* Genel Başkan Yardımcısı Atik Ağdağ’ın kongreyi açış konuşmasında, “Nezaket timsali Genel Başkanımız Mustafa Kamalak ve müstakbel Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu…” ifadeleri salondan büyük alkış aldı.
* Kongre salonuna Prof. Dr. Mustafa Kamalak ve Temel Karamollaoğlu el ele birlikte geldi.
* Karamollaoğlu’nun şu cümleleri dikkat çekiciydi; “Havuz sistemimiz rant çevrelerine meydan okudu. D-8’le de dünyaya meydan okuduk. 28 Şubat darbesi bu nedenle oldu”, “Türkiye Uçak Sanayi’ni kurduk. Biz iktidardan uzaklaşınca TUSAŞ’ın benzinini dahi kestiler.”, “Felluce’de, Guantanamo’da zulmettiler. Kimse Ebu Gureyb’i unutmadı. Bu korkunç cinayetleri işleyenlerle nasıl bir araya gelinir?”, “Herkesi seviyoruz, kucağımız herkese açık ama yanlışı söylemeden geçemeyiz.”, “Yanlış lanse ediliyor. Madımak da bizim acımızdır Başbağlar da...” Yatıştırıcı, birleştirici, uzlaşmacı bir konuşmaydı.
* Prof. Dr. Mustafa Kamalak da duygusal bir konuşma yaptı. Bazı cümlelerini notlarımdan aktarayım; “Bugün genel başkanınız olarak sizlere son kez hitap ediyorum. Elbette bugünden sonra da bir kardeşiniz olarak, ama en önemlisi bu büyük hareketin, bu kutlu davanın bir ferdi, bir eri, bir neferi olarak sizlerle omuz omuza yürümeye devam edeceğim. Çünkü biz bu davaya koltuk ile değil, gönülden yürekten iman ile bağlıyız. Hepinizin bildiği gibi bundan 5 yıl önce, Erbakan Hocamızın vefatı üzerine bu göreve, genel başkanlığa layık görüldüm. Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki, bu görev, hayatımın en zorlu ama en onurlu, en şerefli göreviydi…”
* Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk başta olmak üzere YİK ve Başkanlık Divanı üyeleri birlikte kongreyi takip etti.
* Kongrede en çok dikkatimi çeken disiplindi. Saadet Partili gençler kongrede adeta kuş uçurtmadı. Salonun dış kapısından geçerken gençlere, “Milli Gazete yazarıyım, işte bu da basın kartım!” dememe rağmen, “Adnan Bey, lütfen basın görevli kartınızı görünür şekilde takınız. Buradan geçseniz bile salona giremeyebilirsiniz” denildi, kibarca. Ne yalan söyleyeyim, bu tavır çok hoşuma gitti.
* Kongre dolayısıyla Atatürk Kapalı Spor Salonu çevresi ve Ulus civarı adeta panayır havasındaydı. Başta seyyar köfteciler olmak üzere özellikle İstanbul teşkilatlarından çok sayıda ekip stat çevresinde yerini almıştı. Börek, çöreklerin haricinde “para iadeli” garanti demli memnuniyet çayları partililere ikram edildi.
* Heyecanlı, nabzı yüksek, samimi, ihlâslı bir gün yaşadı, Ankara. Hayırlı olsun…
TEMEL BEY SİVAS’TA NELER YAPTI?
Temel Karamollaoğlu’nun Saadet Partisi Genel Başkanlığı gündeme geldiğinde sosyal medyada bazı kesimler kasıtlı olarak “Madımak”ı gündeme getirdi.
Bir kere şunu ifade etmek lazım; Temel Bey, Anadolu’daki Refah Partisi örgütlenmesinde, önemli çalışmalarda bulundu...
Sivas’ta RP’li bir belediye başkanı olarak yaptığı çalışmalar Türkiye’de farklı bir hava meydana getirdi. Temel Bey’in “Köroğlu misali”ne benzettiği bu çalışmalar ve hizmetler halkta karşılığını adeta katlanarak gösterdi. Karamollaoğlu o yılları dile getirirken şu cümleleri kullanacaktı; “Bu çalışmalar yaptığımızdan daha büyük hale geldi. Bu da bize teveccühü artırdı.”
***
Konu açılmışken şu noktaya değinmem lazım; Karamollaoğlu, Sivas Belediye Başkanı iken Madımak Oteli karanlık birtakım eller tarafından yakıldı. Çok sayıda sanatçı burada elim bir şekilde can verdi.
Temel Karamollaoğlu’nun o günleri anlatırken kullandığı şu cümleler ehemmiyetli: “Alevi vatandaşlar geldi, çok üzüldüklerini söylediler. Sivas’ta ayrım yapılmaması konusunda çok çalışmamız oldu. Bundan dolayı mesela Aleviler bize birçok yerde büyük yakınlıklar gösterdiler. Bu mahallelere çok büyük hizmetler götürüldü. Hatta bu hadiseler olmasaydı muhtarlar teşekküre gelecekti. Bunlar abartılınca, bu potansiyel başka yerlerde örnek gösterilmeye başlandı. O zaman ‘Sivas’ta öyle bir oyun oynayalım ki bunlar bir daha altından kalkamasınlar’ diyenler olmuş olabilir hissindeyim. Mesela bazı gazetelerde hiçbir neden yokken özel olarak hedef gösterildim. Vali de, Emniyet Müdürü de hadiselerin önlenmesi için ne kadar çırpındığımı belirttiler. Bu hadiseyi kardeşim yapsa cezalandırılmasını isterim. Bunu onaylamak mümkün değil. Ama bir bakıyorsunuz sadece politik sebeplerle bir şeyler çevriliyor. Bir hadisenin bu kadar çarpıtılabileceğini aklım hayalim almıyor.” “Bir kere insanların bu şekilde cezalandırılmasına hiçbir Müslüman ‘Evet’ diyemez. Farz edelim ki, bir şey demiş olsa, bu adam İslam’ı temsil etmiş olmaz ki! Düzenli toplantı yaptığınız zaman bazı tedbirler alırsınız, böyle toplantılarda çoğunluk, düzenleyenleri bildiği için tahrikçilere karşı biraz uyanıktır. Ama düzensiz bir toplantıda kimse dinlemez. Ben bunu yapanların bir kısmının akıllarını kaybettiklerini düşünüyorum. Eğer bir ajan tahrikçi yaptıysa ayrı konu tabii.”
“Alevi mahallelerine ‘pozitif ayrımcılık’ yaptık. Sözgelimi, ilk parkımızı Alevi vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadıkları Ali Baba Mahallesi’nde hizmete açtık. Bu insanlarla çok iyi anlaşıyorduk. Bizi seviyorlardı. Çünkü biz onlara hizmet götürüyorduk. Bu durum, bu kesimi yıllar yılı istismar eden Halk Partisi çevrelerini fena halde rahatsız etti...”
***
Kalem kalem sayacak değilim ama Milli Görüş belediyeciliği Sivas’ta da efsane hizmetlere imza attı.
Sosyal medyada, orada burada Madımak Oteli yangını ile Temel Bey’i yan yana getirmek isteyenlerin bu satırları bir kez daha okumalarında yarar var.
BİR SOHBET VİRTÜÖZÜ: ALİ KÜÇÜKER
Ali Küçüker... Emekli Müftü ve yazar...
Yeni kitapları olan Makberden Mahşere Kadar Kabilerde Hayat, Huzur ve Saadet Kaynakları ve Kırk Nasihat isimli kitapları okurlarının beğenisine sundu.
Peki, kimdir Ali Küçüker...
Emekliye ayrıldıktan sonra Ankara’da İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı Genel Merkezi’nde hem fıkıh uzmanı olarak çalışıyor ve hem de talebe okutuyor.
Ayrıca haftada bir gün Hedef Radyo’da dini sohbetler yapıyor.
***
Hayat öyküsü de bir hayli çarpıcı...
Ali Küçüker hoca, 14 Nisan 1935 doğumlu.
İlkokulu pekiyi derece ile bitirdi. Çocukluk döneminde okumaya çok merakı vardı. Köyde kısa bir süre rençperlik de yaptı.
Daha ilkokula giderken Kur’an-ı Kerim’i ve birtakım Osmanlıca yazıları okumaya başlamıştı.
Ali Küçüker hoca bir süre kendi köyünde Arapça okuttuktan sonra, 1956 yılında Kemah Müftülüğü’ne tayin edilen ve eski Gümüşhane Milletvekili olan Lütfi Doğan’dan medrese usulü ders okumaya devam etti. Ondan icazet aldı.
1957 ve 1958 ve devamında askerlik görevini yaptı. Askerlikten dönüşte Kemah Beklim Çay Mahallesi’nde bir yıl imamlık yaptı.
1960 yılında Erzincan’ın Üzümlü ilçesine vaiz olarak atandı.
1973 yılında Erzurum A.Ü. İslami ilimler Fakültesi’ne kaydoldu.
Burası Türkiye’de ilk defa açılan ve Osmanlı medreseleri sisteminde çalışan bir mektepti. Beş yıllık bir fakülte olarak açılmıştı. Orayı da yüksek not alarak bitirdi.
Bu okulları okumasında en çok hocası Lütfi Doğan’ın manevi destek ve yardımları oldu.
Erzurum Üniversitesi’ne devam ederken her hafta Erzincan’dan Erzurum’a beş yıl boyunca trenle ve bazı kere ise otobüsle gitti geldi.
1989 yılında Gümüşhane’nin Köse ilçesine Müftü olarak atandı ve yine aynı yıl emekliye ayrıldı.
Emekliye ayrıldıktan sonra Ankara’ya yerleşti ve İslami İlimleri Araştırma ve Yayma Vakfı Genel Merkezi’nde hem fıkıh uzmanı olarak hizmet vermeye başladı, hem de talebe okutmaya...
***
Vaaz ve sohbetlerinden, nasihatlerinden istifade etmiş biri olarak şunu söylemek isterim; İslam için, insanlık için çalışmalarını devam ettiren Ali Küçüker hocaya daha uzun yıllar sağlık ve mutluluk diliyorum...