: “Emanetin ehline verilmesi ve adalet emredilmiş.” Gökler ve yer adaletle/tevhitle ayakta duruyor. “Adalet; mülkün temeli” (Hz. Ömer). “Devletin dini” (Hz. Ali). “Tüm kitaplar ve peygamberler adaletin sağlanması” (Hadid/25), “temel değerlerin/ hak ve özgürlüklerin sağlanması, korunması (hayat, din, akıl, nesil, mal, şeref/itibar vb.)”, “iyiliklerin emredilmesi, kötülüklerin önlenmesi (Hac/41) böylece insanın saadete ulaşması (huzur, güven, refah) amaçlanmıştır. Adalet de, ancak ilahi hukukla sağlanabilir.

İyiliklere, kötülüklere, hayırlara, şerlere vesile/sebep/kılavuz olanlar, yapanlar gibi pay alırlar (Nisa/85). Kulları üzerinde emretmek, emir-yasak ve hüküm hak ve yetkisi O’nun (c.c.) (Araf/54). Peygamberimiz (s.a.v.) de masum olmasına rağmen, ümmetinden marufta itaat etmek üzere biat almıştır. Allah’a itaat/biat Resulüne itaat ve biat iken Hz. Ebubekir (r.a.): “En üstününüz olmadığım halde seçilmiş bulunuyorum. Marufta itaat edin, masiyette bana itaat etmeyin.” Hz. Ömer (r.a.) de kendisine iki konuda itiraz ve ikazda bulunan bir erkek bir de kadına karşı çok güzel davranmış, bu nedenle onlara teşekkür ve takdirde bulunmuştur. “Ömer kulunun hatasını kılıcıyla düzeltecek kullar Yaratan Allah’a şükürler olsun” diyerek örnek olmuşlardır. Gerek Selçuklularda gerekse Osmanlılarda benzeri güzel örnekler biliniyor.

Prof. Dr. Karadavi: “Ahlak (adalet); ‘zaruri’ ve ‘haci’ niteliğinden öte birinci zaruri maslahat olan ‘dinin’ esas yapısı içinde olduğu kabul edilmelidir.” Temel maslahatlardan başka maslahatlar da vardır: Hürriyet, eşitlik, kardeşlik, dayanışma ve insan hakları gibi toplumsal değerler...

Gazali (r.h.): “Şeriatın (hukukun) halka yönelik maksadı; onların dinlerini, nesillerini, canlarını, akıllarını ve mallarını korumaktır.”
Şihabuddin el-Karafi: “Irzların korunmasını da eklemiştir” (El Makasidüş Şeria/Şeriatın Maksatları).
Söz/yasa kimin ise egemenlik de ondadır. İlgili düzenlemelere bakıldığında Hakk’ın da halkın da rızası yoktur. “Hakkın rızası gözetilirse halkın kalpleri de çevrilir” (S.A.V.). Anadolu gemimiz Siyonist/ BOP/Haim Nahum, İstanbul Sözleşmesi vb. projeleriyle batırılmak, parçalanmak istenirken, siz hele de kaptan konum ve sorumluluğunda seyirci olamazsınız. Sizden bir silkinişle/dirilişle gemimizin yanlış rotasının doğrultulmasını bekler/umarken küresel sisteme kıyamınızı beklerken. İki vekâlet var üstünüzde. Birisi Hakk’ın yönetim (adaletle) vekâleti; ikincisi de halkın (cumhurun) oyu/vekâleti. Vekil, vekâletnamesinin ihlalinden kaçınarak yönetim emanetini korumak görevindedir. Size emanetlere riayet yakışır.
“Şeytan: Onları saptıracağım. Emredeceğim, fıtratlarını değiştirecekler, sapacaklar...” (Nisa/119). “İşbaşına geçince ifsada, harsı ve nesli mahvetmeye çalışırlar. Allah bozgunculuğu sevmez” (Bakara/205) ayetleri bizi ürkütmeli değil mi? Bunlar, şeytana tapanlar...
Eşcinsellik haramı korunması gereken bir hak ve özgürlük olarak sayılabilmiş, böylece temel değerlerimizden nesil, aile, ahlak, namus kavramları dinamitlenebilmiştir. Hem de “haramların helal, helallerin de haram sayılmasının en büyük zulüm/şirk olduğunun, affedilmezliğinin” (Lokman/41, Tevbe/31) bilindiği ülkemizde. TBMM’nin sayın üyeleri neye onay verdiler?! Ve böylece işlenecek fiillere -bilerek, bilmeyerek- ortak olabildiler! (Nisa/85). Seçimlerde buna vekâlet/oy isteselerdi TBMM’ye girebilirler miydi? Eylemin kınanması, eleştirilmesi de suç sayılabilecek?! Bu toplum, bu devlet, bu yükü çekemez; çöker, batırır. İşte Lut’la (a.s.) ilgili kelam ayetlerini okuyoruz; kevni ayet olarak Lut gölü de ziyaretçilerine açık duruyor. Kur’an öyle bir kitap ki; her ayetinin evrende veya ahirette karşılığı var. Anlamsız, amaçsız ayet yok... Milletimizin değerlerini korumakla sorumlu bir devlet nasıl oluyor da, bizzat kendisi ifsad edebiliyor? Devlet kimin? Egemenlik kimin?! Soruları hep gündemimizde olmalı değil mi? Allah-u Teala temiz ve yararlı şeyleri helal, pis ve zararlıları da haram kılmıştır. Bu yetki de ancak O’nundur. Haram ve helalleri belirlemek hak ve yetkisi ancak Rabbimizindir. Muhalif hüküm koymak ise O’nun (c.c.) egemenlik hak ve yetkisini ihlaldir.
Fuhuşla ilgili olarak; vahiyle konuşan Efendimizin (S.A.V) Ramuz ul Ehadis’ten (Fitneler) ne büyük felaket, afet, azap olduğu beyanı/haberlerinin numaralarını sunuyorum. (722, 723, 728, 1539) depremden, düşman istilasına kadar her belâ var. “Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. Bunların en şerlisi/zararlısı da haramları helal, helalleri de haram sayanlardır...” (3213).
Hakk’ın rızasını öncelememiz gerekiyor. Halkın rızası da olursa daha güzel oluyor. Anılan düzenlemelerde ikisi de yok. Bilmem hangi kriterler, kimin hukukuna/yoluna uyarlamalar var. Zaten tüm sıkıntıları biz, Batı hukukuna/yoluna uyabilme yanlış tercihimizden çekmiyor muyuz?
O halde ikiyüz yıllık yanlıştan dönmemiz gerekiyor. Anlamalıyız ki, gittiğimiz istikamet yanlıştır/batıldır. AB evi de sağlam, güvenilir değildir; örümcek yuvası gibi çürük ve zayıftır (Ankebut/41). Onların velayetleri gibi yolları da batıldır, çıkmazdır. Ve yolların en doğrusu “tarik-i müstakim”dir; İslam’dır. Öteki yollar da şeytanidir/batıldır. (Fatiha/6-7) (En’am/153). Ve tekrar O’nun (c.c.) yoluna dönmedikçe O’ndan yardım da alamayız. İzzet de bulamayız (Nur/55). O’ndan yardım alınca da sıkıntılarımız/zilletimiz gider (Taha/124) (Şura/30) (Mücadele/5). İzzetimizin yolu (Nur/55) da “huzur, güven ve refah”ımızın yolu da (Nahl/112) gösterilmiştir. “Nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir/26) (Bakara/170) ayetlerini çok düşünmeliyiz.
Öncelikle ezelde Rabbimizle yaptığımız “kulluk sözleşmemizin”, “tevhidimizin” gereği olarak, buna aykırı düzenlemeler içeren İstanbul Sözleşmesi’ni çöpe havale etmenizi, ilgili benzeri düzenlemelerin de ayıklanarak bünyemize uyarlanmasını arz ediyoruz, umuyoruz...
Halkı ötekileştirmeyin, tümünü kucaklayın. Nefret dilinden vazgeçin. Ötekilere (?) de adaletle davranın. Halkımızın değerlerini önemseyin. Bir kesimin değil, her kesimin/herkesin Cumhurbaşkanı olun. Halkın değerlerini korumak, adaletle muamele yapmak, kardeşliği, birliği sağlamak, ülkemizi mamur kılmak size yakışır. Takdir edilir ki, iktidarınız döneminde AB ile uyum çabaları çerçevesinde en önemli değerlerimizden aile, nesil, ahlak kavramlarımız örselenmiş, tahrif edilmiş ve bekamızı tehdit edecek boyutlara ulaşabilmiştir. Üstelik çıkartılan düzenlemeler ailemizi koruma/ıslah adı altında, iddiasıyla yapılmıştır. Yapılan iyi ve kötü icraatta öncülük ve yetkinin zatı âlinizde olduğu herkesçe biliniyor. Zinanın, lutiliğin, eşcinselliğin, LGBT vb. ileride telafisi mümkün olmayacak çapta zararlarla geleceğimizi tehdit eden tüm yasal düzenlemelerin, yeniden gözden geçirilerek bünyemize/değerlerimize uyumlu hale getirilmesini, öncelikle de İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin sağlanması suretiyle bir nefes almamıza öncülük etmeniz nerdeyse halkımızın tamamına yakınının ortak dileği ve duasıdır. Konuyla ilgili olarak: “Yanlış yaptık, düzeltiriz”, “Nas değil, gereğini yaparız” sözleriniz beklentilerimizi güçlendiriyor.
Allah-u Teala herkese gücünün yettiğini yükler; yetmediğini yüklemez. “Biz halk olarak size gücünüzü aşan yükler yükledik; böylece kendimize de size de zulmettik. Ancak sizin gücünüz, yetkiniz bizim temennilerimizi/taleplerimizi karşılamaya yeterlidir.” Hakkın ve halkın rızası bu konuda müşterek. Allah’tan yardım iste, al. O (c.c.) her şeye kâfidir.
Hatasız, günahsız kimse yok. Siz de öyle. İstiğfar/özür ve tevbe de erdemdendir. Sizin iyilikleriniz de kötülükleriniz de katlanıyor. Hem Allah-u Teala’nın kulu olarak, hem de devletimizin başı olarak sorumluluklarınız çok büyük. Üstünüzdeki “ateşten gömlek” sizi yakabileceği gibi, ateşten de koruyabilir. Zulmün karanlığı/zindanı/ateşi veya adaletin ışığı/gülistanı... Üstelik dünyadaki tüm mazlum ve mağdurların gözü üstünüzde. Öncü olmanızı bekliyorlar. D-8 ile “yeni dünya düzeni”ni niçin biz kurmayalım? “Hasbiyallah” diyerek, O’nun kapısına dönelim ki kurtulabilelim, vesselam. En iyi dileklerimizle...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

04

Ahm@ - Uslûp, Arzuhalin sunuluşu ve konunun ehemmiyetinin vurgulanışına hayran kalmamak elde değil.

Allah yar ve yardımcımız olsun.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Mayıs 04:19
03

Ferhat - Ağzınıza sağlık, bizim birbirimizi uyarma görevimiz çoğu kez ayıp olur, kırarım, incitirim, küstürürüm gibi evhamlar yüzünden yapamadığımız veya tehir ettiğimiz bir durumdur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Mayıs 21:41
02

True Legend - Tayibin kimler tarafindan iktidara getirildiğini unuttunuz herhalde çağri güzel ama boş tayibin efendileri bu isteklerinize asla müsade etmez

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Mayıs 18:51


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 20-65 yaş arasında birisi olarak Maske alabildiniz mi?