‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

“Ev yünfevmine’l-erdi / Yahut arzdan nefy edilmesidir.” (Maide 33)

Her bölgede böyle menfalar (nefy yerleri) kurulur. İnsanlar orada çalışıp yaşarlar. Buralarda hukuk düzeni değil askeri düzen geçerlidir. Mahkûmun görevlisini değiştirme hakkı vardır ama mutlak surette itaat etme durumundadır. Bu yerlere dışarıdan başkalarının girip çıkmaları, orada yerleşmeleri, orada çalışmaları serbesttir, ne var ki onlar da askeri düzene tabidir. Mahkûmlar ise çıkamazlar. Çıkarlarsa kanları heder olur.

“Buradaki bu hükümlere nerden varıyorsun?” diyebilirsiniz.

“Arzdan sürülür”e “yeryüzünden sürülür” dendiğine ve idamdan farklı olduğuna göre, gidecek yer bulmanız gerekir. Burası hukuk düzenine tabi ise arzdan ne farkı kalır? O halde başka alternatif olmadığına göre burası askeri düzendir. Başkalarının girip çıkmaları ise mâni hüküm olmadığına göre normaldir. Orasının askeri alan olması hükmü diğer insanların da aynı askeri düzene tabi oldukları sonucuna varılır. Fıkıh kitaplarında hukuk düzeninin olduğu yere “Dar-ı İslâm”, askeri düzenin olduğu yere “Dar-ı Harb” denmektedir.

“Zalike / Bu” (Maide 33)

Bir cümleden sonra eğer işaret zamiri gelirse manaya işaret etmektedir. Bu sebeple müzekkerdir. Eğer fiile işaret ediyorsa, o zaman “Haza” denir, yani işareti gösterir. “Zalike” deniyorsa o zaman manasına işaret ediyor demektir. Yani burada işaret edilen yukarıdaki hükümlerdir; asılmak, öldürülmek, kesilmek veya sürülmek.

“Onlar için” (Maide 33)

Buradaki “Lam” izafet lamı olabilir. Yani “onlar için hizydir” manası verilebilir. Haberin bundan sonrası da haberdir. Bunlar içindir, başkası için değildir denmiş olur. Yahut da “bu onlara ait hizydir” demek olur. Her iki mananın birbirinden fazla farkı yoktur. “Lehüm”ün takdimi tahsis olabilir, baştaki “inne”nin tekidi olmuş olur.

“Hizyün / Utanç” (Maide 33)

Utanma vardır. Arapçada “ar” olarak geçmekte ise de Kur’an’da o manada değildir. “Hizy” utanç manasındadır. Aslında o fiilleri herkes yapmakta, kimse onu suç saymamakta ama onun aşikâre toplulukta yapılması kabul edilmemektedir. Cinsi ilişkilerin alenen yapılması ayıp sayılmaktadır. Toplulukta böyle hareketler vardır. Onu yaptığınızda sizin beyninizde bir sıkıntı doğar. Öyle görünmesini istemezsiniz. Utanma insanların birbirlerine verecekleri bir ceza değildir, bir biçimde fertlerin iradesi dışında ortaya çıkan bir olaydır. Topluğun gözü önünde yapılmalıdır. Bir kimseyi nâsın (insanların) tahkir etmesi utanılacak bir iştir. Utanılacak şeylerin çoğu yararlıdır ama bazen utanılması gerekmeyen olayları değerlendirerek halk sosyal baskı yapar. Buradaki “Zalike” ölümü de içeriyorsa, onun için utanma değil, başkaları için utanma olur. Ölümü içermiyorsa sadece sürgünü içerebilir.

Ölümü içermesi hâlinde utanma kime ait olur?

Onun dayanışma ortaklığına ait olur. Biz dayanışma ortaklıklarına dereceler verirken bir de ortaklıkta olanların az suç işlemesini de esas alıyoruz. Suçları derecelendiriyoruz, ölçümlendiriyoruz. Sonra topluyoruz. Böylece dayanışma ortaklığının suç derecesi ortaya çıkıyor. Buna göre sıralama yapıyoruz. Sıranın tersi o dayanışma ortaklığının derecesini verir.

Adil Düzen Anayasası” çalışmamızda bu yazılıdır. Ne var ki istihsanla yapılmıştır. İşte bu ayet istihsanı tansîs etmiştir (nass haline getirmiştir). Kur’an okunup kullanılan kelimeler üzerinde durularak mana verildiğinde aradığınız her soruya cevap verebiliriz.

Hırsızlık yapması sebebiyle kolu kesilmiş olan insan devamlı utanç içindedir. Sürülmüş insan için de durum böyledir. Sürgün sitelerinde bunlar yerleştirilirken burada özel elbise giydirilir, herkes onların cezalı olduğunu bilir. Diğerleri ise normal elbise ile dolaşırlar. Bir beldeden sürülen kimse için bu durum nasıl belirlenecektir? (Devamı var.)