‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz de bu yazılarda uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

***

“Mâ ene bibasitin yediy ileyke / Ben yedimi sana bast edecek değilim.” (Maide 28)

Genel olarak nefsi müdafa ilkesi kabul edilmiştir. Biri size ‘ben seni öldüreceğim’ deyip ciddi tehditte bulunursa, senin nefsi müdafaa hakkın doğar, sen onu öldürebilirsin ve sadece diyet ödenir, kısas yapılmaz. O halde maktul kardeşin kardeşini katletmeye hakkı olduğu halde o bu hakkını kullanmayacağını söylemektedir.

Bugünkü kanunlarda da hüküm böyledir. Cezalandırma yetkisi yalnız devlete aittir. Biri seni katletmeye kalktığı zaman sen mukabele etmeyeceksin, o seni katledecek, sonra kısas yapılır. Ama eğer sen kendini savunmaya başlar, sen de onu katletmeye kalkışırsan ve o galip gelir de seni öldürürse, ona kısas uygulanmaz, sadece hafif diyet uygulanır.

O halde öldürülen kardeş İslâm’ın bu temel kuralını kullanmaktadır. ‘Ben savunmaya geçmeyeceğim, senin katledilmen hak olacaktır’ demiştir. Bugün kısas kalktığı için herkes kendisini savunmaya girer, dolayısıyla kısas ortadan kalkmış olur.

Öldürmelerde uygulanacak hükümler şöyle sıralanır.

1) Sebep olma sonucu öldürmedir. Cezası sadece diyettir. Keffaret gerekmez.

2) Hataen bir kimse başka birini öldürürse hafif diyet ödenir. Diyeti de akilesi (dayanışma ortaklığı) öder. Ayrıca keffaret gerekir.

3) Şibh-i amd ile öldürme. Dövme kastıyla hareket ettiğin halde adam ölse şibh-i amddir. Ağır diyet ödenir. Kısas yapılmaz. Diyeti kendisi öder. Ödeyemezse zorunlu çalışma sitesinde çalışır ve öder.

4) Amden öldürme. Bu takdirde kısas uygulanır. Affedilirse ağır diyet öder.

5) Diyetli kısas. Hem diyet verilir hem de kısas yapılır. Müştereken katillerde böyledir. Mağdurun seçtiği katil katledilir. Diğerlerinin her biri ayrı ayrı ağır diyet öder. Tetikçi katledilir, para verenler ayrı ayrı ağır diyet öderler.

Bunun dışında:

- Tehdit edilen öldürülür de katil bulunmazsa tehdit eden hafif diyet öder.

- Çatışanlardan biri ölürse diğerine diyet öder, ikisi ölürse iki taraf vârislere diyet öder.

- Polis savunma yapabilir, karşı saldırıda bulunursa hafif diyet öder.

Bu ayetten öğrendiğimiz şudur: Bize saldırana karşı korunma ve savunmaya geçeriz. Ama karşı saldırıda bulunmayız. Olay tamamlandıktan sonra kişiye ceza veririz. Karşı saldırıda bulunur da kişi ölürse diyetini öderiz.

“Diyetini öderiz” cümlesine işte bu ayet delildir. Çünkü savunma amacıyla da ölse bizim onu öldürme yetkimiz yoktur.

Her ikisi de ölmüşse kıyas yoluyla her ikisine diyet öderiz. Neden? Çünkü diyeti ödeyecek olanlar akilelerdir, diyeti alacak olan vârisleridir. Hata diyeti ödenmelidir.

“Liektüleke / Seni katletmek için elimi sana bast edecek değilim.”

Liektuleke” sözünü tekrar etmiştir. ‘Savunmamı yaparım ama seni öldürmeye kalkışmam’ demektedir. Tekrar etmesi, katl için elimi uzatmam ama başka hususlarda elimi uzatabilirim demektir. Mefhumu muhalefetle manalandırırsanız, başka şey için elimi uzatırım demiş olursunuz. Mefhumu muhalefeti kabul etmezseniz, istishabla başka şey için elimi uzatabilirim demek olur.

Katl” kavramı genel olarak öldürmek anlamındadır. “İmate etmek” Allah için geçerlidir. İnsan ise katl eder ama imate etmez. Katl beklenmedik ölüm, mevt ecel ile ölümdür. Mevt daha genel, katl ise özeldir. Katl kelimesi ile mevt kelimesini tefrik edecek şekilde uygarlaşılmış olmaktadır. Bu da doğaldır. İlk insan sebep-sonuç ilişkilerini biliyor, sebepsiz sonuç olmayacağını biliyor, insanın iradesiyle iş yaptığını biliyordu. (Devamı var)